Çocuklarda Bağırsak Düğümlenmesi (İnvajinasyon) Nedir? Belirtileri Nelerdir, Ameliyatsız Tedavi Edilebilir mi?
Çocuklarda aniden başlayan ve ataklar hâlinde tekrarlayan karın ağrısı, bazen acil değerlendirme gerektiren önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Bağırsak düğümlenmesi olarak bilinen invajinasyon, özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen, erken tanı ve tedavi gerektiren çocuk cerrahisi hastalıklarından biridir.
İnvajinasyon, bağırsağın bir bölümünün komşu bağırsak bölümünün içine doğru ilerleyerek iç içe geçmesiyle oluşur. Bu durum bağırsak geçişini engelleyebilir ve ilerleyen süreçte bağırsakların kan dolaşımının bozulmasına, hatta bağırsak dokusunda hasara neden olabilir.
İnvajinasyon en sık 6 ay ile 3 yaş arasındaki çocuklarda görülür. Bununla birlikte daha büyük çocuklarda da ortaya çıkabilir. Özellikle aniden başlayan ağlama nöbetleri, çocuğun bacaklarını karnına çekmesi, kusma, solukluk ve huzursuzluk gibi belirtilerin erken fark edilmesi önemlidir.
İnvajinasyon tanısı alan her çocuğun ameliyat edilmesi gerekmez. Uygun hastalarda ultrasonografi eşliğinde sıvı veya hava kullanılarak yapılan redüksiyon işlemiyle bağırsak düğümlenmesi ameliyatsız olarak düzeltilebilir. Ancak tedavinin gecikmesi ciddi bağırsak hasarlarına yol açabileceğinden erken değerlendirme büyük önem taşır.
Çocuklarda İnvajinasyonun Nedenleri Nelerdir?
İnvajinasyonun nedeni her çocukta belirlenemeyebilir. Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda çoğu zaman bağırsakta belirgin bir yapısal sorun bulunmaz.
Olası nedenler ve ilişkili durumlar şunlardır:
• Bağırsak lenf dokusunun büyümesi: Bazı viral enfeksiyonlardan sonra bağırsak duvarındaki lenf dokularında büyüme meydana gelebilir. Bu durum invajinasyon gelişiminde rol oynayabilir.
• Bağırsak enfeksiyonları: Bazı enfeksiyonlar bağırsak dokusunda ve lenf dokularında değişikliklere yol açabilir.
• Meckel divertikülü: Doğuştan bulunan bu bağırsak yapısı, bazı çocuklarda invajinasyon için öncü bir nokta oluşturabilir.
• Bağırsak polipleri ve diğer yapısal oluşumlar: Özellikle daha büyük çocuklarda bağırsak içerisinde bulunan bazı oluşumlar invajinasyona neden olabilir.
Her invajinasyon vakasında altta yatan bir neden bulunması gerekmez. Ancak özellikle daha büyük çocuklarda ve tekrarlayan vakalarda yapısal nedenlerin araştırılması önemlidir.
Çocuklarda İnvajinasyon Belirtileri Nelerdir?
İnvajinasyonun en önemli belirtilerinden biri, aniden başlayan ve ataklar hâlinde tekrarlayan karın ağrısıdır. Ancak bebekler ve küçük çocuklar ağrının yerini ve şiddetini anlatamadıkları için belirtiler farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
En sık görülen belirtiler şunlardır:
• Ataklar hâlinde karın ağrısı: Çocuk aniden ağlamaya başlayabilir, huzursuzlaşabilir ve bir süre sonra sakinleşebilir. Ağrı nöbetleri belirli aralıklarla tekrarlayabilir.
• Bacakları karna çekme: Özellikle bebeklerde ağrı sırasında dizlerini karnına doğru çekme davranışı görülebilir.
• Kusma: Karın ağrısına bulantı ve kusma eşlik edebilir. Bağırsak tıkanıklığı ilerledikçe kusma belirginleşebilir. Yeşil renkli kusma önemli bir uyarı işaretidir.
• Halsizlik ve solukluk: Çocuk ağrı nöbetleri sırasında soluklaşabilir. Bazı çocuklarda belirgin halsizlik ve uykuya eğilim görülebilir.
• Kanlı ve mukuslu dışkılama: Dışkıda kan ve mukus bulunabilir. Bazen kırmızı jöle görünümünde dışkılama ortaya çıkabilir. Bu belirti genellikle hastalığın ilerleyen dönemlerinde görülür.
• Karında şişlik: Bağırsak geçişinin engellenmesi sonucunda karında şişlik meydana gelebilir.
