Jinekoloji

1-ADET DÜZENSİZLİĞİNİN NEDENLERİ NELERDİR
Regl olmak (adet kanamsı, ay hali)kadın hayatının önemli bir parçasıdır. Kadınlar genellikle yılda 11-13
defa adet dönemi yaşarlar. Bu sayılara yakın değerler yani 1-2 defadan az ya da fazla olanlar normal
kabul edilir. Bu yüzden kadında adet düzensizliği, her kadın için kendine ait değerlere göre
değerlendirilebilir. Kadınlarda adet dönemi ilk başladığı zamanda birkaç yıl düzensizlik gösterebilir.
Bunun normal döngüsüne girmesi için, hormonların dengelenmesi gerekir. Bu durum âdetin sona ereceği
dönemde de yaşanır. Son adet dönemi üzerinden 12 ay geçince kadında menopoz dönemi
başlamaktadır. Bu süreçte adet düzensizliği yaşanması, genellikle hormonlar ve yumurta sayısındaki
azalmadan kaynaklanır.

Kadınlar neden adet görür?
Adet görme, rahmin her ay yumurtlamayı takiben bir bebek için hazırlanması için, rahim duvarlarının
kalınlaşması, gelecek olan embriyonun burada yuvalanması için uygun bir yer hazırlanmasıyla
başlamaktadır. Bunların gelişimi hormonların etkisiyle olmaktadır. Yumurtlama dönemi olduğunda, cinsel
ilişkinin olmaması ya da korunma nedeniyle gebeliğin oluşmamasıyla birlikte, kalınlaşmış rahim
duvarlarının kanama etkisiyle dökülerek dışarı atılması adet kanamasını oluşturur. Bu döngü kadının
menopoza girmesine kadar her ay aynı şekilde devam eder. Bu döngünün her ay tekrarlanması demek,
düzenli adet görme demektir.

Adet düzensizliği ne demektir?
Kadınlarda adet süresi genellikle 4-7 gün arasında devam eder. Bu dönem her ay 28 günde bir
yaşanmaktadır. Fakat bazı kadınlarda 21 gün ile 35 gün arasında oluşabilir. Adet düzensizliği ya da
anormal sayılacak adet dönemleri ise;
21 günden daha az ya da 35 günden daha fazla aralıklarla olan adetler
Arka arkaya 3 defa ya da daha fazla sayıda adet görememek
Adet kanaması normalden az ya da fazla görülüyorsa
Adet dönemleri arasında kanama olması halinde
Cinsel ilişki sonrasında kanama olması ya da menopoz sonrasında meydana gelen kanamalar
İshal, hemoroit, kolit ya da başka nedenlerle rektumdan gelen kanamaların adet kanamalarıyla
karıştırılmaması için, birkaç gün süreyle tampon kullanılması gerekebilir.

Adet düzensizliği nasıl belirlenir?
Her ay adet döngüsünün ne zaman başladığı ve bittiği not edilmelidir.
Adet dönemlerinde kullanılan pet sayısının not edilmesi ve bu durumda gelen akıntının kontrol edilmesi
gerekir.
Adet dönemleri arasında ve cinsel ilişki sonrasında kanama olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Adetle alakalı olan anormal durumların not edilmesi gerekir.
Adet dönemlerinde kullanılan tamponun enfeksiyona sebep olmaması için, gün içinde en az 2 defa
değiştirilmesi gerekir. Adet dönemlerinde kan sulandırıcı aspirin gibi ilaçların kullanılmaması gerekir.
Eğer adet dönemlerinde çok ağrı oluşursa, doktora danışarak uygun ağrı kesiciler kullanılabilir.

