OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

Yazar Mehmet Doğan • 10 Mart 2017 • Yorumlar:

“Yıllardır nasıl yaşadığımı, ne sıkıntılar çektiğimi tahmin edemezsiniz. Dünyada cehennemi yaşamak böyle bir şey herhalde. Önceleri diğer insanlara göre biraz daha fazla el yıkamanın, banyoda biraz daha uzun kalmanın titiz bir insan olmamdan kaynaklandığını düşünür, hatta temizliğimle övünürdüm. Ama zamanla dokunduğum her yerden ellerime mikrop ve kir bulaştığını düşünmeye başladım. Düşündükçe ellerimi daha sık yıkıyordum. Ellerimin kirli olduğu düşüncesini ve el yıkamalarımı durduramıyordum artık. Ellerimi yıkamadığımda içimi dayanılmaz bir sıkıntı kaplıyordu. Kapı kollarını, muslukları, başkalarının dokunduğunu düşündüğüm yerleri önceleri ıslak mendillerle tutarken giderek hiç dokunamaz hale geldim. Kapıları, muslukları eşime ya da çocuklara açtırıyordum. Daha sonra çocuklarımın ve eşimin de kirlendiğini düşünüp onların da ellerini yıkamalarını istemeye başladım. Tam bir kabustu. Bunun bir hastalık olabileceği de aklıma gelmiyordu. Konu komşudan, yakınlarımdan benim gibi şikayetleri olan başka kimseleri tanıdıklarını, bunun bir hastalık olduğunu duydum. Ama herkes ne düşünür diye epey bir süre tedaviye gitmeyi istemedim. Sonunda dayanamayıp belki bir çaresi vardır diye kabul ettim. Bir psikiyatriste gittik. Verdiği ilaçları her kontrole gittiğimizde artırıyordu. Gerçi tedavinin vakit alacağını ve uzun süreceğini söylemişti ama doz arttıkça pek bir değişiklik olmuyor ve umutlarım giderek kırılıyordu. Çevreden başka bir psikiyatristin ismini duyduk. Bir defa da ona gidelim dedik. Onun verdiği ilaçlar yan etki yaptı. Uykum kaçtı, midem bulandı. Bir daha gitmedim. 5-6 ay daha el yıkamalarımla, sıkıntılarımla boğuştum. Ellerimin üstü kurumuş, kıpkırmızı olmuştu. Pul pul dökülüyordu. Sürdüğüm kremler de fayda etmiyordu. Dayanamayıp 3. psikiyatristimi kendim buldum. Verdiği ilaçlar başlangıçta hafif yan etkiler yaptı ama 10-15 gün içinde geçti. Önceleri el yıkamam azalmadı ama kendimi daha iyi hissediyordum. Doktorum, bunu hastalığımın üstüne eklenen depresyonun, verilen ilaçla iyileşmeye başlamasına bağladı. 7-8 ay sabrettim. El yıkamalarım da azaldı. Ama bir noktaya kadar azalmıştı ve tamamen geçmiyordu. Yine tam iyi olamayacağım diye düşünmeye başlamıştım. Doktorum tedavime yeni bir ilaç ekledi ve “Tedavinin uzun ve zahmetli olabileceğini baştan konuşmuştuk” diye ekledi. Şimdi tedavide 1 yılım doldu. Sanırım ellerimi herkes kadar yıkıyorum. Sıkıntım da yok. Ama doktorum şikayetlerimin sona ermesinin yeterli olmadığını, tedavinin daha uzun süre devam edeceğini söylüyor. Olsun, razıyım. Yıllardır böyle rahat etmemiştim.”

“Tedavi öncesi ve tedavi döneminde ben de benzer şeyler yaşadım ama şikayetlerim daha farklıydı. Ellerimi ben de sık yıkıyordum ama öyle ellerimi kanatacak kadar değildi. Benim esas derdim banyo ve tuvaletle ilgiliydi. Temizlenemediğimi düşünerek uzun uzun yıkanıyordum. Vucudumun bir bölgesini yıkıyor ancak bir süre sonra yıkadığımdan emin olamayıp tekrar tekrar yıkıyordum. Yine de tam temizlenmediğim şüphesiyle banyodan 2 saatte zar zor çıkıyordum.Bir de misafir konusu var. Eve birisi gelsin istemiyorumdum. Misafirin oturduğu, bastığı yerleri defalarca silmem, yerleri çamaşır suyu ile dezenfekte etmem gerekiyordu. Dışarı çıkarsam dönüşte doğru banyoya koşuyor, üstümdekilerin tümünü çamaşır makinesine atıp, iyice yıkanmadan, temiz kıyafetler giymeden rahat edemiyordum.Tedaviden sonra şimdi iyiyim.”

