Terapi sürecine başlarken genellikle ilk seanslarda danışanlarıma söylediğim birkaç cümle vardır ; terapi her zaman iyi hissettirmeyebilir, burada her duyguyu hissedersiniz bunlar zaman zaman rahatlama-iyi hissetme olabileceği gibi zorlanma-huzursuz hissetmek de olabilir, bazen seans odasından çıkarken umut dolu bazen de üzgün olabilirsiniz. Bunlar seans odasındaki deneyimlerime göre danışanların yaşadığı süreçleri göz önüne alarak söylediğim cümlelerdir.
Peki kişiler rahatlamak için geldikleri bu yerde neden zorlanırlar? Öncelikle terapi süreci bir keşif sürecidir en doğru tanımıyla benim için. İnsanın iç dünyasını keşfettiğimiz, dış dünyada neler oluyor ve bu olanlar kişinin iç dünyasında nasıl bir temsil buluyor bunları keşfettiğimiz bir süreçtir. Örneğin birisi kedi gördüğünde ne kadar sevimli olduğunu düşünüp sevmek isterken bir diğeri yaşantılarından dolayı çok korkup kedi gördüğü yerden tamamen uzaklaşma eğiliminde olabilir. Bu yüzden duygular, anlamlar konusunda tek bir doğru yoktur, kişi için var olan neyse onu keşfedip şuanki güncel hayatına olan etkisi üzerine çalıştığımız bir süreçtir terapi süreci.
Seanslarda bireylerin yaşantılarını paylaştıkları durumlar güncel zamanda yaşanılan herhangi bir şey olabilir, uzun zamandır tekrar eden bir döngüyü fark etmiş olabilir veya akut bir durumda iken terapiye başvurmuş olabilirler. Tüm bunlar terapi sürecinde konuşulan konuları ve yaşanan duyguları etkiler. Her kişinin dinamiğinin farklı olması ve kişisel bir süreç olmasından dolayı aynı durumlar yaşansa dahi yaşanılan duygu aynı olmayabilir.
Bu süreçte şuan yaşanılan bir sorun üzerine konuşurken zaman zaman geçmişte bunun deneyimlendiği yerleri keşfettiğimizde kişiler geçmiş yaşantılarını konuşurken zorlanabilir, henüz hazır olmayabilir veya yüzleştikleri durumların ağırlığı o konuyu konuşmaktan kaçındırabilir. Bu bazen davranışsal olarak terapiye geç kalmak, seansı unutmak veya terapi gününde değişiklik yapmak şeklinde kendini gösterirken duygusal olarak bütün haftayı yorgun, mutsuz geçirmek şeklinde de kendini gösterebilir.
Bu duyguları yaşamak, kişinin geçmişte bıraktığı anılarla yüzleşmesi zordur. Ancak ‘gitmediğin yerden geri dönemezsin’ cümlesi tam da terapiyi anlatan cümlelerden biridir bence. Bu yüzden terapide bazen kişinin hatırlamak dahi istemediği hatta yaşamından silmek istediği durumların üzerinde durabiliriz. Bu da kişiyi zorlar, üzerinde durmak istemeyebilir veya orada ne olduğuna baktığındaki duygusunu yaşamak istemeyebilir. Çünkü bu zamana kadar hayatında belki de o durumla baş edebilmek için çeşitli savunma mekanizmaları geliştirmiştir.
Bu savunma mekanizmalarıyla birlikte kişiler yaşanılan durumun kendisi için neleri ifade ettiğini fark etmeyebilir ancak fark etmeseler de bu durumlar yok olmazlar ve zihnimizin geri planında var olmaya devam edip hatta belki bedenimize yansıyan etkilerini gözlemleyebileceğimiz kadar hissedilir ama tanımlayamadığımız bir haldedirler. Bunun sebebi yaşarken o anki duygunun bize ağır gelebileceği veya yaşamak istemediğimiz bir duyguyu geri plana atıp yaşamadan devam etmemizdir. Ancak bu duygular bedende ve zihinde yer tutarlar bu sebeple bir şekilde ortaya çıkar.
Örneğin arkadaşımızla tartıştığımız ve üzüldüğümüz bir olay yaşadıktan sonra o üzgünlüğü hiç hissetmemiş gibi davrandığımızda dışarıdan gözüken ve kişinin hissettiği normal bir duygu durumuyken içsel dünyada üzgün kalmaya devam eder. Oradaki duyguya bakılmadıkça da işlemlenmez, işlemlenmeyen duygular da bedende ve zihinde yer tutmaya devam eder.
Kişi gündelik hayatında bunu bir problem olarak görmezken farkında olmadan ona uygun hareket edebilir. Örneğin eşiyle tartışmış ve öfke hisseden bir kadın ilişkilerini bozmamak adına öfkesini bastırıp ilişkisine devam ettiğinde arka planda o öfkeyi hisseder ve farklı bir nedenden hatta belki de öfkelenilmeyecek bir durumdan ötürü öfkesini çok fazla yaşar. Karşı taraf neye bu kadar öfkelendiğini anlayamazken aslında geçmişte bastırdığı öfkesiyle birlikte yaşar kişi. Aslında 2 birimlik bir durum yaşarken 5 birimlik bir tepki vermiş olur.
Böylelikle ilişkiler de zedelenmeye başlarken kişi ne kendisini anlar ne de açıklayabilir. Bu durumu fark ettiğimizde öfke kişi için neyi ifade ediyor buna bakarız, eğer kişi için öfke geçmişte annesiyle-babasının boşanmasına neden olan bir durumsa kişi o duyguda hiç kalmak istemeyebilir veya öfkenin ardından şiddet geldiyse kişiye orada hissettiği duyguları çağrıştırdığı için hiç öfkelenmek istemiyor ancak öfkelendiğinde de öfkesini bu şekilde ortaya çıkartıyor olabilir. Bunları anlamak için geçmişte anne-babası kavga ederken birey orada neler hissetmiş ve bu duygularla ne yapmış durumlarına baktıktan sonra anne-babasının öfkesiyle kendi öfkesini ayrıştırma çalışmaları yapılabilir. Ancak tam bu anlarda zaman zaman bireyler aile bireylerine de öfke duyabileceğini hissettikleri için o anılara gitmek istemeyebilirler veya ailesiyle arasında kurduğu bağı temsil eden bir özelliği olduğu için o özelliklerinden vazgeçmek istemeyebilir veya ailesinin özelliklerini bıraktığında kendisi yerine ne koyacağını bilemeyebilir. Çünkü bu sefer duygularını konuşması gerekir ve bu durum kişiyi zorlayabilir, öncesinde hiç konuşmadığı fark etmediği duyguları dile getiriyor olmak bunu hiç bilmeyen birisi için yeni bir alışkanlık edinmesi demektir bu.
Ancak zihin bildiği yoldan gitmek ister ve bu zamana kadar patikası ve kendini korumak için kullandığı savunmaları onu nereden götürdüyse onu devam ettirmek için çabalar farkında olmadan. Yeni bir patika oluşturmak hem zaman ister hem de bazen ayağınıza dikenler, aykırı otlar batabilir o yolu bir patika haline getirene kadar. Terapi böyle anlarda zorlayabilir ve çeşitli şekillerde gösterebilir kendini. Tüm bu zorlanmaları terapistinizle konuşabildiğinizde yeni ve kendinize ait bir patika için adım atmış olursunuz.
Tüm zorlanmalara rağmen kendiniz için attığınız adımlar, kendi hayatınızı yaşamaya başladığınızın işaretidir ve bu yüzden zorlanmalar da çok değerlidir…
Sena ÖZ Klinik Psikolog
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.