Adet düzensizliğinin nedenleri nelerdir?
Kadının adet düzensizliği yaşaması çok çeşitli sebeplere dayanabilir. Bu nedenle adet düzensizliğinin
altında yatan sebebin belirlenmesi ve buna uygun tedavi uygulanması için doktor muayenesi yapılması
gerekir. Adet düzensizliği yaşanmasının yanında, adet görme tamamen durabilir. Bu amenore olarak
tanımlanır. Bu sorun gebe olmayan, emzirmeyen ya da menopoz dönemine girmeyen kadınlarda
yaşanan 90 günden fazla süren adet görmeme sorunu anormal kabul edilir. Özellikle göğüslerin
gelişmeye başlamasıyla 3 yıl içinde ya da 15-16 yaşında adet gören kişilerde adet görmeme sorunu
yaşanabilir. Adet düzensizliği ise çok farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Sebepler belirlendiğinde, adet
düzensizliğinin kontrol altına alınması ve adetlerin düzene sokulması mümkündür. Adet düzensizliğine
sebep olacak etkenler arasında;

Stres: Kadınlarda fazla kilo alma ya da çok zayıflama, düşük kalorili diyetler, yetersiz beslenme,
egzersizlerde değişiklik, gerginlik, seyahat, hastalıklar ya da günlük yaşamı etkileyecek değişimler adet
düzensizliğine neden olabilir. Bu sebeple kadınların stresli yaşam tarzından uzaklaşması adet düzeni için
faydalı olacaktır.

Doğum kontrol hapları: Bu hapların çoğunluğu östrojen ve progesteron hormonlarından oluşmaktadır.
Hapların işlevi yumurtalıkların yumurta bırakmasına engel olmak ve bu şekilde gebeliğe engel olmaktır.
Doğum kontrol hapının kullanılması ya da bırakılması adet düzensizliğine yol açabilir. Bu düzenin
yeniden kurulması ancak, hapın bırakılmasından sonra 6 ayı bulabilir. Doğum kontrol hapında sadece
progesteron hormonu varsa, adet aralarında kanamalar oluşabilir.

Adet düzensizliğinin diğer sebepleri
Aşırı kilo almak ya da kilo kaybetmek
Aşırı egzersiz yapmak
Rahim astarının kalınlaşması yani endometrial hiperplazi
Tiroit sorunları ve diyabet hastalığı
Karaciğer sirozu
Rahim kanseri
Sistemik lupus
Gebelik komplikasyonları olan düşük ya da dış gebelik
Östrojen tedavileri
Kan inceltici ilaç kullanımı
Doğum kontrol amacıyla rahim içi araçlarını kullanmak
Steroidler
Antidepresan ilaç kullanımı
Östrojen ya da progesteron hormonlarında dengesizlik olması

Adet gecikmesi ameliyat ve narkozdan kaynaklanır mı?
Ameliyat yapılırken kullanılan kanama durduracak ilaçlar, kadınlarda birkaç gün sürecek adet gecikmesi
sebebi olabilir. Ancak bu ilaçların ve narkozun uzun süreli adet gecikmesine ya da adet düzensizliğine
neden olmadığı bilinir. Fakat ameliyat stresi kadında hormonları etkileyen bir unsurdur. Bu ameliyattan

sonra 1-2 ay kadar adet gecikmesine neden olabilir. Bu yüzden ameliyat sonrasında oluşan adet
düzensizliği 2 ayı geçerse, başka bir etkenin varlığı araştırılmalıdır.

Menopoza geçiş döneminde adet düzensizliği
Adet dönemleri normal zamanda her ay düzenli bir şekilde devam eder. Menopoz döneminde yaklaşan
kadında yumurtalık içindeki yumurta sayısı ve kalitesinin düşmesi nedeniyle, bir anda ya da azalarak
adet sikluslarında yumurtlama olmaz. Bu yüzden adet düzensizlikleri meydana gelir. Menopoz
döneminde geçişte hormon bozukluğu belirtisi son derece önemlidir. Bu dönemde adet kanamalarında
gecikme ya da adet görememe durumu oluşabilir. Bu nedenle kadınların menopoza yaklaştığı dönemde
6 ayda bir jinekolojik muayeneden geçmesi ve düzenli takip edilmesi gerekir.

