Duyguların Nörobiyolojisi

Yazar Reyhan Erdoğan AydınPsikolog • 13 Haziran 2022 • Yorumlar:

Beden dilimizi anlayabilmek için önce duyguları anlamamız gerekir. Öfkeli hissettiğimizde, korktuğumuzda veya şaşırdığımızda bedenimiz farklı tepkiler verir. Çünkü kan akışı duygu durumuna göre bedenin farklı yerlerine yoğunlaşır. Bir olay yaşadığımızda ilk olarak fizyolojik tepki veririz, ardından duygu mekanizmamız devreye girer. Örneğin; bir aslan gördüğümüzde beyinde amigdala bölgesi aktive olur ve böylece korku duygusunu yoğun hissederiz. Bunun sonucunda kan akışı kaçmayı kolaylaştıracak şekilde bacaklardaki kaslara yönelir. Evrimsel açıdan baktığımızda hayatta kalmak için duygulara ihtiyacımız vardır bir tehlike gördüğümüz zaman savaş kaç mekanizması devreye girer. Türün ilk amacı hayatta kalabilmektir.

Duygular yaşam için gerekli olan yaşadığımız olayları ifade etme biçimimizdir. Örneğin; haksızlığa uğradığımızda öfkelenir, sevdiğimiz birini kaybettiğimizde üzülür, başarılı olduğumuzda mutlu oluruz ve bunu duygularla ifade ederiz

Duygu, beynin işlevleri ile oluşur Limbik sistem olarak tanımlanan bölge, beyin-duygu ilişkisinde önemlidir . Ventromedial prefrontal korteks, duygusal tepkileri düzenlemede etkin rol oynar. Amigdala, korku öfke ile ilişkilidir. Araştırmalar seratonin seviyesi düşükse öfke ve saldırganlığın arttığını söyler

Yüz geribildirim hipotezine göre gülümsediğimizde olumlu duygu kasları aktive olur ve bu durum hormon salınımını tetikler. Önce fizyolojik tepki sonra duygu oluşumu hipotezine dayanarak mutlu olmadığımız anlarda bile gülümsediğimizde olumlu duygular yaşarız. Olumlu duyguları yaşadığımızda olumlu kararlar verme ihtimalimiz daha yüksektir

Bir olayla ilgili karar verirken beynimiz çok birçok ihtimal önce zihinde yaşar ve bu olasılıklara karşı oluşturulan duygusal yanıtlara göre kötü ihtimalleri otomatik olarak eleyerek karar verir. Aslında bilişlere verilen duygusal yanıtlar kararlarımızda etkindir.

Damasio’ya göre duygular temel ve toplumsal olarak ikiye ayrılır: Temel duyguları bilinçdışı süreçlerde, toplumsal duyguları ise öğrenme ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğunu ifade eder. Hatta çok akılcı hep mantığıyla hareket ediyorum diyen insanlar bile aslında farkında olmadan bilinçdışı duygularla hareket edebilir güçlü duygular düşünceyi etkiler.

Duyguları öğrenebiliyor muyuz? Yapılan hayvan deneylerinde bir farenin şok ile birlikte sesin eşleştirilirmesinde farelerde bir süre sonra o sesi duyduğunda korku yaşadıkları ve korku duygusunu ne şartla aldıklarını öğrendiğini görüyoruz aynı şekilde insanlar da travmatik anılarında on eşleşen koku ve ses gibi uyaranlarla anksiyeteye eşleştirilir ve buna benzer koku ve seslerden anksiyete ataklari yaşayabilir. Bu araştırmalar doğrultusunda şunu söyleyebiliriz: hayvan deneylerinde ve insanların yaşadıkları deneyimlerden yola çıkarak korku öğrenilir ve bu beyinde amigdala ile ilişkilidir. Korku gibi başka duyguları da öğreniyoruz. 

Empati kelimesinin Türkçe anlamı kişinin eş duyum sağlayabilmesidir yani kişi kendisini karşısındakinin yerine koyarak onun neler hissettiğini duygu, düşünce ve davranışlarının neler olabileceğini anlayabilmesi olarak tanımlanır. Empatinin psikolojik boyutu daha gündemde olmasına rağmen, biyolojik boyutunun da olduğu kanıtlanmıştır. Empati ile ilgili nörobilim çalışmalarında ağrı ile ilgili şöyle bir deney yapılmıştır: Başka birisinin ağrısına tanıklık ettiğimizde somatasensoryal işleme aktive olacağı için beyninizdeki nöral ağın  bir kısmı da aktive olur ağrıyı deneyimleriz. Aynen nöronların aktivasyonu ile karşımızdaki insanın hissettiklerini anlayabilir, empati kurabilir ve sosyal ilişkilerimizi düzenleyebiliriz. Çoğu zaman sorarız kendimize neden bazı insanlar daha empatik? Bu sorunun cevabını sadece psikoloji bilimi ile beraber biyoloji ile ilişkili olduğunu da hatırlamalıyız. Her insanın kendine özel biyolojik, psikolojik ve sosyal yapılanması var bu nedenle  birbirimizle kıyaslamamalıyız. Ruhumuza bedenimize bize iyi gelen, yalnız hissetmeyeceğimiz, güven duyduğumuz insanlarla vakit geçirmeye özen göstermeliyiz.  Son olarak Aristoteles’in öfke duygusu ile güzel bir sözünü paylaşmak isterim: Her kişi öfkelenir, bu çok kolaydır; ancak tam istenilen kişiye, tam ölçüsünde, tam zamanında, tam yerinde, tam yöntemince öfkelenmek, ne herkesin yetkinliğindedir, ne de kolaydır.

 

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)