Değersizlik Duygusu ve Yaşama Etkisi

Yazar Ali Rıza Erdoğan • 11 Ocak 2023 • Yorumlar:

Bu gün herkese tanıdık gelecek ve yaşamda zaman zaman çoğu insanın hissettiği ve değişik şekillerde başa çıkmaya çalıştığı değersizlik duygusundan bahsetmek istiyorum. Kişiler kendisini değersiz hissetme durumunda da bazı savunucu tepkiler verirler ve yaşamlarında bir altyapı oluşturur bu durum.

Sıklıkla bu duygunun yaşanması ve kendisini değersiz biri önemsiz biri hissetme sanma bazı patolojik ruhsal durumlara kaynaklık edebilir. Bakalım bu konu ile ilgili neler söylemişler...

Bazı yanlış anlama durumları yanlış yorumlama veya algılama durumları insanın kendisini değersiz hissetmesine yol açabilir. Bunlar anlık veya kısa süreli veya bazı ortamlara bağlı olabilir. Fakat bu duygu temel bir duygu haline gelir ve yaşamın çoğu durumunda kişi kendisini böyle hissederse ve böyle bir inanca ulaşırsa o zaman bazı temel sorunlar var demektir.

Değersizlik duygusuna sahip kişiler dünyayı, yaşamı, kendilerini hep hatalı bir algı ile değerlendirirler. Karşılaştıkları yaşamsal durumlarda bu algı otomotik olarak devreye girer ve kişi çoğu zaman farkına bile varmaz. Fakat bu algı kişinin genel davranışlarını ve nasıl  tepki vereceğinde etkili olur. Temeli çocuklukta atılmıştır ve bazı yaşantılarla bu yerleşmiştir ve kişinin kendisine olan inancı haline gelmiştir. Kendisine bakışı hatalı olarak yerleşmiştir. Diğerlerinin üstünlüğünü abartırken kendi değersizliğini çoğaltmıştır.

İnsanların hep onu değersiz bulduğunu zanneder ve hep bu yönde kanıtlat bulmaya çalışır.  İlişkilerde kendi duygu istek ve ihtiyaçlarını çoğu zaman bastırmayı yok saymayı öğrenmiştir.

Başkalarının istediği gibi davranmayı onların onay ve istekleri doğrultusunda hareket etmeyi alışkanlık halişne getirmiştir. Dolayısı ile ilişkilerde hep veren taraftır.

Sevilmeyi saygı duyulmayı hak etmediğine inanır. Boyun eğer, kendisini feda eder durmadan onay arar. Herkesi memnun etme çabası sonucu da öfke biriktirir. Depresif mutsuz bir ruh haline doğru geçer ve depresyona yatkın hale gelir.

Yalnızlık, izolasyon, duygularını ifade etmede zorluk, insanları memnun edici tutum, tercihlerini ifade edemeyen edilgen ve zamanla duygusuz alexitimik birisi haline gelebilir.

Hayır demede güçlük yaşarşlar. Yorgunluk, neşesizlik, özgürlüğün kısıtlanması ve kendine güvensizlik durumu söz konusu olmaya başlar. Aslında pasif olmaktan memnundur ve risk almaktan kaçınır ve sürekli güvenli bir limanda hareket etmek ister.

Genellikle kendi ihtiyaçlarını önde tutan ebevenleri olmuştur. Çocukken yeterli ilgi ve sevgi görmemişlerdir. Çocukken horlanmış, dalga geçilmiş, ve onaylanmamışlardır. Veya gereğinden fazla onaylanmışlardır. Kendi kararlarını vermesine izin vermeyen her şeyine müdahale eden
ebeveynler veya son derece ilgisiz ebeveynlere sahip olmuşlardır. Olumluları kükümseyip olumsuzları abartma eğilimindedirler, felaketleştirme alışkanlıkları vardır, duygudan çok mantığa önem verme ve dürtüleri bastırma söz konusudur.