Adet düzensizliği tedavisi nasıl yapılır?
Kadındaki adet düzensizliğinin sebebinin bulunması için, detaylı bir jinekolojik muayeneden geçirilmesi
gerekir. Genç kızlardaki adet düzensizliğinde, ultrason muayenesi yapılmaktadır. Muayene sırasında
rahimde olabilecek miyomlar, yumurtalık kistleri, organik sorunlar dışında hormon tetkikleri yapılır. Vajinal
smear ve ultrason incelemesi yapılır. Tümör değerlerine bakılarak, hormonal etkilere karşı düzeltici
tedaviler uygulanır. Kistleri eritecek tedaviler uygulanır. Gerekiyorsa laparoskopik olarak bunlara
çıkartılır, miyomlar alınır. Miyomlar rahim iç boşluğunda ise, bunların mutlaka alınması gerekir. Çünkü
ilaç tedavisi bunları düzeltemez. Histeroskopi denilen teknolojiyle karın hiç açılmadan miyomlar çıkarılır
ve adet kanamaları düzenli hale getirilebilir. Kadınlar ergenlik döneminden itibaren, adet düzenlerini kayıt
altına almalıdır. Yıl içerisinde 1-2 defa adet düzensizliği olması normal kabul edilebilir. Bunun üstünde bir
düzensizlik olması halinde, mutlaka tedavi edilmelidir. Çünkü miyom, kist gibi oluşumlar küçükken daha
kolay tedavi edilebilir. İleri aşamada ya da kadının ileri yaşında fazla sayıda miyom olması halinde,
rahmin alınması gündeme gelebilir. Ancak genç yaştaki hastalarda diğer tedaviler uygulanarak, adet
düzensizlikleri tedavi edilmeye çalışılır.

2-MYOMLAR

Rahim iç tabakasında oluşan kanserli olmayan oluşumlar rahim polipleri olarak tanımlanır. Rahim
duvarına yapışık olan tümörler ise miyom olarak tanımlanır. Bunların ebatları 0,5 mm ile 10-15 cm kadar
olabilir. Genellikle iyi huylu olmalarına rağmen, aşırı kanamaya ve ağrıya sebep olabilirler. Miyomlar
büyüklüklerine göre mesane ve makat bölgesine baskı yapabilirler.

3-ENDOMETRİOZİS

Rahmin içini kaplayan, her ay adet kanaması ile birlikte dışarıya atılan endometrial dokunun rahim
dışında büyümesi halinde endometriozis görülür. Bu doku yumurtalık altında sindirim sisteminde, rektum
ile rahim arasında olan bölgede, bağırsaklarda, fallop tüplerinde ve diğer organlarda büyüme gösterebilir.
Bunun belirtisi adet düzensizliği dışında, cinsel ilişkide ağrı, kramplar, anormal kanama ve adet
döneminde oluşan şiddetli ağrılardır.

İltihaplı pelvik hastalığı: Kadınlarda üreme sistemini etkileyen bakteriyel bir enfeksiyon olan iltihaplı pelvik
hastalığı, cinsel ilişkiyle vajinaya giren bakterilerin rahim ve üst genital sisteme yayılmasıyla etkili olabilir.
Bunun dışında kürtaj, doğum ve düşük sırasında bu bakteriler üreme organlarına bulaşabilir. Hastalığın
belirtileri arasında başta adet düzensizliği, vajina bölgesindeki ağır koku, leğen kemiği ile alt karın
bölgesinde ağrı, bulantı ve kusma, ateş, ishal ile ağır vajinal akıntı yer alır.

4-POLİKİSTİK OVER SENDROMU

Bu rahatsızlıkta yumurtalıklar normalden daha fazla erkeklik hormonu yani androjen üretmektedir. Bu
etkiyle birlikte içi sıvı dolu kesecikler yani kistler meydana gelebilir. Androjen hormonunun yüksek olması
yumurtaların olgunlaşmasını önleyerek, ovulasyonu yani yumurtanın atılmasını engeller. Bu sorun
genellikle obezite, aşırı kıllanma ve kısırlıkla alakalıdır. Prematüre yumurtalık yetmezliği: Bu sorun
genellikle 40 yaşın altındaki kadınlarda, yumurtalığın fonksiyonlarını tam olarak yerine getirememesinde
görülür. Adet kanamalarında düzensizliğe ya da kanamaların hiç olmamasına neden olabilir. Sorun
genetik olarak yaşanabileceği gibi, kemoterapi ile radyasyon terapisi sonucunda gelişebilir.

