Gebelikte Beslenme

Yazar Gökhan ÇelikDiyetisyen • 8 Haziran 2020 • Yorumlar:

Gebelik; yumurtanın bir erkek hücresi(sperm) ile döllenmesi ile oluşur ve bir kadının hayatı boyunca yaşadığı en sıradışı ve en zorlu dönemlerden biridir. Gebelik boyunca yaşadığı hormonal değişiklikler, ruhsal dalgalanmalar her ne kadar gebeliği zorlu kılsa da mucize bir dönemdir. Bebeğin sağlıklı gelişimi ve tabi ki annenin sağlıklı bir gebelik geçirmesi için olmazsa olmaz etken beslenmedir. Gebeliğin başlangıcında gebe olması gereken ağırlıktan %10 veya %20 fazla ise risk grubunda sayılır. Gebelik başlangıcında obez olmak ve gebelik sırasında fazla besin alımı bebeğin sağlığını ve fiziksel özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Düşük, ölü doğum, preeklemsi, gestasyonel diyabet, konjenital anomalilerini örnek olarak verebiliriz. Aynı zamanda yetersiz kilo artışı da erken doğum veya ölü doğum riski taşımaktadır bu nedenle gebenin yaşına, boyuna, ağırlığına, beraberinde bulunan hastalıklarına ve kullandığı ilaçlar gibi noktalara dikkat edilerek bir beslenme programı hazırlanmalıdır. Amerika Birleşik Devletleri Tıp Kurumu’na göre beden kütle indeksi 18,9 kg/m2’nin altında olanların 12,5-18 kg; BKI 18,9-26 kg/m2 olanların 11,5-16 kg; BKI 26-29 arası olanların 7-11,5 kg; BKI 29 üzeri olanların en az 6 kg alması gerekmektedir. İkiz gebeliklerde ise 16-20,5 kg almaları önerilmektedir. Genel olarak baktığımızda gebelik boyunca her ay 1-1,5 kg alımı totalde de 7-14 kg alımı ideal kabul edilir. Gebelik sonrası kadar gebelik öncesi beslenme de sağlıklı bir gebelik için oldukça önemlidir. Dünya üzerinde gelişmişlik göstergesine baktığımızda çocukların sağlık durumlarının ve bebek ölüm hızlarının olduğunu görmekteyiz. Gebelik öncesi ve sırası yetersiz beslenme anne ve bebek ölümlerine yol açan birçok sağlık problemlerine neden olmaktadır. Gebelik öncesi ve sırası beslenme doğacak çocuğun boyunun, kilosunun hatta zihinsel işlevlerinin belirlenmesinde başlıca faktördür. Özellikle ilk üç ayda beyin yapısı şekillendiği için yetersiz ve dengesiz beslenme bebeğin mental gelişiminde kalıcı gericiliğe sebep olmaktadır. Ülkemizde beslenme yetersizliği sonucu gebelerde en çok demir yetersizliği anemisi( kansızlık), kan hücreleri yapımında görevli folik asit; zihinsel ve fiziksel gelişimde rol alan iyot ve kemik gelişiminde rol alan kalsiyum yetersizliği görülmektedir. Bu beslenme eksikliğinden dolayı her yıl binlerce bebek düşük doğum ağırlığı ile doğmaktadır. Gebelik döneminde enerji besin öğeleri ihtiyacı artmaktadır. Bu ihtiyacın tam olarak karşılanmaması sonucu bebeğin ihtiyaç duyduğu maddeler anneden karşılanır ve bunun sonucunda annede çeşitli hastalıklar görülebilir ve anne enfeksiyona daha açık hale gelir. Anne için bir başka riskler de gebelik zehirlenmesi, anne ölümleri, doğum güçlükleridir. Gebelik öncesi ve sırası yetersiz ve dengesiz beslenme bebeklerin ölü doğmasına bile sebep olabilmektedir. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme doğum sonrası emzirme döneminde de süt verimi için çok önemlidir.

