İçeriğe geç
Blog

Aklıma Gelen İstenmeyen Düşünceler Beni Kötü Biri Yapar mı? - Kl. Psk. Mert Adil

Aklıma Gelen İstenmeyen Düşünceler Beni Kötü Biri Yapar mı?

Özet

İstenmeyen düşünceler, kişinin bilinçli olarak seçmeden zihninde beliren, bazen rahatsız edici düşünce, görüntü veya dürtülerdir. Bir düşüncenin akla gelmesi, onu istemek ya da gerçekleştirmeye niyet etmek anlamına gelmez. Her takıntılı düşünce obsesif kompulsif bozukluk (OKB) değildir. Değerlendirmede düşüncenin içeriği kadar oluşturduğu sıkıntı, günlük yaşama etkisi ve onu etkisizleştirmek için yapılanlar önemlidir. Sürekli kendini kontrol etmek ve kesinlik aramak, kısa süreli rahatlama sağlarken sorunun devamına katkıda bulunabilir.

İstenmeyen düşünceler nedir?

“Aklıma kötü düşünceler geliyor. Bunları düşünüyorsam nasıl bir insanım?”

Bazen kişiyi en çok zorlayan, zihninden geçen düşüncenin ardından kendisine yönelttiği bu sorudur.

İstenmeyen düşünceler bir cümle, zihinsel görüntü veya rahatsız edici dürtü biçiminde yaşanabilir. Zarar verme, cinsellik, din veya hata yapma gibi konular içerebilir. Pek çok insan zaman zaman bu tür deneyimler yaşar.

Örneğin kişi, sevdiği biriyle vakit geçirirken aniden “Ya ona zarar verirsem?” düşüncesiyle karşılaşabilir. Burada değerlendirilmesi gereken, yalnızca cümlenin ürkütücülüğü değildir; kişinin bunu nasıl yaşadığı ve ardından ne yaptığıdır.

Bir şeyi düşünmek, onu yapmak istediğim anlamına gelir mi?

Hayır. İstenmeden beliren bir düşünce, tek başına istek, niyet veya davranışın kanıtı değildir. Şiddet ya da cinsellik içeren rahatsız edici düşüncelerin bulunması, kişinin bunları gerçekleştireceği anlamına gelmez.

Bununla birlikte, yalnızca “Bundan rahatsız oluyorsanız kesinlikle hiçbir risk yok.” demek de yeterli bir değerlendirme değildir. Düşüncenin niteliği, niyet, plan ve davranışlar birlikte ele alınır.

Kendinizi anlamaya şu soruyla başlayabilirsiniz:

“Bu düşünce ortaya çıktığında ne yapıyorum? Nelerden kaçınıyor, neyi tekrar tekrar kontrol ediyorum?”

Bu soru, düşüncenin içeriğinden hareketle kendiniz hakkında hüküm vermek yerine, yaşadığınız güçlüğü tarif etmenize yardımcı olabilir.

Neden istemediğim düşünceler zihnime takılıyor?

Her düşünceyi bilinçli olarak seçmeyiz. Ancak düşünceye yüklenen anlam, yaşanan sıkıntıyı artırabilir:

• “Bunu düşündüysem içimde bir yerde istiyorum.”

• “İyi bir insanın aklına böyle şeyler gelmez.”

• “Zihnimi tamamen kontrol etmeliyim.”

• “Kesin olarak emin olmadan rahatlayamam.”

Bu değerlendirmeler, zihinde beliren bir düşünceyi çözülmesi gereken acil bir meseleye dönüştürebilir. OKB ile çalışırken düşüncelere aşırı önem verme, kontrol ihtiyacı ve belirsizliğe tahammülsüzlük gibi süreçler değerlendirilir.

Bunu, telefonunuza gelen her bildirimi acil bir uyarı gibi incelemeye benzetebilirsiniz. Bildirim birkaç saniyede görünür; fakat ardından onu anlamaya, kontrol etmeye ve tekrar kontrol etmeye uzun zaman ayırabilirsiniz. Bu benzetme, düşüncenin neden geldiğinden çok, ona verdiğiniz tepkiyi görünür kılar.

Sürekli emin olmaya çalışmak neden yeterli gelmez?

Varsayımsal bir örnek düşünelim: Deniz’in aklına rahatsız edici bir düşünce geliyor. Deniz, geçmiş davranışlarını zihninde tarıyor, yakınına “Ben böyle biri değilim, değil mi?” diye soruyor ve internette benzer düşünceleri araştırıyor. Bir süre rahatlıyor. Ardından “Peki ya bu sefer farklıysa?” sorusu geliyor.

OKB döngüsünde güvence arama ve tekrarlayan kontroller geçici rahatlama sağlayabilir; fakat kuşku yeniden ortaya çıkabilir. Kompulsiyonlar yalnızca dışarıdan görünen davranışlar değildir. Zihinden kelimeler tekrarlamak veya düşünceyi başka bir düşünceyle etkisizleştirmeye çalışmak da bu işlevi görebilir.

Destek istemek ile aynı kuşkuyu ortadan kaldırmak için tekrar tekrar güvence istemek arasında fark vardır. Amaç, kişinin yalnız kalması değil, rahatlamak için giderek daha fazla kontrol yapmak zorunda kalmasının önlenmesidir.

Düşünceleri bastırmaya çalışmak işe yarar mı?