5-VAJİNANIN İNFLAMATUAR HASTALIKLARI

1.VAJİNAL ENFOKSİYONLAR
2.KANDİDİAZİS (VAJİNAL MANTAR)
3.TRİCHOMANAS(VAJİNİTİ)
4.GARDNERELLA(BAKTERİAL VAGİNİTİS)

6-CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

1-CHLAMYDİA TRACHOMATİS (Klamidya Enfeksiyonu )
2-GENİTAL SİĞİL (KONDİLOMA AKUMİNATA)
3-SİFİLİZ - FRENGİ HASTALIĞI
4-HERPES İNFEKSİYONLARI (Genital Herpes Enfeksiyonları)
5-NEİSSERİA GONORRHOEAE - Gonore BEL SOĞUKLUĞU HASTALIĞI
6-AIDS - HIV İNFEKSİYONU

7-OVER KİSTLERİ:

Kistler vücudun her hangi bir yerinde olabilen içi su dolu keseciklerdir. Etrafı kist duvarı ile çevrilidir. Over
kistleri her yaşta görülse de çoğunlukla üreme çağlarında ortaya çıkarlar. Kistler çoğunlukla fonksiyonel
ve zararsızdırlar. Yumurtalık (over) işlevi itibarıyla kist üretebilir. üreme çağındaki her kadın her ay follikül
adı verilen ve içinde yumurta hücresini içeren küçük bir kist geliştirir ve ortalama 2 cm çapa erişen bu
yapı adet döneminin ortasına tekabül eden günlerde çatlar. Her ay yumurtlama dediğimiz bu olay olur.
Ancak bazı adet dönemlerinde folliküller yani içinde yumurta barındıran kistler aşırı büyüyebilir.

Genellikle rutin jinekolojik muayene esnasında konur. Kist tanısını doğrulamak için vajinal yolla veya
karından ultrasonografi yapılır. Bu şekilde kistin tipi ve kötü huylu olup olmadığı hakkında bilgi almak
mümkün olur. Nadiren bilgisayarlı tomografi, MR gibi ek görüntüleme tekniklerine de gerek duyulabilir.
Kistin tipinin belirlenmesine yönelik olarak tümör belirteçleri adı verilen kan incelemelerinin yapılması
gerekebilir. Yumurtalık kistlerinin çoğu iyi huyludur. Bu tümör belirteçlerinden bir tanesi CA-125 dir.
Ailede yumurtalık kanseri öyküsü olanlarda, menopoz sonrası gelişen kistlerde veya kanser şüphesi olan
durumlarda kanda CA-125 adlı tümör markerin seviyesine bakılabilir. Tanı koymak veya kitlenin kötü
huylu olup olmadığının belirlenmesi için gerekirse laparaskopi de yapılabilir. Yumurtalıklara yakın
komşulukta oluşabilecek diğer organlara ait kitleler yumurtalık kistlerinin ayırıcı tanısında dikkate

alınmalıdır.

Belirtiler
Yumurtalık kistleri çoğu zaman belirti vermezler. Aşağıdaki belirtilerden herhangi biri veya birkaçı bir
arada görülebilir.
Adet düzensizliği, lekelenme veya adet görememe
Ağrılı adet görme ve zaman içinde ağrı şiddetinin artması
Kasıklarda ağrı
Karında dolgunluk ve basınç hissi İlişki esnasında ağrı
Büyük boyutlu kistlerde ele kitle gelmesi veya karında şişme
Göğüslerde dolgunluk İdrar ve barsak şikayetleri
Kilo alma
Bulantı, kusma
Tüylenmede artışİnfertilite (Kısırlık)
Kist torsiyonu (boğulması) belirtileri
Ani şiddetli keskin ağrı hissedilmesi kist rüptürü (yırtılması) belirtisi olabilir
FOLİKÜL KİSTLERİ:
Folikül kisti ovülasyon (yumurtlama) olmaması ve folikülün büyümeye devam etmesi nedeniyle meydana
gelir. Gergin ve içinde berrak sıvı bulunan kistler oluşur. Genellikle birden çok sayıda ve iki taraflı
olurlar.Büyüklükleri genellikle 3 cm'yi pek aşmaz ve nadiren 4 cm'e ulaşırlar. Büyük folikül kistleri ise
yumurtlama tedavisi esnasında ovülasyon indüksiyonu amacıyla eksojen gonadotropin kullanılması
sonucunda ortaya çıkabilir.

