Baş Ağrısı Deyip Geçmeyin, Baş Ağrısı İle Gezmeyin...

Yazar Haluk GümüşNörolog • 18 Mayıs 2017 • Yorumlar:

Tüm dünyada hekime başvurularda en sık dile getirilen yakınmayı oluşturan baş ağrısının yüzlerce tipi bulunmaktadır ve çoğunun sebebi halen bilinmemektedir.

Baş ağrıları uluslararası kriterlere göre başlangıçta primer (birincil- nedeni belli olmayan) ve sekonder (ikincil- bir nedene bağlı olan) şeklinde 2 alt gruba ayrılmaktadır.

  • Primer baş ağrıları: Altta yatan herhangibir bozukluğun olmadığı migren, gerilim tipi, küme baş ağrısı bunlar arasında en sıkgörülenleridir.
  • Sekonder baş ağrıları: Beyinde veya sistemik olarak altta yatan başka bir patoloji bulunmaktadır. Bu durumların acil tedavisi gerekebilir. Bu nedenle baş ağrısı deyip geçilmemeli önemli ve acil bir durumun belirtisi olabilir.

MİGREN BAŞ AĞRISI
Akut ataklarla seyreden kronik bir hastalık olan en sık primer baş ağrısı nedeni olan migren toplumumuzda %25 oranında oluo kadınlarda erkeklerden 3 kat fazla görülmektedir. Migren orta ve genç yaş grubunun hastalığı olup her yaş grubunda görülebilir.

  • Belirtileri:

Dört bölümde incelenir.
1. Prodrom Dönemi: Baş ağrısından saatler veya günler önce duygudurum ya da davranışlarda ortaya çıkan hastalarca tam tanımlanamayan belirtilerdir. En sık orgunluk-bitkinlik hissi, konsantrasyon güçlüğü, başın arkasında sertlik, kasılma, düşünceyi toplayamama hali, bazı yiyeceklere isteğin (çikolata veya tatlı gıdalara isteğin artması gibi) artmasıdır.
2. Aura Dönemi: Migren aurası baş ağrısının öncesinde, 60 dakikadan kısa süren genellikle nörolojik belirtiler olup sıklıkla görseldir. Basit ışık çakmaları, kırıklı- kesikli ışıklı çizgiler, zik zaklar, ipliksi, yıldızımsı ışıklar, ışıklı ve siyah karışık noktalanmalar, görme alanında siyah kör noktalar olabilir.
Hastalarda görsel bulgulardan sonra en sık uyuşmalar görülür. Elden başlayıp, kola ve yüz yarısına yayılan uyuşmalara nadiren bacak uyuşması eşlik eder. Kelimeleri bulamama biçiminde konuşma güçlüğü, peltek konuşma olabilir. Çok nadir tek taraflı kol ve bacakta güçsüzlükle kendini gösteren geçici felçler olabilir. Auralı migren tüm migrenlerin %10-20 sini oluşturur.
3. Migren Ağrısı Dönemi: Migrende tipik baş ağrısı tek taraflı, zonklayıcı, orta-ağır şiddettedir. Genelde aktivite ile şiddetlenir bu nedenle hasta yürümek merdiven inip çıkmak hatta ayağa kalkıp konuşmak bile istemez. Ağrının tek taraflı olması, giderek şiddetlemesi migreni diğer baş ağrılarından ayırt etmeyi sağlayacak en önemli unsurlardan biridir.
4. Düzelme Dönemi: Hasta kendini yorgun, huzursuz, konsantrasyonu azalmış hiçbirşey düşünemez halde hissedebilir. Uyku ihtiyacı belirgindir.
Migrende çocuklukta bulantı-kusma daha ön plandayken, ileri yaşlarda azalıp, kaybolabilir. Aura bulguları ortaya çıkabilir.

  • Nedenleri neler?

Migren ataklarını adet dönemi, yumurtlama dönemi, doğum kontrol hapı kullanımı, hormon yerine koyma tedavileri gibi hormon dengesinde değişiklik yapan durumlar, alkol, fermente edilmiş içecekler( bira, şarap gibi), konserve yiyecekler, aspartam (tatlandırıcılarda bulunur) gibi maddeler, mayalı yiyecekler, çikolata, eski peynir, öğün kaçırma (açlık) gibi beslenme ile igili durumlar, stres, üzüntü, depresyon, aşırı fiziksel aktivite ve yorgunluk, aşırı ve parlak ışıklı, floresan aydınlatmanı mekanlar, uykusuzluk, aşırı uyku, damarlarda genişleme yapan bazı ilaçlardır.

  • Tanı nasıl konuyor?

Migrenin tanısal bir tetkiki bulunmayıp ID Migren Testi ile hastalar ağrılarının migren olup olmadığı noktasında fikir sahibi olabilirler. Bu testteki soruların iki veya üçüne evet diyorsanız migren olma olasılığınız %93.3 tür.

