Kemik Erimesi

ABD Ulusal Osteoporoz Vakfı, ABD'de 10 milyondan fazla insanda kemik erimesi yani osteoporoz bulunduğunu hesaplamıştır. Ayrıca 19 milyon kişide düşük kemik kütlesi (osteoporoz ve kırık riskini artıran bir durum) bulunmaktadır.

Kemik erimesi kemik doku yoğunluğunun azalması nedeniyle dayanıklılığının azalması, yani kalitesinin düşmesidir. Kemik erimesinin şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artmaktadır. Osteoporoz ciddi ve sinsi bir hastalıktır. Bu yüzden kemik erimesi, zamanında yakalanıp önlenmezse sakatlıklara ve ölüme neden olur. Dünyada kalp-damar hastalıkları ve kanserden sonra bilinen 3. ölüm nedeninin osteoporoz olduğu bildirilmiştir.

Osteoporoz, sağlam kemiklerin yavaş yavaş erimesine ve zayıflamasına neden olan bir hastalıktır. Zayıflayan kemikler daha kolay kırılır hale gelir. Vücuttaki bütün kemikler bu durumdan etkilenmekle beraber kemik erimesi omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde daha belirgindir. Kemik kırıkları özellikle yaşlılarda tehlikeli bir durumdur. Kemiklerin sertleşmesini sağlayan asıl mineral kalsiyumdur. Osteoporozdan etkilenenlerin % 80’i kadındır. Çünkü kadınların kemikleri daha incedir ve menopoz sonrası meydana gelen bir takım hormon değişiklikleri kemik erimesini hızlandırır. Osteoporoz erkeklerde daha nadirdir ve genellikle 70 yaşından sonra görülür.

Kadınlarda, menopozdan sonraki ilk 3 – 7 yıl arasında kemik yoğunluğundaki bu azalma daha şiddetlidir. Sebebi, kemiklerin kalsiyumu tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun menopoz sonrası çok hızlı şekilde azalmasıdır. Diğer taraftan kemik yoğunluğunun yaşlanma sonucu bir miktar azalması doğaldır.

Osteoporoz en sık vücudun yükünü taşıyan ve trabeküler yapıda olan omurları etkiler. Tüm osteoporoz olgularının % 47'si omurlarda, % 20'si kalçada (uyluk kemiğinin baş kısmında), % 13'ü bileklerde ve % 20'si diğer kemiklerde görülür.

Bunun sonucunda özellikle ileri yaşlarda omurlardaki çökme kırıklarına bağlı olarak boyda kısalma olabileceği gibi (bir kadının ileri yaşlarda boyu 15 - 20 santimetreye kadar kısalabilir), hafif düşmeler sonucunda veya kendiliğinden, başta kalçada olmak üzere diğer kemiklerde hayatı tehdit eden kırıklar meydana gelebilir.

 

Kimlerin kemik erimesi hastalığına yakalanma riski daha fazladır?

70 yaşın üzerinde olan kadınların % 21'inde hiçbir belirti olmasa da radyolojik olarak kırık yönünde değişiklikler gözlenir. Kalça kemiği kırıklarının riski menopozdan 10 - 15 yıl sonra artmaya başlar ve 90 yaşında bir kadının kalça kemiği geçirmiş olma olasılığı % 20'dir. Bu kalça kırıklarının yaklaşık % 15'i ilk üç ayda ölümle sonuçlanacak kadar ağırdır. Özellikle kalça kırıkları % 50 kadında sakatlıkla sonuçlanır.

 

Özetle;

  • İnce ya da küçük kemik yapısına sahip olanların.

  • 50 yaşını aşmış olanların.

  • Menopozun herhangi bir evresinde bulunanların.

  • Kemik erimesi olan bir akrabaya sahip olanların.

  • Ömrü boyunca yeteri kadar kalsiyum almayanların.


Belirtileri nelerdir?

  • Sırt veya boyun ağrıları.

  • Kamburlaşma ya da bükük omurga.

  • Düşmemeniz ya da yaralanmamanıza rağmen oluşan kolay kemik kırılmaları.

  • Kemiklerinizde hassaslık.