Bazen olgunlaşan bir folikül çatlayamaz, içinde ovum (yumurta hücresi) ölür ancak folikül büyümeye
devam eder. Folikül kisti olsun ya da olmasın folikül östrojen salgılamaya devam eder ve haftalar süren
bu östrojen salgısı nedeniyle rahim iç duvarında kalınlaşma (endometrial hiperplazi) meydana gelir.
Hastada amenoreyi (adet görülmemesi) takiben düzensiz kanamalar olur. Kanamaların ağrısız olması
abortus (düşük) ve dış gebelikle karışmasınıönler. Muayenede uterus hafif büyük bulunur,overde kistik
oluşum saptanır. Buklinik tabloya sıkça rastlanmaktadır.

Folikül kistleri genellikle kendiliğinden kaybolur ve tedavi gerektirmez. Ancak folikül kisti tanısı kadını
muayene ederek hemen konamaz reprodüktif çağda,5 cm'den küçük, mobil kistik kitlesi olan kadın 1 ay
sonra tekrar muayene edilmek üzere çağrılır. Folikül kisti genellikle 1-2 siklüste kendiliğinden
kaybolacaktır. Kistin gerilemesini kolaylaştırmak için gonadotropinleri baskılamak amacıyla oral
kontraseptifler (doğum kontrolhapları) verilebilir.Takip sırasında gerilemeyen , giderek büyüyen ya
darüptüre (kistin patlaması) ya da torsiyone (kendi etrafında dönüp sıkışması) olarak akut batın kliniği ile
karşımıza çıkan kistlerde ameliyat yapmak gerekir. Ameliyat sırasında saptanan kist overe zarar
vermeden çıkarılmalıdır.

Ureme çağında en sık rastlanan kist tipidir. Gelişen yumurta hücresinin çatlamaması ve büyümeye
devam etmesi ile oluşur. Gergin ve içinde berrak sıvı içeren kistlerdir. çoğunun çapı 4 santimetrenin
altındadır ve genellikle belirti vermezler. Folikül kistleri doğum kontrol haplarının yardımıyla veya
kendiliğinden 1-3 adet döngüsü sonrasında kaybolurlar. Tedaviye rağmen küçülmeyen ya da büyüme
gösteren kistler için ameliyat gerekli olabilir. Ameliyat esnasında yumurtalığa zarar vermeden sadece kist
çıkartılır.Korpus Luteum Kistleri Yumurtlama sonrasında normal olarak oluşan sarı cismin (korpus

Luteum) aşırı büyümesiyle veya bu yapının içine kanama olmasıyla ortaya çıkarlar. Bu kistler folikül
kistlerine göre genelde daha ağrılı ve büyüktürler. Genelde folikül kistlerine göre kendiliğinden veya
doğum kontrol ilaçları ile daha geç zamanda küçülürler. Hormon salgılanmasına devam ettiği için adet
gecikmelerine neden olabilir. Nadiren kist içine kanama olup çok büyüyebilir, Kist patlayabilir veya
torsiyone olabilir ve böyle komplikasyonlar varlığında cerrahi gerekebilir.

Endometrioma (çikolata Kisti)
Doktora ağrılı adet görme ve bu ağrının zaman içinde artması, ilişki esnasında ağrı, infertilite (kısırlık)
gibi şikayetlerle başvuran hastalarda endometriozis olasılığı akla gelmelidir. Uterusun (Rahmin) içini
döşeyen endometriyum adı verilen dokunun hücrelerinin endometriyum dışı bir lokalizasyonda
bulunmasına endometriozis denir. Yumurtalıklarda bulunan endometriyum dokusu kendi içine kanayıp içi
koyu kahverengi, eskimiş kan dolu kistik oluşumlar meydana getirebilir. Bu kistik oluşuma
endometriyoma denir. Kist içi çikolata kıvamında bir sıvı ile doludur ve bu nedenle aynı zamanda çikolata
kisti olarak da adlandırılmaktadır. Endometriosis karın içi organlarını birbirlerine yapıştırabilir. Bu
yapışıklıklar ağrı ve infertilite gibi belirtilere neden olabilir.