Diğer insanların kendileri hakkında olumsuz yargılamalar yaptığına inanırlar ve bunu doğrulayacak deliller ararlar. Kendislerinde sevilecek önemsenecek bir şey olmadığına inanırlar ve kendilerinde çok değer verilen durumlarda şaşırabilir nasıl tepki vereceğini bilemez duruma gelebilirler.

Bu duygulara sahip birisine şöyle demek lazım. Diğer insanların seni değersiz bulmaları senin değerinle mi ilgili onların hatalı bakışı ile mi ilgili? Neden kendini onların bakışına göre nasıl bulduğuna göre değerlendiriyorsun? Diğer insanların yargıları her zaman objektif ve
doğrumu? Diğer insanların yaklaşım ve değerlendirmeleribni bu derece ciddiye alman senin yetiştirme tarzınla ilgili olabilir mi? Anne babanın sana nasıl davrandığı ile ilgili olabilir mi? Yeterince giderilmeyen ilgi ve sevgi ile ilgili olabilir mi?

Dolayısı ile kişinin kendisi ile olan ilişkisini sorgulayıp yeniden işlemlemesi gerekiyor. Kendisini algılayış ve değerlendirmesi hatalıdır. Beden algısı bozulan kişi kendisini hep çirkin bulur. Kişi bu değerlendirme ve kendisini yargılayan düşünceyi sorgulamayı devreye sokması gerekmektedir. Çoğu zaman bu tek başına yapılamayan bir terapi ortamı gerekli olabilir.

Değersizlik duyguları hakim olan kişiler kendi yargılarına pek güvenemezler ve her durumda başkalarının düşüncelerine önerilerine başvururlar. Diğer insanlara hep sorarlar. Diğer insanları memnun etmek pahasına kendilerini ihmal ederler. Hatalı bakışları sonucu kendilerinde önemsenecek bir şey bulamazlar.

Kendilerinmi acımasızca eleştirir ve yargılarlar. Ben zaten bir hiçim, ben zaten başarısızım, ne zaman iyi bir şey yaptım ki, ben şanssızım, ben zavallıyım gibi bir çok olumsuz cümle kafalarında yankılanır. Bunların sonucunda da yorgun bitkin ve mutsuz olurlar.

Depresyona yatkın olmakla birlikte somatik yakınmaları fazla olur. Hazımsızlık problemleri, kabızlık, vücut ağrıları vb. şikayetler sıklıktadır. Genellikle bu kişiler güçlü kişilere yapışırlar ve onları önemsemeyen insanların peşinden koşarlar. Bazı durumlarda onları önemseyen insanlar olduğunda şaşkınlık yaşar ve onlardan uzaklaşabilirler. Pek atak olamazlar, bir yere gelmeye, bir şeye sahip olmaya hakları olmadığına inanırlar. Başarılarını küçümser başarısızlıklarını abartırlar.
Bazı kişiler de bu durumlarla baş edebilmek için narsizm geliştirirler. Kendilerini üstün, güzel, başarılı, önemli zannetme inancı gelişir ve böyle yavranmaya büyüklenmeci bir tavır takınmaya devam ederek değersizlik duygusundan kurtulmaya çalışırtlar ama bu durumu çok abartırlar. Bencil
olurlar, herkesi kendisine hizmet etmeye mecbur ve kendisini merkeze koyan sadece kendi istek ve beklentilerinden yola çıkan bir tutum takınırlar. Etrafta bu kişiler pek sevilmezler ve ilişkileri zora girer sıklıkla terk edilirler. Yani aslında değersizlik duyguları aynı olmasın rağmen tam tersi bir tutumla bu acı ile baş etmeye çalışırlar.

Yani iki durum sözkonusu. Ya kendisini değersiz bulup o yönde hareket edenler veya tam tersi istikamette hareket edenerl. İki durumda işlevsiz ve kişinin yaşamını zora sokan sağlıksız durumlardır.

Her iki durumda da kişinin dış dünya ile kendisi diğerleri ile kendisi ilişkisi bozulmuştur. Öncelikle kendisi ile ilgili olan ilişkisinin ve algılamasının düzeltilmesi tedavi edilmesi gerekmektedir.

