Psikoloji tarihinde bazı deneyler vardır ki, insan davranışını anlamamızda çok önemli kapılar açar. Bunlardan biri, 1950’li yıllarda Amerikalı psikolog Harry Harlow’un yaptığı ünlü “tel anne – bez anne” deneyidir. İlginç olan şu ki, bugün Japonya’da yaşanan gerçek bir olay bu klasik araştırmayı yeniden hatırlatıyor.
1950’lerde Wisconsin Üniversitesi’nde çalışan psikolog Harry Harlow, yavru maymunların anneleriyle kurduğu bağın nedenlerini araştırmak istiyordu. O dönemde yaygın görüş, bebeğin anneye bağlanmasının temel sebebinin beslenme olduğuydu. Yani bebeğin annesine bağlanmasının nedeni, onun süt vermesiydi.
Harlow bu varsayımı test etmek için yavru rhesus maymunlarıyla bir deney yaptı. Deneyde iki farklı yapay anne kullanıldı:
Sonuçlar oldukça çarpıcıydı. Yavru maymunlar süt veren tel anneye yalnızca beslenmek için gidiyorlardı; zamanlarının büyük bölümünü ise yumuşak ve sıcak hissettiren bez anneye sarılarak geçiriyorlardı.
Üstelik yavrular korktuklarında veya stres yaşadıklarında da hemen bez anneye koşuyorlardı. Bu bulgu, bağlanmanın yalnızca beslenmeyle açıklanamayacağını gösterdi. Fiziksel temas, sıcaklık ve güven duygusu, bağlanmanın temel unsurlarıydı.
Bu deney daha sonra psikolojide bağlanma kuramı ve bebek gelişimi çalışmalarının anlaşılmasında önemli bir rol oynadı.
Yakın zamanda Japonya’daki Ichikawa Hayvanat Bahçesi’nde yaşanan bir olay, bu klasik deneyin gerçek hayattaki bir yansıması gibi görünüyor.
2025 yılında doğan Punch adlı Japon makak yavrusu, doğumdan kısa süre sonra annesi tarafından reddedildi. Bu durum bazen özellikle ilk kez doğum yapan primat annelerde görülebiliyor. Annesi tarafından terk edilen Punch, hayatta kalabilmek için bakıcıların desteğine ihtiyaç duydu. (Moneycontrol)
Primat yavruları normalde annelerinin tüylerine tutunarak hem güven duygusu kazanır hem de kas gelişimlerini sağlar. Bu nedenle bakıcılar Punch’a tutunabileceği pelüş bir orangutan oyuncağı verdiler. (Moneycontrol)
Beklenmedik şekilde Punch bu oyuncağa güçlü bir bağ geliştirdi. Korktuğunda veya diğer maymunlar tarafından dışlandığında hemen oyuncağa sarılıyordu, onunla uyuyordu ve neredeyse her yere yanında taşıyordu. (Phys.org)
Bu görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayıldı ve dünya çapında büyük ilgi gördü.
Punch’un hikâyesi, Harlow’un deneyini hatırlatan güçlü bir örnek sunuyor. Her iki durumda da yavru primatlar, beslenme ya da biyolojik işlevlerden çok temas ve güven duygusu sağlayan nesnelere yönelir.
Ancak arada önemli bir fark da var: Harlow’un deneyinde bu durum kontrollü bir laboratuvar araştırmasıydı. Punch’un hikâyesi ise doğal koşullarda, bir bakım müdahalesi sonucunda ortaya çıkan gerçek bir davranış örneği.
Zamanla Punch’un diğer makaklarla etkileşim kurmaya başladığı ve oyuncakla olan bağına daha az ihtiyaç duyduğu da gözlemlenmiştir. Bu da sosyal bağların primatlar için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. (Phys.org)
Hem Harlow’un deneyleri hem de Punch’un hikâyesi bize önemli bir psikolojik gerçeği hatırlatıyor:
Bağlanma yalnızca fiziksel ihtiyaçlarla değil, güven, temas ve duygusal yakınlıkla oluşur.
Bu durum yalnızca maymunlar için değil, insan gelişimi için de son derece temel bir gerçektir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.