Burun Estetiği

Yazar Aytekin UzerKulak Burun Boğaz Doktoru • 31 Mart 2020 • Yorumlar:

Burun ameliyatlarında tampon korkusu

Burun estetiğinde “tampon korkusu”, hastaların yaşadığı en büyük endişelerden biridir.
Burun ameliyatlarında tamponun görevi; ameliyat sonrasında oluşabilecek şekil bozukluklarını önlemek, burun içinde baskı uygulayarak kanamayı en aza indirmek ve şişlikleri gidermektir.
Tampon eskiden burun ameliyatı olanların kabusu olsa da, günümüzde durum çok farklı. Neden mi?
Çünkü eskiden burun estetiği ameliyatlarında kullanılan, tampon çıkarma sürecinde hastalara acı veren, hastaların korkuyla baktığı klasik bez tamponlar çok eskide kaldı.
 

Erkeklerde burun estetiği

Eski dönemlerde burun estetiği ameliyatı olan kadın hasta sayısının, erkek hasta sayısından çok daha fazla olduğu biliniyordu. Hatta ciddi bir sağlık problemi yoksa, erkekler burun ameliyatına çok nadir başvuruyordu. Ancak son yıllarda bu durum değişti ve erkekler de en az kadınlar kadar burun estetiği ameliyatını tercih ediyor. 

Tabii ki fizyolojik açıdan erkeklere yapılan burun estetiği operasyonlarında kritik noktalar söz konusu. Erkeklerde doğal görünümlü sonuçlar, kadınlara göre daha fazla isteniyor. 

Burun sırtının aşırı indirilmesi ve burun ucunun aşırı kaldırılması ‘feminizasyon (kadınsılaştırma)' etkisi olarak adlandırılan bir duruma yol açabilir. Bu da operasyonu olan kişinin beden algısında önemli sorunlara sebep olabilir. 
 

 

Septum deviasyonu nedir?

Burun boşluğunu ikiye ayıran ve kemik ile kıkırdaktan oluşan yapıya "Septum" denir. 
Normalde ince ve düz olması gereken septumun eğri olmasına “Septum Deviasyonu” adı verilir. En bilinen ismi ise direkt “Deviasyon”dur. 
Bu deviasyona neden olan durum ise 18 yaşına kadar gelişen burun orta duvarının bu gelişme esnasında aldığı darbeler ya da genlerden gelen koddur. 
Yapılan araştırmalarda toplumumuzda deviasyon oranının fazla olduğu sonucuna varılsa da bunlar hafiftir. Bu durum burundan solumayı zorlaştırdığında klinik bir problem halini alır. Bu seviyeye gelindiğinde Septoplasti'ye başvurulur. 
Septoplasti’de iki yöntem vardır: Tıkanıklık yapan septum kısmı çıkartılabilir ya da tıkanıklığa neden olan septum kısmı düzeltilerek yeniden yerine yerleştirilebilir.
Septoplasti'de burnun dış görünüşü değişmez. 

Mükemmel burun altın oranda gizli

Güzelliğin göreceli olduğuna dair bir klişe vardır. Ancak böyle bir durum söz konusu değildir.
Neden mi?
Çünkü doğada sayısız olan canlı ve cansız varlıkların yapısında ve şeklinde bulunan özel bir oran yani “Altın Oran” vardır.
İlk olarak Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından mimaride kullanılmış olan bu oran, doğada bulunan bir bütünün parçaları arasındaki uyumdur.
Bu durum burun estetiğinde de önemli bir yol gösterici olmuştur ve güzelliğin formülü olarak tanımlanmıştır. Burun uzunluğu, yüz yüksekliğinin 1/3’ü olmalıdır ve burun yüzün tam ortasında konumlanmalıdır.
Burun uzunluğuyla projeksiyonu arasındaki oran, burun genişliğiyle ağız genişliği arasındaki oran,yüzün dikdörtgen kenarlarının birbirine oranı estetik görünüm açısından çok mühimdir.

Burun estetiği sonrası, burun ucu düşer mi?

“Burun estetiği sonrası, burun ucu düşer mi?” Burun ameliyatına dair kaygıların başında gelir.
Çoğu kişinin kafasını karıştıran nokta genelde şu oluyor; Rinoplasti sonrası erken dönemde ödemler nedeniyle oluşan burun ucundaki kalkıklık, bir süre sonra ödemlerin azalmasıyla birlikte planlanan yerine iner. Dolayısıyla burun ucu düşmesi olarak algılanan şey aslında ameliyat sonrasının doğal gidişatıdır.
 

