Saçkıran (Alopesi Areata)

Yazar Nilgün ŞentürkDermatolog • 31 Ocak 2020 • Yorumlar:

Saçkıran hastalığı, saçlı deri, sakal bölgesi, kaşlar, kirpikler ve diğer vücut kıllarının, belli bir belirti olmaksızın, aniden para şeklinde (yuvarlak) dökülmesiyle kendini gösteren bir hastalıktır.

Hastalığın nasıl seyredeceğinin bilinmemesi nedeniyle hastaların yaşam kalitelerini olumsuz etkilemektedir. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik, psikolojik stresler, bağışıklık sistemindeki değişiklikler, endokrin, ve sinirsel etkenlerin rolü olduğu öne sürülmekle birlikte, altta yatan neden tam olarak bilinmemektedir. Alopesi areatada kıl folikülleri, bağışıklık sistemi tarafından hastanın kendisinin olarak tanınmaz ve yabancı olarak algılanarak reddedilir. Bunun neden olduğu, neden yalnızca belli bölgelerin etkilendiği ve kılların yeniden neden büyüdüğü bilinmemektedir.

Özellikle stres altında, veya otoimmun hastalıklarda agresifleşen bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak görüp bu hücrelerle savaşmaya başlar. Bu durumda kıl kökleri etrafında bulunan lenfosit denen hücreler sitokin diye adlandırılan kimyasallar salgılarlar ve bu da saçlarda dökülmeye neden olur.

Tüm dünyada çok sık görülen bir hastalıktır. Kadın ve erkekte eşit oranda görülebilir. Irk, cins ve yaş ayrımı yapmadan herkeste görülebilir. Ancak hastalar çoğunlukla genç erişkinlerdir. Hastaların %60'ı ilk atağı 20 yaş altında geçirirler.

Alopesi areatalı bir hastada tiroid hastalığı, şeker hastalığı, vitiligo (ala hastalığı), ve Addison hastalığı gibi öbür özbağışıklık hastalıklarının gelişimi sağlıklı birine göre daha yüksek orandadır. 

Hastalık bulaşıcı değildir, vitamin eksikliği ile ya da beslenme alışkanlıklarıyla ilgili değildir. Gerilim, stres, özellikle matem, ayrılma ve kazalar gibi olaylar bazen hastalık için tetikleyici olabilir. 

Tedavide her hasta için uygun tedavinin planlanması için öncelikle altta yatan özellikle tiroid hastalığı, atopik yapı ve doğumsal anomaliler (Down sendromu) gibi olumsuz prognostik parametrelerin eşlik edip etmediğinin dikkate alınması gerekir. İkinci aşamada hastaya uygun tedavinin seçilmesi gelir. Tedavide steroid kremler, lokal steroid enjeksiyonları, sistemik steroidler, topikal duyarlandırıcı ajanlar, fototerapi, minoksidil losyon gibi seçeneklerden hastanının durumuna uygun olan yöntem seçilmektedir. Bunların etkili olmadığı ya da dökülmenin yağın olduğu durumlarda bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılabilmektedir.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)