“Bunu düşünmemeliyim.” diye zihni zorlamak, düşünceyle mücadeleyi artırabilir. Ardından kişi, düşüncenin gidip gitmediğini kontrol etmeye başlayabilir. Daha yararlı bir yönelim, düşünceyi hemen çözülmesi gereken bir sorun olarak ele almadan, varlığına rağmen günlük faaliyete dönmeyi öğrenmektir.

Başlangıç için şu yaklaşımlar düşünülebilir:

• Düşünceyi fark edin: “Şu anda zihnimde rahatsız edici bir düşünce var.”

• Her gelişinde anlamını çözmeye girişmeyin: Tekrar tekrar analiz etmek de bir kontrol çabasına dönüşebilir.

• Rahatlamak için yaptıklarınızı gözlemleyin: İnternet araştırması, kendini sınama veya sürekli onay isteme ne kadar yer kaplıyor?

• Günlük yaşama dönüşü yalnızca rahatlama şartına bağlamayın: Kaygı sürerken de yaptığınız işe küçük bir adımla dönebilirsiniz.

Bu ifadeleri, düşünceyi silene kadar tekrarlanan yeni bir ritüele dönüştürmemek önemlidir. Amaç, zihni tamamen boşaltmak değildir.

Her takıntılı düşünce OKB midir?

Hayır. Günlük dilde “takıntı” denilen her deneyim OKB anlamına gelmez. Değerlendirmede düşüncelerin tekrarlayıcılığı, kişinin bunlarla ne kadar meşgul olduğu, eşlik eden ritüeller ve yaşamındaki zorlanma ele alınır.

Düşünce ve ritüellerin günde bir saatten fazla zaman alması, dikkat çeken göstergelerden biridir. Ancak destek almak için bu süreyi doldurmayı beklemek gerekmez; daha kısa sürse bile belirgin sıkıntı veya işlev kaybı değerlendirmeyi gerekli kılabilir. Tanı, tek bir belirtiye veya internet testine dayanarak konulmaz.

Ne zaman psikolojik destek alınmalı?

İstenmeyen düşünceler nedeniyle işinize odaklanamıyor, ilişkilerinizden uzaklaşıyor, bazı ortamlardan kaçınıyor veya zamanınızın önemli bölümünü kendinizi kontrol ederek geçiriyorsanız profesyonel değerlendirme yararlı olabilir. Utanma ve yargılanma korkusu da yaşadıklarınızı paylaşmanızı zorlaştırabilir.

İlk görüşmeye şu cümleyle başlayabilirsiniz:

“Anlatmaktan çekindiğim düşüncelerim var. Önce bunların beni nasıl etkilediğini konuşmak istiyorum.”

OKB söz konusu olduğunda, bilişsel davranışçı terapinin maruz bırakma ve tepki önleme (ERP) bileşeni kanıta dayalı yaklaşımlar arasındadır. Bu süreçte kişi, uzmanla planlanan çalışmalarla tetikleyicilerle karşılaşmayı ve kaygıyı azaltmak için yaptığı ritüelleri uygulamamayı öğrenir. Çalışmalar kişinin durumuna göre düzenlenir; amaç, gerçek tehlikeye sokmak değildir. Gerektiğinde psikiyatri değerlendirmesiyle ilaç tedavisi de planlanabilir.

İstenmeyen düşünceler veya takıntılı düşünceler nedeniyle destek arıyorsanız, görüşeceğiniz uzmana OKB değerlendirmesi ve ERP konusundaki deneyimini sorabilirsiniz.

Sık sorulan sorular ve cevaplar

Aklıma kötü düşünceler gelmesi beni kötü biri yapar mı?

İstenmeden beliren bir düşüncenin içeriği, tek başına ahlaki kimliğinizin ölçüsü değildir. Düşünceyi, niyeti ve davranışı birbirinden ayırmak gerekir.

Bir düşüncenin tekrar etmesi, onu istediğim anlamına gelir mi?

Hayır. Tekrarlama, istek kanıtı değildir. Düşünceyi sürekli analiz etmek veya bastırmaya çalışmak, onunla zihinsel uğraşı artırabilir.

Sürekli “Ben bunu yapmam, değil mi?” diye sormak neden rahatlatmıyor?

Yanıt kısa süreli rahatlatabilir; ancak kesinlik arayışı sürdüğünde yeni bir kuşku doğabilir. Terapi, aynı soruya tekrar tekrar yanıt bulmanın ötesinde bu döngüyü ele alır.

Takıntılı düşünceler tamamen geçer mi?

Tedaviyle belirtiler ve yaşam üzerindeki etkileri azalabilir. Her düşüncenin bir daha hiç gelmeyeceği garantisi verilemez. Hedeflerden biri, düşünceler ortaya çıktığında günlük yaşamı sürdürebilmektir.

Psikoloğa düşüncelerimi nasıl anlatabilirim?

Söze düşüncenin içeriğinden başlamak zorunda değilsiniz. “Bu düşünceler gelince korkuyorum, kendimi kontrol ediyorum ve anlatmaya utanıyorum.” diyebilirsiniz. İlk görüşmede gizliliğin kapsamını ve sınırlarını da sorabilirsiniz.

Kendime veya bir başkasına zarar verme düşüncesi varsa ne yapmalıyım?

İstenmeyen bir düşünce ile zarar vermeye yönelik istek, niyet veya plan aynı değildir. Ancak niyetiniz ya da planınız varsa veya güvenliği sağlayamayacağınızı düşünüyorsanız acil değerlendirme gerekir; 112’yi arayabilir veya en yakın acil servise başvurabilirsiniz.

Bu makaleyi paylaş

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.