“Aklıma öyle kötü düşünceler, küfürler geliyor ki bunları ben düşünmüş olamam diyorum. Böyle şeyleri aklıma getirmemeye çalışıyorum ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım engel olamıyorum. Bazen kutsal, inançlarımla ilgili inkar ve küfürler geliyor. Çok utanıyorum. Kendimi çok suçlu hissediyorum. Artık cezalandırılırım, benim kurtuluşum yok, günahkar oldum diyorum. İçimi tarifsiz sıkıntılar kaplıyor. Defalarca tövbe ediyorum. Bildiğim duaları yedişer kez tekrarlıyorum, yine de içim rahat etmiyor. Kimseye de söyleyemiyorum. Böyle bir şey nasıl söylenebilir ki?”

“Herşey çok düzgün olsun istiyorum. Eşyalar düzenli olmazsa rahat edemiyorum. Bazıları simetri hastalığı diyor. Duvardaki tablolar düzgün, tam düşey doğrultuda olmalı. Ayakkabılar da düzgün ve simetrik olmalı, ayakkabıların burunlarını aynı hizaya getirinceye kadar epey zorlanıyorum, bıktırıyor artık. Ama aynı seviyede olmazlarsa, bana, yakınlarıma kötü birşeyler olacak, başımıza türlü kötü şeyler gelecek diye korkuyorum. Sadece bunlar olsa yine iyi; yolda yürürken sanki bütün tabelaları, araba plakalarını okumak zorundaymışım gibi hissediyorum. Yetişemeyip, hepsini okuyamayınca yine kötü şeyler olacak korkusu kaplıyor içimi.Üstelik karanlık bir odaya girdiğimde ışığı iki kez açıp kapatmazsam huzur bulamıyorum”

“Namazlarımı hep düzenli kılar, kaçırmamaya çalışırım. Ama ezan vakti yaklaşınca bir sıkıntı kaplıyor içimi. Allah affetsin, ezan okunsun istemiyorum. Çünkü abdest almak işkence gibi. Sol kulağımın arkasını yıkamışmıydım emin olamıyorum. İyice yıkadığım halde acaba sağ ayağımın küçük parmağının ucuna su değmemiş olabilir mi diye kaygılanıyorum. Hadi baştan abdest almaya başlıyorum. Bu böyle sürüp gidiyor. Yeniden bu sıkıntıyı yaşamamak için abdestim bozulmasın diye tuvalete gitmemeye, akşama kadar ihtiyaçlarımı tutmaya, su içmemeye çalışıyorum. Çoğu zaman bu da çare olmuyor. Acaba farkında olmadan bir şey kaçırmışmıyımdır, abdestim bozulmuş mudur diye düşünüp bir türlü emin olamıyorum. Namaz kılarken de sıkı sıkı aklımda tutmama rağmen bir an geliyor kaçıncı rekatı kıldığımı unutuyorum, bazen bilsem de emin olamıyorum. Sonra yeni baştan kılmaya çalışıyorum. Bütün bunlar çok vaktimi alıyor çook.”

Bunlara, ütüyü fişten çekip çekmediğinden, ocağı söndürüp söndürmediğinden, kapıyı kilitleyip kilitlemediğinden emin olamayıp defalarca kontrol edenleri, yerdeki seramiklerin çizgilerine basmadan yürümeye çalışıp, basarsa başına kötü şeyler geleceğini düşünenleri, herşeyi 2 ya da 3 kez bazen kendince önemli olan sayı kadar tekrarlamadan yapamayanları da ekleyebiliriz.

Tedavi ise hekiminizin size uygun, yan etkisi olmayan, etkin ilaçları bulmasına, yanısıra size uygun bilişsel-davranışçı terapilerin eklenmesine ve sizin sabrınıza bağlıdır. Obsesif-Kompulsif Bozukluk güçlüklere rağmen tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir akıl hastalığı da değildir.

Takıntısız, mutlu, huzulu günler dileğiyle…

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)