KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDA BESLENME

‘Sizce hangi hastalık ölüme en çok neden olur?’ diye soracak olsak çoğu kişinin aklına gelecek ilk cevap kanser olacaktır. Fakat yapılan çalışmalar koroner kalp rahatsızlığının ölüme neden olan hastalıkların en başında geldiğini söylüyor.

Koroner arterler kalp kasına oksijen ve besin taşıyan damarlardır. Kalbin etrafını taç gibi sardığı için bu adı almıştır. Kan ve lenf damarlarımızın en içinde endotel tabaka bulunmaktadır. Sağlıklı bir bireyin atardamarları esnek ve dayanıklıdır. Aynı zamanda pürüzsüz bir yüzeye sahiptir. Bu nedenle düzgün bir kan akışı görülmektedir. Kanda bulunan yağ oranı artarsa endotel tabakada bulunan akyuvarlar ve trombositler yapışkan bir hal alır. Bu yapışkanlık ilerledikçe endotel tabakaya akyuvarlarımız yapışarak LDL (kötü huylu) kolesterolü yutar. Bu durum ilerledikçe akyuvarlar damar sertliğine neden olan plakları oluşturur. Plaklar büyüme özelliğine sahiptir kalsiyum içerirler ve büyüdükçe damarlarımızı daraltırlar. Tüm bunların sonucunda ise artık damarlarımızdan sağlıklı bir kan akışı olmaz damarlarımız yeterince beslenemez ve oksijenden yoksun kalırlar. Angina pektoris (göğüs ağrısı) beraberinde kalp krizini getirir.

Hipertansiyon (yüksek tansiyon), diyabet gibi hastalıkların da nedeni olan obezite kalp hastalıklarını en çok tetikleyen etkendir. Kişiler az oranda kilo kaybettiklerinde bile kan tahlillerinde düzelme görülmektedir. Klinik araştırmaların sonuçları diyette olumlu yönde yapılan değişiklerle serum kolesterolünün ve LDL-kolesterolün düşüşünün sağlandığı takdirde koroner kalp hastalıkları riskinin azaldığını göstermiştir. Kolesteroldeki %1’lik düşüş hastalık riskini %2 azaltmaktadır. Bu nedenle kalp damar hastalıklarında çözüme ulaşmak için ilk ve en önemli basamak beslenme düzeninizi düzeltmek ve kaliteli bir yaşam şekline geçmek olacaktır.

Çözüme ulaşmak için dikkat edilmesi gerekenler:

  • YAĞ TÜKETİMİ: Koroner kalp hastalığının oluşumunda en önemli faktör, kolesterolün kanda taşınmasını sağlayan lipoproteinlerden düşük dansiteli lipoprotein olan LDL kolesterolün oksidasyonudur. Yapılan çalışmalarda LDL miktarının artmasında tüketilen yağ türünün etkili olduğu gösterilmiştir. Doymuş yağın fazla miktarda tüketilmesi ve tekli-çoklu doymamış yağ asitleri arasındaki dengenin sağlanamaması koroner damarlarda aterom oluşum riskini artırmaktadır. HDL kolesterolün kanda artması ise kolesterolün karaciğere taşınarak safra ve benzer ürünlere yıkılır. Yani HDL LDL’nin aksine koroner kalp hastalığı riskini azaltılmış olur. Katı yağların doymuş yağ oranları yüksektir. Bu nedenle katı yağlar yerine sıvı yağlar tercih edilmelidir. Trans yağ asidi tüketimi kalp hastalıklarının artışına neden olmaktadır. Tereyağı, margarin gibi katı yağlar yerine oleik asit miktarı yüksek olan zeytinyağı tüketilmesi önerilmektedir. Zeytinyağı oleik asit içeriği ile LDL kolesterolü düşürür. LDL’yi düşürüp HDL’yi arttırmak istiyorsanız tekli doymamış yağ asitlerinin yanında omega-3 yağ asitlerine de beslenmenizde yer vermeniz önemlidir. 2 yaşından itibaren yağsız veya yarım yağlı süt, peynir, yoğurt tercih edilmelidir.