Önemli: İnvajinasyonda kanlı dışkılama her çocukta görülmez. Klasik olarak bilinen karın ağrısı, karında kitle ve kanlı dışkılama bulgularının üçünün bir arada bulunması oldukça nadirdir. Bu nedenle kanlı dışkılama ortaya çıkana kadar beklenmemelidir.
İnvajinasyon Şüphesinde Ne Zaman Acile Başvurulmalıdır?
Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı görüldüğünde çocuk gecikmeden acil serviste değerlendirilmelidir:
• Aniden başlayan ve tekrarlayan şiddetli ağlama nöbetleri
• Ağrı sırasında bacakları karna doğru çekme
• Karın ağrısıyla birlikte tekrarlayan kusma
• Yeşil renkli kusma
• Dışkıda kan veya mukus görülmesi
• Belirgin karın şişliği ve hassasiyet
• Çocuğun normalden belirgin şekilde halsiz, soluk veya uykuya eğilimli olması
• Genel durumun giderek kötüleşmesi
Özellikle küçük çocuklarda invajinasyon bazen belirgin karın ağrısı olmadan, yalnızca halsizlik, solukluk veya beslenme isteğinde azalma gibi belirtilerle de ortaya çıkabilir.
Bu belirtilerin tamamının birlikte görülmesi gerekmez. İnvajinasyon şüphesinde belirtilerin kendiliğinden geçmesini beklemek yerine acil tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
İnvajinasyon Şüphesinde Aileler Evde Nelere Dikkat Etmelidir?
İnvajinasyon şüphesinde ailelerin dikkat etmesi gereken önemli noktalardan biri, çocuğun ağızdan beslenmesidir.
- Sağlık ekibi değerlendirme yapana kadar ağızdan beslemeyin.
İnvajinasyonda tekrarlayan kusma atakları görülebilir. Kusma sırasında mide içeriğinin solunum yollarına kaçması (aspirasyon) riski vardır. Ayrıca tanı ve tedavi sürecinde sedasyon veya anestezi gerektiren işlemler uygulanabilir.
Bu nedenle invajinasyondan şüphelenildiğinde çocuk acil serviste değerlendirilene ve sağlık ekibi beslenmesine izin verene kadar ağızdan yiyecek veya içecek verilmemelidir. Beslenmeye devam ederek acil başvuruyu geciktirmeyin.
- Muayeneyi geciktirmeyin.
Karın ağrısının kendiliğinden geçmesini beklemek, özellikle ağrı nöbetleri tekrarlıyorsa veya kusma eşlik ediyorsa risk oluşturabilir.
- Evde tedavi uygulamaya çalışmayın.
Karına baskı uygulamak veya doktor önerisi olmadan ilaç vermek doğru değildir.
Çocuklarda İnvajinasyon Tanısı Nasıl Konulur?
İnvajinasyon tanısında öncelikle çocuğun şikâyetleri, belirtilerin başlangıcı ve zaman içerisindeki değişimi değerlendirilir. Ardından fizik muayene yapılır.
Tanının doğrulanmasında en önemli görüntüleme yöntemlerinden biri karın ultrasonografisidir.
Ultrasonografi ile bağırsak segmentlerinin iç içe geçmesi görüntülenebilir. Enine kesitte iç içe geçmiş bağırsak halkaları hedef tahtasına benzeyen bir görünüm oluşturabilir. Bu görünüm invajinasyon tanısı açısından oldukça karakteristiktir.
Gerekli görülen durumlarda karın röntgeni gibi ek görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılabilir. Özellikle bağırsak tıkanıklığı veya delinme şüphesi bulunan durumlarda ek incelemeler gerekebilir.
Ultrasonografi, çocuklarda invajinasyon tanısında genellikle ilk tercih edilen görüntüleme yöntemidir.
Çocuklarda İnvajinasyon Tedavisi Nasıl Yapılır? Ameliyatsız Tedavi Mümkün müdür?
İnvajinasyon tanısı alan her çocukta doğrudan ameliyat gerekmez. Çocuğun genel durumu, bağırsakların etkilenme derecesi ve görüntüleme bulguları değerlendirilerek uygun tedavi yöntemi belirlenir.
Özellikle erken dönemde tanı alan, genel durumu uygun olan ve bağırsak delinmesi veya karın zarı iltihabı gibi cerrahi müdahale gerektiren bulguları bulunmayan çocuklarda ameliyatsız tedavi uygulanabilir.
Ameliyatsız Tedavi: Hidrostatik ve Pnömatik Redüksiyon
İnvajinasyon tedavisinde uygun hastalarda ameliyatsız redüksiyon yöntemleri kullanılabilir. Bunların başlıcaları hidrostatik redüksiyon ve pnömatik redüksiyondur.