1.Baş ağrınız sırasında hiç midenizde bulantı veya rahatsızlık hissettiniz mi?
2.Baş ağrısı sırasında ışık sizi rahatsız etti mi?
3.Son 3 ay içinde baş ağrısından dolayı günlük hayatınızı sürdüremediğiniz oldu mu? (işe gidememek, ders dinleyememek vb)

  • Nasıl tedavi ediliyor?

1. Atak tedavisi sadece atak sırasında kullanılıyor. Basit ağrı kesiciler ya da özel migren ilaçlarından yararlanılıyor. Şiddetli bulantı-kusmaları ve atak sırasında aşırı huzursuzluğu olan hastalarda bu şikayetlere yönelik tedaviler gerekebiliyor.
2. Önleme tedavisinde epilepsi(sara) ilaçları, depresyon ilaçları, hipertansiyon ilaçları, magnezyumlu bazı ilaçlar kullanılmaktadır.
3. Botulinum toksini, bitkisel ürünler, akupunktur, nöralterapi, vs diğer tedavi modaliteleridir.

  • Botulinum toksin uygulamaları hastalarda geçici bir düzelme sağlar. Her migren hastasına uygulanamaz.
  • Bitkisel ürünler ile hastaların ağrılarında azalma olabildiği gibi bitkisel olması bu ürünleri zaralı olmayacağı anlamına gelmez.
  • Akupunktur migrende %50 oranında etkilidir.
  • Nöralterapi ise organizmaya bütüncül yaklaşımı esas alan bir tedavi yöntemi olup vücudun mükemmel işleyişindeki bozulmaları düzelterek (otonom sinir sistemi üzerinde düzenleyici ve uyarıcı etki yaparak iyileşmeyi sağlamaktadır) etki etmektedir. Migren tedavi seçenekleri içinde etkili, neden yönelik, uzun vadeli ve yan etkisiz tedavi nöral terapi kullanılarak yapılabilir ve bu tedavi yöntemi ile migren hastalarında kesin çözüm bile elde edilebilir.

Migren esasında otonom sinir sisteminin çalışmasının bozulmasıdır. Migren atağında baş ağrısının yanısıra ortaya çıkan nörolojik bulgular ve gastrointestinal sistem bulgularına otonom sinir sistemindeki geçici aksamalar sebep olmaktadır. Otonom sinir sisteminin temel iki fonksiyonu olan damar kontrolü ve barsak hareketlerinin kontrolü atak sırasında geçici olarak aksamaktadır. Barsaklardaki yavaşlama bulantı ve kusmaya yol açmaktadır. En önemlisi damar kontrolünün bozulması sonucu damarlarda vazokontrüksiyon (büzülme) başlangıçtaki hafif ağrı ve nörolojik aura bulgularına sebebiyet vermektedir. Damarlardaki vazodilatasyon (aşırı genişleme) zonklayıcı ağrı ve ödeme yol açmaktadır. Atak bitiminde sistem düzelmekte ve hasta normal hayatına dönmektedir.
Nöral terapi otonom sinir sisteminde aksaklığı düzelterek etki eder.İlaçların kimyasal etkileri ile sinir sistemindeki bioelektriksel bozukluğu düzeltememektedir.Nöralterapide doğal olan prokain, lidokain kullanılır. Yüzeyel ( cilt altı) ve derin ebjeksiyonlarla kolayca her yaş grubundan hastaya yapılabilir. Bu anlamda Nöralterapi otonom sinir sistemine yani vücut iletişim ağına etkili olabilmektedir.
Otonom sinir sisteminde biriken hasarlarhastalıkların temelini oluşturur. Bu duruma yaşamımız boyunca geçirdiğimiz mikrobik hastalıklar, ameliyatlar, kazalar, fiziksel ve psikolojik travmalar neden olmaktadır. Bozucu alan (interference field) olarak adlandırılan bu odaklar vücutta aşı izleri, ameliyat skarları , dikiş , kesi izleri, travmaların izleri, diş tedavileri ( kanal tedavisi, eksik diş, bazı dolgular, vs) veya iç organlarda olan herhangibir hastalığı içerebilmektedir. Bu bozucu alanlar tetikleyici faktörlerin kolaylaştırıcı etkisi ile zaman zaman sistemin aksamasına yol açmaktadır.
Nöralterapi de prokain ve lidokain hiperpolarize edici (bioelektriksel düzenleyici) etkisi ile bozucu odağı susturur. Bioelektiriksel olarak stabilize olan odaktan bir daha sistemi altüst edebilecek uyarım oluşmaz.
Nöral terapi ile bozucu alanların tümüyle eliminasyonu ile migren tedavi edilebilir.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazar

Yorumlar: (0)