Kimisi diğer insanlara karşı aşırı fedakar, yardımsever ve veren kişi olarak bu durmla başetmeye çalışır ama buna yol açan sebepler işseldir ve dışsal olarak yapılan hiçbir şey kişinin bu duygusunu değiştirmez tatmin etmez. Her defasında daha fazlasına ihtiyaç duyar.

Çocukluk dönemindeki travmalar, hatalı ilişkiler, hatalı yaklaşımların yanısıra anne babadaki değersizlik duygusu çocuğa geçer.

Çocuğu koşullu sevmek, ancak uslu olursan dediklerimi yaparsan, başarılı olursan seni severim anlayışı onun değersizlik geliştirmesine sebep olur. Sürekli beğenmeyen yüksek standartları olan onaylamayan hep daha fazlasını isteyen küçümseyen ebeveyn figürü vardır.

Bu kişiler eninde sonunda ileride kendilerini aşağılayan önemsemeyen kötü davranan eşler bulurlar. Eğer onlar iyi davranır değer vermeye başlarsa onlarda uzaklaşabilirler. Bu durum onlara pek tanıdık gelmez. Benim gibi değersiz birisine önem verdiğine göre bu değerli birisi değil diye düşünürler. Alışık oldukları kendilerine kötü davranan aşağılayan tavırları adeta arar gibidirler fakat bu durumun ve yaklaşımın çoğu zaman farkında değillerdir. Kendi içinde bağlantılarını kuramazlar. Yaşadıkları ve maruz kaldıkları tepkilerden şikayet ederler ama bu maruz kaldıkları durum onları bir yandan da kendi evinde hissettirir.

O yüzden bu kişiler genellikle narsist yapısı olan onları küçümseyen kişilerin peşinden koşarlar ve onlara boyun eğerler.

Bu durum yaşamlarında sürekli tekrarlanan bir kadere dönüşür. Kendilerini değersiz hissettiren insanları kendilerine çekerler. Kendilerini kullanan insanlara saplanır kalırlar.

Makam, mevkii, ekonomik güç, işkoliklik, başarı gibi durumlarla kendilerini değerli hissetmeye çalışırlar ama içlerinde hep bir mutsuzluk hakimdir. Bir taraf sanki hep eksik kalmış gibi hissederler.

Başka türlü insanlarla ilişki kurmayı öğrenememişlerdir. O yüzden alışkın oldukları modeli tekrarlayıp dururlar. Bu döngüyü değiştirmek için psikoterapi görmeleri gerekmektedir. Böylece şemalarını değiştirip yaşamlarına canlılık ver daha fazla hayat neşesi gücü katabilirler. Ayrıca şöyle de şikayetleri vardır. Niye böyle insanlar hep gelir beni bulur derler ve kendilerinin onları arayıp bulduğunun farkına varamazlar. Değersiz hissetmek tamamen bir yanılgı ve hayatını yanılgı ile devam ettirmemek çok önemli. Diğerleri senden daha değerli daha önemli değildir. Sen öyle zannediyorsun. Senin zannettiğin gibi diğerleri seni değersiz önemsiz bulmuyorlar. Yanılmış olan zihin değişebilir. Zorda olsa bazı alışkanlıklarını değiştirebilirsin. Seni küçümseyen önemsemeyenlere ayar ver ve onlardan uzaklaş. Tavrını koy ve değerli olduğunu hissettir etrafa. Bazı ilişkilerinin bozulmasını göze almadan bu döngüyü değiştiremezsin. Seni değersizleştiren bazıları hayatından çıkabilir ama bu alışkanlığı edinirsen kendinle daha uyumlu bir hayat sürersin. Ben ne istiyorum aslında neler beni mutlu eder diye bir bak. El alem ne der meselesinden uzaklaş. Sen izin vermezsen kimse seni değersiz hissettiremez. Diğer insanların sana kötü fdavbranması onlarla ilgili senin değerinle ilgili değil. Diğer insanların yargılarını niye bu kadar abartıyorum diye bak ve değiştir.