Hidrostatik redüksiyon, bağırsak içerisine kontrollü sıvı basıncı uygulanarak iç içe geçmiş bağırsak bölümlerinin birbirinden ayrılmasını amaçlayan bir yöntemdir.
İşlem sırasında ultrasonografi eşliğinde bağırsaklar görüntülenir ve uygulanan sıvı basıncı kontrollü şekilde takip edilir. İnvajinasyonun başarılı biçimde düzeltilmesiyle bağırsak normal anatomik konumuna döner ve çocuğun ameliyat edilmesine gerek kalmayabilir.
Pnömatik redüksiyon ise benzer prensiple, kontrollü hava basıncı kullanılarak gerçekleştirilen ameliyatsız tedavi yöntemidir. Kullanılacak yöntem, hastanenin olanaklarına, çocuğun klinik durumuna ve uzman ekibin değerlendirmesine göre belirlenir.
Bu yöntemler her çocuk için uygun değildir. Bağırsak delinmesi, karın zarı iltihabı veya ciddi dolaşım bozukluğu şüphesi bulunan hastalarda ameliyatsız redüksiyon uygulanmayabilir.
İşlem sırasında veya sonrasında cerrahi müdahale gerektiren bir durum gelişebileceği için çocuk cerrahisi, radyoloji ve ilgili sağlık ekiplerinin koordinasyonu önemlidir.
Cerrahi Tedavi (Ameliyat)
Bazı çocuklarda ameliyatsız redüksiyon uygun olmayabilir veya uygulanan işlemle bağırsak düğümlenmesi düzeltilemeyebilir.
Bağırsak delinmesi, karın zarı iltihabı, bağırsak dokusunda ciddi dolaşım bozukluğu veya çocuğun genel durumunun ciddi şekilde etkilenmesi gibi durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir.
Ameliyat sırasında iç içe geçmiş bağırsak bölümleri dikkatli şekilde birbirinden ayrılır. Ardından bağırsak dokusunun canlılığı değerlendirilir.
Eğer bağırsak dokusunda geri dönüşü olmayan hasar meydana gelmişse, hasarlı bölümün çıkarılması ve bağırsak devamlılığının yeniden sağlanması gerekebilir.
Burada önemli olan, her çocuk için en uygun tedavi yönteminin zamanında belirlenmesidir. Uygun hastalarda ameliyatsız tedavi sayesinde cerrahi müdahaleye gerek kalmadan iyileşme sağlanabilir.
İnvajinasyon Tedavisinden Sonra Tekrarlar mı?
İnvajinasyon tedavisinden sonra bazı çocuklarda hastalık yeniden ortaya çıkabilir. Ameliyatsız redüksiyon sonrasında da tekrarlama ihtimali tamamen ortadan kalkmaz.
Ancak invajinasyonun tekrarlaması her zaman ameliyat gerektiği anlamına gelmez. Çocuğun genel durumu ve klinik bulguları uygunsa tekrarlayan vakalarda da yeniden ameliyatsız redüksiyon denenebilir.
Tedavi sonrasında çocuğun klinik takibi önemlidir. Yeniden başlayan karın ağrısı, kusma, huzursuzluk veya diğer şüpheli belirtiler ortaya çıktığında tekrar değerlendirme yapılmalıdır.
Özellikle tekrarlayan invajinasyon vakalarında Meckel divertikülü, polip veya başka bir öncü lezyon gibi altta yatan yapısal nedenlerin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Sonuç
İnvajinasyon (bağırsak düğümlenmesi), özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen, ancak daha büyük çocuklarda da ortaya çıkabilen önemli bir çocuk cerrahisi hastalığıdır.
Aniden başlayan ve ataklar hâlinde tekrarlayan ağlama nöbetleri, bacakları karna çekme, kusma, solukluk ve halsizlik hastalığın önemli belirtileri arasındadır.
İnvajinasyon tanısı alan her çocuğun ameliyat edilmesi gerekmez. Uygun hastalarda ultrasonografi eşliğinde hidrostatik redüksiyon veya pnömatik redüksiyon yöntemiyle bağırsak düğümlenmesi ameliyatsız olarak düzeltilebilir.
Ailelerin özellikle bilmesi gereken noktalardan biri, invajinasyon şüphesinde çocuğun ağızdan beslenmesine devam edilmemesi ve acil tıbbi değerlendirme için zaman kaybedilmemesidir.
Erken tanı ve uygun tedavi, bağırsak dokusunun korunması ve ciddi komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Op. Dr. Selim ÖZKAYA
Çocuk Cerrahisi Uzmanı – Bursa