Dermoid Kist (Teratom)
20 yaşından küçüklerde en sık görülen tümördür. Dermoid kist %12 oranında her iki yumurtalıkta
görülebilir. Karın ağrısı yapabilir. Torsiyone olup (kendi etrafında dönüp) akut karın tablosu adı verilen ve
acil cerrahi gerektiren bir duruma neden olabilir. Dermoid kist tanısını koymak ultrasonografi ile nispeten
belirgin görünümü nedeni ile kolaydır. çünkü kistin içi çeşitli vücut dokularıyla doludur. Dermoid kist cilt,
kıl yapıları, kemik ve sinir hücreleri ve bazen diş dokusu bile içerebilir. Yumurtlama ile ilgili süreçlerden
değil embriyonel dönemde meydana gelen olaylardan kaynaklanır. Dermoid kistler nadiren tiroid
dokusuna ait dokular içerebilir ve hipertiroidi krizine neden olabilirler. Kistin patlaması ile dermoid kist
içeriğinin batın içine yayılımı söz konusu olursa kimyasal peritonit denen karın içini örten zarın iltihabı
meydana gelebilir. Bu durum oldukça ağır bir klinik tablodur. Kist tespit edildiğinde mümkünse
laparaskopik yolla ve yumurtalıklara zarar vermeden alınmalıdır.

Kistadenom
Yumurtalık dokusunu dıştan saran yüzey tabakasından gelişen iyi huylu tümöral yapılardır.

Yumurtalık Kistleri Kanserleşir mi?
Yumurtalık kistlerinin çoğu iyi huyludur (yüzde 80-85). İleri yaşlarda ortaya çıkan, bilateral (iki taraflı),
solid (katı), yapışık, düzensiz yüzeyli ve hızlı büyüme eğiliminde olan, birden fazla sayıda, içlerinde katı
kısımlar bulunan, karın içinde sıvı birikmesine (asit) neden olan, belli bir süre sonunda kendiliğinden
kaybolmayan veya büyüme gösteren, tümör markeri adı verilen bazı kan parametrelerinde yükselmelerle
beraber olan kistik oluşumların kötü huylu olabilme ihtimalleri nedeniyle ameliyat edilmeleri önerilir.
Şüphelenmemizde muayene ve ultrasonda elde edilen bulgular yardımcı olur.
Yumurtalık kistinin kanser olduğundan şüphelenilmesi durumunda ameliyat sırasında hızlı doku tanısı
(Frozen) imkanı olan bir merkezde ve bu konuda deneyimli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı
tarafından gecikmeden ameliyat yapılması gerekir.

Yumurtalık Kistleri ne zaman ameliyat edilmeli?
1. 8 cm den büyük ise
2. Kitle solid (katı) veya semisolid ise (yarı katı)
3. Postmenopozal (menopoz sonrası) veya premenarş (ilk adetten önceki) kistler

4. 5 cm den büyük ve persiste eden (gözlem veya doğum kontrol hapları ile baskılanmaya rağmen
devam ediyorsa) kist
5. Malin intibaını (kötü huylu veya kanser olma riski olan kist) veren kist
6. Hızlı büyüyor ise
7. Pelviste asit ve metastaz belirtileri varsa
8. Torsiyon durumunda

Yumurtalık Kistlerinde Başlıca Cerrahi Tedaviler Nelerdir?
Kistin boyutu, sonografik görüntüsü, iyi yada kötü huylu olma şüphesine göre cerrahi yöntem seçimi
yapılır.
Laparaskopi
Kist küçük olup iyi huylu olarak göründü ise, sadece tanısal bir laparaskopi ya da ek olarak küçük bir
operasyon gerekebilir. İnce özel cerrahi aletler kullanarak göbeğin hemen altında ve bir iki tane daha
karında küçük insizyonlarla (kesilerle) ve bu insizyonlardan teleskopik sistemlerle batın içinin
görüntülenmesine dayanır. Kistler bu yöntemle çıkarılabilir. Bu yöntem daha az ağrılı olup, hastanede
yatış süreleri ve işe dönüş süreleri daha kısadır. Estetik olarak açık ameliyata (Laparatomiye) göre
sonuçları daha iyidir.

Laparotomi
Büyük kistler için ve kötü huylu olma ihtimali olan kistlerin çıkarılması için kullanılan yöntemdir. Ameliyat
esnasında kistle birlikte gerektiği zaman yumurtalığı da çıkarmak zorunlu olabilir.