 

Tedavi

Başlamış bir osteoporoz süreci sonucu kaybedilen kemiği yerine geri getirmek zordur. Ancak süreç bazı tedavilerle büyük oranda durdurulabilir. Bunun sonucunda ileri derecede osteoporoz olguları hariç, kırık oluşma riski de önemli derecede azalmış olur.

Östrojen tedavisinin süreci yavaşlattığı artık kesinlikle kanıtlanmıştır. Östrojen tedavisi alanlarda kol ve kalça kırıklarında %50-60 oranında azalma, beraberinde kalsiyum alımı da sağlandığında (kalsiyumdan zengin gıdalar alınması ve gerekli durumlarda ilaç şeklinde kalsiyum tedavisi) omurga kemiği kırıklarında %80'lik bir azalma beklenebilir. Bu, özellikle en az 5 yıllık bir tedavi sonrası etkili olur.

Östrojen tedavisinin etkili olabilmesi için tedavi devam etmelidir. Tedavi bırakıldığında osteoporoz süreci tedaviden önceki eski hızıyla devam eder. Progesteron tedavisi de kalsiyum metabolizması üzerindeki olumlu etkileriyle osteoporozun önlenmesine katkıda bulunur.

Kalsiyum emilimi yaşla birlikte azalır ve özellikle menopoz sonrası azalma daha belirgin olur. Kalsiyum dengesinin sağlanması osteoporoz engellenmesinde en önemli basamaklardan biridir. Ancak östrojenin az olduğu durumlarda kalsiyum ne kadar alınırsa alınsın etkili olmayabilir. Bu yüzden östrojen tedavisine ek olarak vücuda gıdalarla veya ilaç verilmesi yoluyla günlük 1000 gram kalsiyum girişinin sağlanması önemlidir.

Östrojen tedavisinin sakıncalı olduğu durumlarda ise daha farklı ilaçlardan faydalanılabilir.

İlaç tedavisi dışında osteoporozun önlenmesi veya ilerlemesinin durdurulması için yaşam tarzında da bazı değişiklikler yapılmalıdır. Günde en az 30 dakika olmak üzere, haftada 3 kez vücudu zorlamayan sporlar yapılması menopoz döneminde kemiğin mineral miktarını önemli ölçüde iyileştirir. Sigara ve alkol kullanımının en az düzeyde tutulması da son derece önemlidir.


 

Önlem

Genel olarak; gençken spor yapma alışkanlığı edinin. Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanın ve yeteri kadar kalsiyum aldığınızdan emin olun. Kalsiyum içeren gıdalar tüketemiyorsanız vitamin ve destek maddeleri alın.

Düzenli hekime gitme alışkanlığı bu hastalıkta sizleri koruyacak en önemli adımdır. Basit bazı önlemlerde osteoporoza karşı yardımcı olabilir.

  • Sigarayı bırakın, alkol ve kahveden uzak durunuz.

  • Güneş ışığından yararlanınız.

  • Evinizi, işinizi, yaşam çevrenizi güvenli hale getirin, düşmeleri engelleyin

  • Mutlaka doktorunuzun uygun göreceği egzersizleri yapın ve günlük yaşantınızda bel ve sırtınızı korumaya yönelik çeşitli önerileri uygulayın.

 

Kemik erimesi varsa kemiklerinizin kırılmasını nasıl önlersiniz?

  • Takılıp düşmenize neden olabilecek küçük kilim ve nesneleri kaldırın.

  • Ağır şeyleri kaldırmak için eğilmeyin.

  • Kaygan ve buzlu zeminlerden uzak durun.

  • Desteğe ihtiyacınız varsa baston kullanın.

  • Banyo ya da küvette kaymayan halı kullanın.

  • Kaymayan tabana sahip rahat ayakkabılar giyin.


En önemlisi kendinizi kemik erimesine karşı belli aralıklarla kontrol ettiriniz. İleriki yaşantınızı rahat ve aktif geçirebilmeniz ancak erken teşhis ile mümkün olabilir. Bu yüzden kemik yoğunluğunuzu hekiminizin uygun göreceği periyotlarla ölçtürebilirsiniz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazar

Semih Akı Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon Prof. Dr.

Randevu al Profili görüntüleyin

Yorumlar: (0)