Yüzde kolumella görünümünün önemi

Burun kanatlarının altında görünen, yani burnun iki deliği arasındaki bölüme “Kolumella” adı verilir. Bu bölge, yüzün görünümü açısından önemli bir noktadır ve belli oranlara sahip olması gerekir.
Kolumella’nın normal bir burunda ortalama konumda olması gerekir. Normalden geride olursa deliklerin içi görünür. Fazla önde ve belirgin olursa da burun sarkık görünmesine sebep olur.
Yüzün önden görünümünde Kolumella ile burun kanatlarının arasındaki ilişki martı kanadını andırır. Burun kanatlarının yapısı ve Kolumella, yüzün görünümü tamamıyla değiştirmektedir.

 

Burun estetiğinden sonra burna darbe gelirse ne yapmalı?

Burun Estetiği ameliyatından sonra en dikkat edilmesi gereken konu, gerek burada gerekse hastalarımıza vurguladığımız gibi burnun darbeye karşı korunmasıdır. 
Ancak varsayalım; ameliyattan belli bir süre geçti ve tabii ki sizin de kontrolünüz dışında burnunuza bir darbe aldınız.
Ne yapacaksınız?
Öncelikle panik yapmadan; başınız bir miktar yukarıda olacak şekilde uzanın ve soğuk suyla bölgeye müdahale edin. 
Yapılması gerekeni anlatmaya çalışsak da umarız böyle bir duruma gerek kalmaz.
Burun estetiği ameliyatı olmuş kişilerin özenle dikkat etmesi gereken şey burnu darbelere karşı korumak olmalı. Kontrol amaçlı hekiminize görünmenizi de öneririz.

Burun ve çene estetiği ameliyatı birlikte yapılabilir mi?

Yanıt veriyorum: Evet yapılabilir! 
Her zaman yüzün bir bütün olduğundan bahsediyoruz. Özellikle çene ile burun birbirini direkt etkileyen iki uzvumuzdur. Profilden bakınca görünümde göze çarpan ilk iki nokta, burun ve çene olmaktadır.
Bu yüzden bazı hastalarımız iki uzvun görünümünden de memnun olmuyor ve hem burun hem de çene operasyonu isteyebiliyor.
Çene yüze göre önde veya geride; büyük ya da küçük olabiliyor. Bu tarz durumların çözümü için burun ameliyatı ile birlikte çene estetiği ameliyatı da gerekebiliyor.

 

Ultrasonik rinoplasti ve mikrotestereler

"Primum non nocere." Anlamı "önce zarar verme". Rinoplasti ameliyatında başarılı bir cerrahi dokulara saygılı, titiz ve planlı çalışma ile mümkündür. Diğer taraftan benzer yöntemler kullanılmasına rağmen kişinin cilt ve doku yapısına bağlı olarak ameliyat sonrasında değişen derecelerde şişlik ve morluk olabilmekte olup genellikle kısa bir sürede bu değişiklikler gerilemektedir. Güncel yöntemlerden olan Ultrasonik Rinoplasti ve Mikrotestereler kemik ve yumuşak doku travmasını azaltmada yardımcı olabilmektedir. Ancak travmayı azaltmak için dokulara saygılı çalışmanın önemi günümüzde halen devam etmektedir.

 

Burun estetiği ameliyatı 

Ameliyat öncesi değerlendirme 

 Hasta beklentileri, burundaki mevcut şekil bozukluğu (ve varsa fonksiyon bozukluğu), fizik muayene bulguları ve gereğinde çekilen görüntüleme yöntemleri ışığında bir tasarım oluşturulur.
  Hastanın burun estetiği ile beraber nazal septum eğriliği de düzeltilecekse septorinoplasti; sadece burun estetiği planlanıyorsa rinoplasti ameliyatı yapılacaktır.
 

Burun Dizaynı
Burun estetik ameliyatlarında yüze uygun burun tasarımı önemlidir. Örneğin yuvarlak yüz hatlarına sahip bir kişiye keskin hatlı bir burun tasarımı uygun gelmeyebilir. Dolayısıyla tek bir ideal burun modelinden ziyade kişinin yüzüne uygun olan burun modelinin hedeflenmesi uygundur.