8- GENİTAL ESTETİK:
Doğuştan var olan ya da daha sonraları çeşitli nedenlerle gelişen genital gölgedeki şekil bozukluğu,
kadının cinsel hayatını hatta günlük yaşantısını kabusa dönüştürebiliyor , zamanla cinsel ilişkiden
soğuma, hatta akıntı veya anksiyete gibi ciddi sorunlar da ortaya çıkmaya başlıyor. Oysa sağlıklı ve
mutlu bir birlikteliğin yolu, öncelikle insanın kendine duyduğu özgüvenden geçiyor. Partneri tarafından
beğenildiğini hissetmek de cinsel yaşamda önemi bir rol oynuyor. Sevişmekten kaçınan veya cinsel
ilişkiden yeterince haz alamadığından yakınan kadınların sorunlarının altında yatan enönemli
nedenlerden biri, cinsel organlarıyla ilgili estetik kaygıların olması.

Kızlık Zarı Dikimi - Hymenoplasti Hymenoplasti
Ülkemiz başta olmak üzere bazı etnik toplumlarda kızlık önemini korumakta ve bekaret cinayet ile
sonuçlanabilen bazı hoş olmayan durumlara neden olabilmektedir. Adını Yunan mitolojisinde Hymen
veya Hymenaeus olarak bilinen evlilik tanrısından alan kızlık zarının (hymen) tamiri (Hymenoplasti) pek
çok kadın-doğum hekiminin karşılaştığı bir taleptir. Ülkemizde bu işlemin hukuksal boyutu tartışmalıdır.
Ancak pek çok hekim bu işlemi etik bulmamaktadır. Son zamanlarda Avrupa sosyetesinde baş gösteren
kızlık zarı diktirerek nikah tazeleme modası ilgi çekici enteresan bir gelişmedir. Kızlık zarı cinsel ilişkide
mutlaka kanar mı?: Kızlık zarı nispeten esnek olmasına karşın vajinanın içine girme denemelerinde
kolaylıkla yırtılan ve kanayan anatomik bir yapıya sahiptir. Ancak kişiler arası önemli yapısal farklılıklar
nedeniyle kızlık zarı aşırı esnek olabilir.

İç ve Dış Dudakların Büyüklüğü
En sık rastlanan genital estetik sorunlardan biri, dış ve iç dudakların büyüklüğü ve sarkmalardır. İç
dudaklar (labia minör), klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına kadar uzanan kıvrımlı yapıları
oluşturur. Bazı kadınlarda iç dudakların dış dudaklardan biraz taşması doğal olarak kabul edilir. Ancak

dış dudaklardan sarkacak şekilde uzun olması tıbben önemli bir sorun yaratmasa da estetik görüntüyü
bozarak kadını çözüm arayışına iter. Bazen dış dudaklar (labium majuslar) yapısal olarak normalden
uzun ve büyük olabilir. Bu durumda cinsel ilişki esnasında penisin itmesi ile labiumlar gerilebilir ve bu da
ağrıya yol açabilir. Labium büyüklüğü nedeniyle dar kıyafetler ve pantolonlar giyemeyen , mayo giymek
istemediği için yıllardır tatile çıkamayan hatta kocasından utanıp yataktayken ışıkları karartıp
partnerlerine de çıplak görünmek istemeyen kadınlar vardır. Benzer şekilde dış dudakların asimetrik
olması durumu da hem psikolojik hem de fonksiyonel olarak cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir. Bu
durumlarda tedavi ve kozmetik amaçlı cerrahi ile labiumlar normal boyutlarına indirilebilir (labioplasti
ameliyatı). Lokal veya genel anestezi altında 30 - 40 dakika süren işlemde eriyen dikişler kullanıldığı için
dikiş alma sorunu da yaşanmıyor. Bu ameliyat kızlık zarına zarar vermez, cinsel ilişkiye, orgazma, gebe
kalmaya ve doğum yapmaya herhangi bir zararı veya engeli yoktur. Ameliyattan sonra idrar yapma ile
ilgili bir sorun yaşanmaz, ameliyat bölgesinde aşırı derecede ağrı ve yanma olmaz. Yara iyileşmesi bir
haftada tamamlanır. Ameliyattan 3-4 hafta sonra cinsel ilişkiye girilebilir. Dıştan bakıldığında ameliyat izi
fark edilmez. 2 gün sonra duş alınabilir.