Gebelikte bebeğin ihtiyacı olan enerji, annenin günlük aldığı besinlerin plasenta yoluyla bebeğe geçmesi ile karşılanır. Gebenin ilk trimesterda(ilk 3 aylık dönem) günlük enerji ihtiyacı normal bireyden çok farklı değildir. Günlük alınan enerjinin %50-60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Tercih edilen karbonhidrat çeşidi basit karbonhidrat değil kompleks karbonhidrat olmalıdır. Protein fetüsün gelişimi için elzemdir ve günlük enerjinin %12-115’inin proteinlerden sağlanması gerekmektedir. Gebelikte yetersiz protein alımı negatif azot dengesine sebep olur. RDA(diyet referans alımı) önerisi günlük 60 gr protein alımıdır. Vejetaryen ve bitkisel ağırlıklı beslenenlerin günlük 20 gr ilave yapmaları önerilmektedir. Yağlardan gelen enerji günlük enerjinin %25-30 u kadar olmalıdır. Çoklu doymamış yağ asitlerinden(PUFA) özellikle DHA’dan zengin beslenmek bebeğin sinir sisteminin gelişimi için oldukça önemlidir. LCPUFA(uzun zincirli çoklu doymamış yağ asiti DHA ve araşidonik asit de bebeğin büyüme ve gelişmesi için önemlidir. Amerikan Beslenme ve Diyet Akademisi haftada 277 gr deniz ürünleri tüketimi ile omega 3 alımının bebeğin görsel ve bilişsel gelişimini olumlu etkilediğini söylemiştir. Gebelikte anne sağlığı ve bebek gelişimi için vitaminler de etkilidir.  A vitamini görme fonksiyonu, fetal büyüme ve epitel doku için gereklidir. 14-18 yaş gebeler için günlük alım 530 mikrogramdır. 19-50 yaş gebelerde önerilen günlük alım ise 770 mikrogramdır. Gebelikte D vitamininin anne ve bebek sağlığı üzerine etkisi tam olarak tanımlanmamıştır. Düşük doğum ağırlığı gibi olumsuzluklara karşı kullanıldığı bilinse de kesin bir kanıt yoktur. Yapılan bir çalışmada gebelik sırasında yüksek miktarda D vitamini alımının egzama riskini arttırdığı görülmüştür. Yaş fark etmeksizin gebe kadınların günlük 600 IU D vitamini alması gerekmektedir. Folik asit eksikliği de nöral tüp defekti, kardiyak anomaliler,  düşük doğum, preeklemsiye neden olur. Gebelik öncesi ve sırasında yeterli alımı önemlidir. Gebelerin günlük 600 mikrogram tüketmeleri önerilir. Gebelikte kalsiyum eksikliği preeklemsiye ve rahim içi büyümenin kısıtlanmasına sebep olur. Gebelikte takviye kullanımı preeklemsiyi azaltmaktadır. Gebelik süresince yeterli kalsiyum alınmazsa ihtiyaç duyulan kalsiyum kemiklerden çekilir ve bu da kemik yumuşamalarına sebep olur. Kalsiyum emiliminin kolaylaştırılması için D vitamini de yeterli alınmalıdır. Kalsiyum suplemanı diyetle yetersiz kalsiyum alındığında kullanılmalıdır.  ABD Tıp Kurumu 19-50 yaş gebe ve emzikliler için günlük 1000 mg; 14-18 yaş için günlük 1300 mg kalsiyum alınmasını önermiştir. Demir eksikliği gebe ve emziklilerin büyük çoğunluğunda karşılaşılan bir sorundur. İlk iki trimesterda demir eksikliği erken doğum, düşük doğum ağırlığı, ölü doğumlarda artışa sebep olur. Bağırsak parazitleri, sık doğumlar, aşırı çay kahve tüketimi demir emilimini engelleyen faktörler arasındadır. Yapılan bir çalışmada aşırı demir kullanımının fetal büyümeyi azalttığı görülmüştür. Gebelikte önerilen demir gereksinimi günlük 27 mg’dır. Gebede anemi varsa anemi düzelene kadar günlük 60 mg alınması önerilmektedir. İyot beyin gelişimi ve büyüme için elzemdir. İyot eksikliğinde ölü doğum, düşük doğum, bilişsel fonksiyon bozukluğu ve düşük ağırlıklı doğumda artış gözlenmiştir. Gebe, emzikli ve gebe kalmayı planlayan kadınların iyot takviyesi kullanması önerilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü(WHO) gebelikte ve laktasyonda günlük iyot alımının 250 mikrogram olduğunu söylemiştir. Yapılan bir araştırmada geç başlanan iyot desteğinin (10-20. Haftadan sonra) çocuğun nörodavranışsal gelişimini olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır. Probiyotikler vücudumuzda yaşayan canlı organizmalardır.  Gebelerde doğumdan 2 ay önce başlanan ve emzirmeye başlandığından 2 ay sonraya kadar devam eden probiyotik desteği verilerek etkisinin araştırıldığı bir çalışmada destek alan gebelerin çocuklarının doğumdan 2 yaşına kadar egzamaya karşı korunduğu görülmüştür. 

Gebelik öncesi ve sırasında her gün en az 2 su bardağı süt/ayran/yoğurt tüketilmesi gerekmektedir. Çiğ süt patojen bakteri içerdiğinden tercih edilmemelidir yerine pastörize edilmiş süt ve bu sütlerden yapılmış peynirler tercih edilmelidir. Gebelerin normal zamanda tükettiklerine ek olarak 1 adet yumurta 1-2 porsiyon et tavuk balık tüketmelidir fakat bu miktarlar kişiden kişiye değişmektedir. Özellikle taze sebze meyveler bol lif içerdiği için her öğünde bulunması gereklidir. Azar azar ve sık sık beslenilmeli, uzun süre aç kalınmamalıdır. Yemeklerde sıvıyağ tercih edilmelidir. Kuru baklagil tüketilirken yanında c vitamini içeren bol limonlu salata tüketilebilir. Yemeklerde iyotlu tuz kullanımına da önem verilmelidir böylece bebekte guatr veya zeka geriliği oluşma riski azaltılmış olur. Gebede hipertansiyon varsa aşırı tuz tüketiminden sakınılması gerekmektedir. Gebe sigara ve alkol kullanıyorsa kesinlikle bırakılmalıdır hatta sigara içilen ortamdan uzak durulmalıdır. Gebelikte sıvı ihtiyacı da artmaktadır bu sebeple günlük sıvı alımının artırılması gerekmektedir. Gebelikte demir eksikliği anemisini önlemek için kırmızı et, yumurta kurubaklagil, pekmez, taze sebze meyve tüketimi ihtiyaç durumuna göre artırılmalıdır. Çay ve kahve tüketimi çok olmamalıdır içilecekse de yemeklerden 1-1,5 saat sonra içilmelidir. Pişirme yöntemleri de çok önemlidir et ve et ürünleri haşlama, buğulama, fırınlama yöntemleri kullanılarak pişirilmelidir. Haşlama ile besin değerleri kaybedileceği için haşlama suları dökülmemelidir. Gebelerin özellikle dikkat etmesi gereken nokta etiket okumadır. İçeriği bilinmeyen besinlerin gebelik süresince tüketilmemesi önerilmektedir.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)