Düğünler

Yazar Zeynep PınarPsikiyatrist • 19 Nisan 2016 • Yorumlar:

“Dertsiz düğün” denilen sünnet düğünü nü   organize eden tek bir aile vardır. Diğer düğün dillendirilmese de biraz “dertli ve acılıdır. İki bambaşka kültürden gelen ailenin bir araya gelip, hısım olması çok kolay değildir. 

En eskiden köy düğünlerinde, bahçeye kurulan kazanlarda, keşkek, çorba, et, pilav, hoşaf  köyün ileri gelen kadınlarınca pişirilir. “Uzaktan hoş gelen davulun sesi” kız evinin canını yakar. Çok küçük yaşta evlendirilen kız çocuğu “ele karışırdı, derde karışılırdı” şimdikilerdeki takı töreninin yerinde “bu halasından, bu kaynanasından diyerek atkı töreni vardı.” Açık havada bir ağaçtan, evin bir direğine bağlanmış urgan ipin üzerine gelen hediyelik kumaşlar ve eşyalar asılır, tören bitince bir çarşafla bohçalanır, damat evine taşınırdı. Gelin damat ortaya çıkınca takı töreninin yanında gelinin damat üzerine para da  takılırdı ilk çocukluk anılarım bunlar. Düğüne davetsiz simit gazoz satanlar gelirdi. 

Davetiye yerine de “oku” diye adlandırılan şeker dağıtılır, düğün zamanı ağızdan söylenirdi. Yemekli eğlenceli düğünler 3 gün sürer “gelin alma merasimi” ile biterdi. 

Yarım yüzyıllık ömrümde hayatın her alanında ki değişiklikler gibi evlilik biçimleri de değişti. Kimi kırda, kimi teknede, kimi kapalı düğün salonunda, kimi devletin nikah dairesinde, kimi sualtında, kimi de uçan balonda evleniyor. Amaa yukarıda ki köy düğününde kurulduğu gibi mezara kadar evlilikler yok. 

Eskiden aileler müzakere eder, mutabık kalırlardı, sözlü sözsüz anlaşmalar kurulurdu ve aileler hısım-akraba olurdu. Kendini akıllı zanneden insanoğlu pek çok defa saçmalar da çok seneler sonra pişman olur bazen, işte böyle durumlarda, onayı alınmış geniş aile duruma müdahil olur, incir çekirdeğini doldurmayacak kadar küçük sebeplerle aileler parçalanmaz ve çocuklar öksüz kalmazdı. 

Eski törenlerle gelin edilen başka kapıya yollanan kız çocuğu, anne olduktan sonra söz sahibi olarak, kaynana olduktan sonra “aile reisi” olarak geçmişin acısını çıkartırdı. Şimdi ise özgür, güçlü, çalışan cumhuriyet kızımız “hayat müşterektir” diyerek, her türlü masrafı bölüşerek evlenir. Adları “ucuz gelin” olur. 

Milyon yıldır oluşmuş evlenme kültürü, düğünler ve masraf paylaşımı da, son 50 yılda hızla değişime uğradı ve dertli düğünlerdeki kavga oranı arttı. 

Nişan ve evlilik hazırlıkları iyice bireyselleşip kültürden kopunca, yada kültürler arası büyük farklılıklar sebebi ile kavgalar arttı. Gençlerin birbirini bulduğu durumlarda, ailelerin birbirlerini onaylamadıkları hallerde ise gençlerin psikolojik yükü iyice arttı. Birbirlerini ikna etmeleri yanında, ailelerini de belli bir noktada  birleştirmeye çalışmaları onları yordu, ayrılma oranları arttı. 

Eş terapilerinde görürüz ki kavganın başlangıcı düğüne özellikle gelinliğe dayanır. Sonra takılar sonra düğün yapılan yerin seçimi ile devam eder,gider. Geniş aileleri bir araya getiren, ölümden önceki en iyi sebep düğünlerin mutluluğu bir hiç uğruna feda edilir. Çözüm yine büyüklere düşüyor, gençlerde “her şeyi sadece ben bilirim, ben şu okulu derece ile bitirdim” derlerse eğer yanılırlar.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)