  • ET VE ET ÜRÜNLERİ: Kırmızı etin doymuş yağ içeriği yüksektir. Balık-deniz ürünleri, tavuk, hindi etinin tercih edilmesi daha doğru olacaktır. Homosistein, kalp damar sağılığınız için önemli olan ve et ürünlerinde bulunan bir aminoasittir. B6, B12 ve folik asit istenilen miktarlarda alınırsa homosisteinin zararlı olabilecek etkisi kalmamış olur. Balık içerisinde omega-3 yağ asitlerini içerir bu yağ asidi çeşidi ise HDL denilen iyi kolesterol miktarını arttırmaktadır. Sakatatların tüketilmesi ise yanlış tercih olacaktır. Etlerin görünen yağları mutlaka temizlenmelidir. Görünen yağlar temizlense bile etin görünmeyen yağ oranı %20’dir. Bu nedenle et yemeklerine yağ koyulmamasına dikkat edilmelidir. Et tercihiniz kadar pişirme yönteminiz de etkili olacaktır. Kızartma, kavurma yerine haşlama, ızgara, fırında pişirme veya buğulama yöntemi tercih edilmelidir.

  • YAĞLI TOHUMLAR: Omega-3, arginin aminoasidi, magnezyum minerali ve E vitamini içeriği ile LDL kolesterolü azaltırken HDL kolesterolü yükseltir. Fakat bu noktada her şeyin fazlasının sağlığınızda zarar oluşturacağını unutmamalısınız. Diyetisyen kontrolünde tüketmeniz gereken miktarlar düzenlenmelidir.

  • SARIMSAK: Potasyum, A vitamini, C vitamini içerir. Kan pıhtılaşmasını önleyerek damarların tıkanmasını da engellemektedir. Kan basıncını ayarlarken kalp ve damar rahatsızlıkları içinde mucize bir besindir.

  • POSA TÜKETİMİ: Gerekli posa alımı sağlandığı zaman safra asitlerinin emilimi engellenir ve karaciğerde kolesterol sentezi için gerekli olan ögeler azalmış olur. Bunun için posa tüketimi arttırılmalıdır. Kuru baklagiller, tahıllı besinler, meyve, sebze bol posa içerir. Bu takdirde hipertansiyon, LDL, kan şekerinde düşüş gözlenmektedir. Bu durumda kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltmaktadır.

VİTAMİNLER-MİNERALLER, KOENZİMQ-10: A-C-E vitaminleri antioksidan dediğimiz vücudumuzu serbest radikallerden koruyan vitaminlerdir. C vitamini bu özelliği ile LDL kolesterolü düşürürken HDL kolesterolün yükselmesini sağlamaktadır. Buda kalp ve damar sağlığımız için olumlu bir etkidir. E vitamini ise trombositlerin yapışmasını önleyici etki yaparak daha pürüzsüz, sağlıklı damarların ve düzenli kan akış hızının olmasını sağlar. Kalsiyum, demir, manganez, bakır, magnezyum ve daha birçok mineralin vücudunuz için sağladığı yararlar vardır. Tüm bunlardan yeterli şekilde faydalanabilmek için meyve ve sebze tüketiminize dikkat etmeniz gerekmektedir. Kalsiyum, kan basıncının ayarlanmasına yardımcı bir mineraldir. Ve damarlarınızın daha kuvvetli olmasıyla bağlantılı olarak hastalık riskinizi azaltıcı etkisi vardır. Magnezyum, kan yağlarının yok edilmesinde görevli bir mineraldir. Krom, kanda bulunan kolesterolün hücrelere girişini sağlar. KoenzimQ-10, kalp sağlığı için olumlu etkiler gösterir. KoenzimQ-10 özellikle balık yağı, susam yağı, ıspanakta bulunur.

Yazar

Yorumlar: (0)