Yüze göre burun

Rinoplasti açık ve kapalı olmak üzere başlıca iki teknikle yapılmaktadır. Açık ameliyatta ek olarak burun kanatları arasındaki kolumella denilen bölüme dışardan kesi uygulanmaktadır. Bu kesinin dikişleri genellikle ameliyattan 7 gün sonra alınmaktadır ve iyileşme süreci sonrasında çok belirgin bir iz bırakmadan iyileşebilmektedir. Ameliyat tekniği seçiminde hasta beklentileri ve hastanın burnundaki deformitenin şiddeti beraber değerlendirilmelidir.

 

Endoskopik sinüs cerrahisi

Burun boşlukları burun bölmesinin (nazal septum) sağında ve solunda olmak üzere iki adettir. Burun boşluklarına komşu olarak yerleşimli dört çeşit havalı boşluk da mevcuttur ve bunlara paranazal sinüsler denir. Sesin rezonansına, beyni travmadan korumada, havanın nemlendirilmesinde ve kafatasının hafifletilmesinde görev alır. Paranazal sinüsler özel kanallar aracılığıyla burun boşluğuna bağlanır. Bu bağlantı yolunu tıkayıcı herhangi bir durum paranazal sinüs havalanmasını bozarak enfeksiyona yatkınlığı artıracaktır.

    Paranasal sinüslerin iltihabına sinüzit denilir. Sinüzit kendini yüzde ağrı, burun tıkanıklığı, burun veya geniz akıntısı, ateş  gibi semptomlar ile belli edebilir. İltihabın süresine göre 4 haftadan kısa süreli olanlar akut, 4 – 12 hafta arasında olanlar subakut ve 12 haftadan uzun sürenler kronik olarak değerlendirilir. Kronik sinüzitler ise kendi arasında polipli ve polipsiz olmak üzere ikiye ayrılır.

    Tanıda endoskopik burun muayenesi ile burun boşluğunu değerlendirmek anterior rinoskopiye göre daha geniş bir alanı daha net görmemize katkı sağlar. Hekimin gerekli gördüğü durumlarda bilgisayarlı tomografi ve bazen de magnetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri ile sinüzite yönelik ileri değerlendirilmelerin yapılması mümkündür.

 

Endoskopik sinüs cerrahisi öncesinde dikkat edilecek hususlar

    Kanama bozukluğu olan kişilerde endoskopik sinüs cerrahisi önerilmez.  Hipertansiyonlu hastalarda ameliyat öncesinde tansiyon değerlerinin düzgün bir seviyeye ayarlanması operasyon esnasında kanamanın daha da az olmasına yardımcı olur. Akut sinüzit geçiren hastanın enfeksiyon geçtikten sonra ameliyat olması gerekir çünkü kanama riski daha az olacaktır. Kronik sinüzitle beraber olan çoklu nazal polip durumunda ameliyattan önce medikal tedavi verilmesi poliplerin küçülmesine katkıda bulunup ameliyatın daha kansız geçmesine imkan tanıyabilecektir.

Endoskopik sinüs cerrahisinde ne yapılır?
      Endoskopik sinüs cerrahisi dışarıdan herhangi bir kesi olmadan burun deliklerinden endoskop ile girilerek yüksek görsel belirginlik eşliğinde klasik sinüs cerrahisi tekniklerine göre daha kontrollü müdahale imkanı tanımaktadır. 

 Ameliyat esnasında ne gibi olası riskler mevcuttur?
    Burun boşluğu ve paranazal sinüsler birçok bölgeden kanlanma özelliğine sahiptirler. Dolayısıyla aktif kanama ameliyat esnasında gelişebilecek bir komplikasyondur. Burun boşluğunun yan tarafında göz ve göz çevresindeki bağ dokular mevcuttur. Ameliyata bağlı bu bölgede hasarlanma görülebilir. Göz yaşı kanalında hasar görülebilir. Kafa içinde enfeksiyon veya hasar nadir görülen komplikasyonlardandır. 

Not: Bilgilendirme amaçlıdır. Doğru teşhis ve tedavi için hekim kontrolü gerekmektedir.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazar

Yorumlar: (0)