En sık çocukluk ve ergenlik döneminde görülmekle birlikte her yaşta ortaya çıkabilir. Özellikle ergenlik dönemindeki hızlı büyüme sürecinde fark edilen skolyoz vakalarının büyük bölümü “idiyopatik skolyoz” olarak adlandırılır ve kesin nedeni bilinmemektedir. Aileler çoğu zaman bir omzun diğerinden daha yüksek olması, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi, göğüs kafesinde asimetri, bel kıvrımlarında eşitsizlik veya kıyafetlerin vücutta eğri durması gibi bulguları fark ederek sağlık kuruluşlarına başvururlar. Skolyoz çoğu zaman ağrıya neden olmadığından, erken dönemde yalnızca dikkatli gözlem ile tespit edilebilir.
Toplumda yaygın olan yanlış inanışlardan biri, her skolyozun mutlaka ilerleyeceği düşüncesidir. Oysa hafif eğriliklerin önemli bir kısmı yalnızca düzenli takip gerektirir ve yaşam boyu ciddi bir sorun oluşturmaz. Ancak özellikle büyüme potansiyeli devam eden çocuklarda bazı eğrilikler zaman içerisinde ilerleyebilir. Bu nedenle erken tanı ve düzenli takip büyük önem taşımaktadır. Muayenede öne eğilme testi (Adam’s testi) önemli bir tarama yöntemidir. Gerektiğinde çekilen omurga grafileri ile eğriliğin derecesi Cobb açısı kullanılarak ölçülür ve tedavi planı buna göre oluşturulur. Ayrıca çocuğun büyüme potansiyeli ve iskelet olgunluğu da değerlendirilir.
Günümüzde skolyoz tedavisi tamamen kişiye özel olarak planlanmaktadır. Hafif eğriliklerde düzenli takip ve skolyoza özgü egzersiz programları yeterli olabilir. Orta derecedeki ve ilerleme riski taşıyan eğriliklerde korse tedavisi uygulanarak eğriliğin artması önlenmeye çalışılır. Daha ileri dereceli, genellikle 40–50 dereceyi aşan ve ilerleme potansiyeli yüksek eğriliklerde ise cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebilir. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon yaklaşımında amaç yalnızca eğriliği takip etmek değil, omurga hareketliliğini korumak, postürü iyileştirmek, kas dengesini desteklemek ve yaşam kalitesini artırmaktır.
Unutulmamalıdır ki skolyoz erken dönemde fark edildiğinde tedavi başarısı belirgin şekilde artmakta ve çocukların normal, aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürmeleri mümkün olmaktadır. Bu nedenle omuz, sırt veya bel bölgesindeki duruş farklılıklarının dikkate alınması ve gerekli durumlarda uzman değerlendirmesine başvurulması büyük önem taşımaktadır.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.