Vagen Genişliği Vajinal Genişlik
Diğer bir genital estetik sorun vagen genişliğidir. Bu durum kadınların cinsel ilişki sırasında yeterince haz
almalarını engeller. Üstelik sorun sadece bununla da kalmaz; kadınlar, genişleyen vajinaları yüzünden
idrar kaçırma gibi sağlık problemleriyle de karşı karşıya kalabilir. Vaginal genişleme nedenleri; Genetik
olarak bazı kadınlarda normalde vagina büyük olabilir. Fazla sayıda ilişki, kürtaj doğum , doğumda
bebeğin iri olması, Özellikle doğumdan sonra düzgün onarılmayan yırtıklar veya doğum sonrası
dikişlerde açılma olması, yaşın ilerlemesi ile beraber vaginada elastikiyet kaybı olması vaginada
genişlemelere ve gevşemelere neden olur. Vajinal genişlikile beraber genellikle idrar torbasında ve
barsaklarda da vaginaya doğru sarkma meydana gelir. İdrar torbasında sarkma idrar kaçırma, sıkışma
vb. gibi problemler ortaya çıkarabilir.

Vaginal genişleme aynı zamanda ilişki esnasında vaginada normal sulanmayı engeller ve problemi iyice
arttırır. Sonuç olarak vajina gevşer, iç, dış genişliği artar ve cinsel haz azalır. Duvarlardaki gevşeme aynı
zamanda cinsel partner olan erkeğin duyacağı cinsel hazzı da azaltacaktır. Cerrahi olarak vajinal kanal
daraltılmakta ve gevşemiş olan kas yapıları düzeltilmektedir.(Vaginoplasti ) Bu tür operasyonlarda amaç
sarkmış olan mesane ve rektumun normal pozisyonlarına göre tamir edilmesi, vajinadaki fazla dokuların
çıkarılması ve neticede idrar tutamama gibi şikayetler ile birlikte vajinadaki genişlemeye bağlı olarak
görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun tamir edilmesidir. Operasyonlar genellikle genel anestezi bazen
de epidural anestezi altında yapılır ve hasta 1-2 gün sonra normal yaşantısına dönebilir. Cinsel yaşantı
ise 2 hafta sonra başlayabilir. Sıklıkla operasyon sonrası 1 gün kadar hastanede kalmak gerekir. Bazen
sabah yapılan ameliyat sonrası aynı akşam hasta evine gönderilebilir . Hastalığın ilerlemiş durumlarında
rahim de aşağıya doğru sarkabilir ve vajinadan dışarıya çıkabilir.Bu gibi durumlarda vajinal yoldan
rahimin alınması gerekebilir.

Doğum Yırtılmaları ve İzler
Bunların yanı sıra doğum sırasında rastgele yırtılmayı engellemek için cerrahi olarak yapılan kesi
(epizyotomi) işleminden sonra kabarık ya da kötü görünümlü izler oluşabiliyor. Burada gelişen bu nedbe
dokusu hem kadının hem de erkeğin cinsel tatminini engeleyebiliyor. Bu izlerin düzeltilmesi için lokal ya
da genel anestezi altında var olan nedbe dokusu çıkartılır ve yara yerinde reaksiyona neden olmayan
dikiş materyalleri ile yeniden estetik olarak dikilir. Aynı esnada doğumlara bağlı olarak gelişen vajen
yırtıkları da tamir edilir. Ameliyat sonrası yine bu tip izlerin kalmasını önlemek için şunlara dikkat edilmesi
gerekir: Vajinanın tam anlamıyla iyileşmesi iki-üç haftayı buluyor. Bu süreç içerisinde enfeksiyon
gelişmemesi için kadının hijyen kurallarına özen göstermesi, yani tuvalet sonrası temizliğini vajinadan
anüse doğru yapması ve cinsel ilişkiden kaçınması yeterli oluyor.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazar

Ali Öner Erdoğdu Kadın Hastalıkları Ve Doğum, Üreme Endokrinolojisi Ve İnfertilite Uzm. Dr.

Randevu al Profili görüntüleyin

Yorumlar: (0)

Yazar

Ali Öner Erdoğdu

Kadın Hastalıkları Ve Doğum, Üreme Endokrinolojisi Ve İnfertilite Uzm. Dr.

Randevu al