Senin kendine ne dediğin önemli. Dışsal olarak sahip oldukların para güç makam vb şeyler seni işsel olarak değerli hissettirmez ve bu yanılgıdan kendini kurtarabilirsin. Biraz daha içe yönelerek duygularını anlamaya bak ve neden böyle davrandığının ipuçları orada durmaktadır. Bu kişiler bağımlı olmaya yatkındırlar. Düşük özgüvene sahiptirler, yetersizlik ve yapamayacak inançları vardır. Böyle hissettiğime göre demek ki değersizim gibi durumu kendilerine referans yaparlar.

Yaşanılan duyguların arkasında her zaman hatalı düşünceler yatabilir, çarpıtılmış düşünceler yatabilir o yüzden duyguları bu kadar referans yapmak gerçekçi değildir. Duygularını her zaman yönetme kapasitesinesahip olduğunu unutmamak gerekir.
 
Değersizlik duygularına sahip kişilere şöyle önerilerde bulunabilirim. En iyisi olmaya çalışma, herkesten onay almaya çalışma, aşırı fedakarlık yapma, güçlü görünmeye çabalama, hayır demeyi öğren, sorgula ve duygudan kaçma, geçmişte sana kötü davrananları affet, kendinle barış kendini yeniden değerlendir, kendine hata yapma hakkı tanı, seni mutlu edecek şeyleri keşfet, önemli önemsiz diye etiketlemeler yapma, iyi başarılı taraflarını öv ve kendini ödüllendir. 

Değersizlik duygusu sosyal uyumu bozar ve bu kişiler kapasitesinden daha az şeyler yaparlar. Tehdit karşısında daha dayanaksızdırlar, kendilerini genel olarak kusurlu bulurlar.

Yeterince öz denetimleri yoktur. Aşırı koruyucu ebeveynlerde değersizlik duygusuna yol açarlar. Çocuklarına yapışan anneler özerk olmalarına izin vermeyen ebeveynler değersizlik duygusuna yol açarlar. Sürekli çocuklarını eleştiren beğenmeyen yeterli bulmayan ebeveynler de değersizlik duygusu hissettirirler çocuklarına. Böylece çocuklar duygularını bastırmayı öğrenirler, kendi duyguları önemli değildir, immatür çocuksu davranışlardan kurtulamazlar. Utanç duygusunu hayatlarında çok yaşarlar, kusurlu oluşa inanırlar. Ebeveyn reddini hayatlarında sürekli diğer insanlarla yaşayarak öğrenir pekiştirirler. Yoğun ilişki sorunları ve depresyon yaşadıklarında terapi almaya gelirler. Aşırı yemek yeme, aşırı çalışma ve alkol madde kullanmaya yatkın olurlar. Değersizlik duygusundan kaçmak için savunma yolları ararlar. Çok çalıştıklarında çok yediklerinde kendilerini değerli hissedebilirler. Gerçek kendilik duygusunun kaybolması acısını hep yaşarlar ve sahte bir kendilik duygusu geliştirirler. Kendilerini iyi hissetmek için kendilerine bir kabuk oluştururlar fakat kabuğun altında kusurlu oluş ve sevilmezlik yatar. Bir illüzyon içindedirler ve dsaklı kalan benlik iyileşmez kendiliğinden.

Burada gerçek değil hayali inanılmış bir kusurluluk söz konusudur. Sürekli kendilerini diğer insanlarla karşılaştırırlar haset ve kıskançlık duyguları yoğun olur.

Endişe ve anksiyeteyi çok yaşarlar, ellerde titreme, terleme, sanki diğer insanlar izliyormuş değerlendiriyormuş hissi vardır. Kusurlu olduğunu anlayacaklar diye bir kaygı içindedir.

Geçmişte kimler sizi hep eleştirdi, küçümsedi, değersiz hissettirdi utandırdı.. Bunlara bakmakta fayda var. Çocukluktaki bu yaklaşım bu sesler hala zihninizde devam ediyor olabilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)