Duygusal Zeka ve Atılganlık

Yazar Elif TerziköyPsikolog • 12 Eylül 2022 • Yorumlar:

Bu yazıda sizlere tamamen özgün olan bir analizimden bahsedeceğim.
Duygusal zekası yüksek iki tipleme var. Ben bunlara uygulayıcılar ve gözlemleyiciler isimlerini verdim. Bu yazıyı okuyanlar arasında çok fazla gözlemleyici olduğunu tahmin ediyorum. Gözlemleyiciler genellikle içedönük kişilik yapısındalar ve sosyal ortamlarda kendilerini ifade etmemeyi tercih eden kişiler oluyor genelde.
Gözlemleyiciler sosyal ortamlarda lider olma, dikkat çekme, ön plana gelme konularında dışarıdan bakıldığında isteksiz görünüyorlar. Ama başarılı uygulayıcıları çok fazla gözlemliyor. Neyin neden olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Sosyal ortamlardaki değişkenler, işe yarar stratejiler ve manipülasyon konusunda çok fazla bilgililer. Ama bunları uygulamaya koymayı tercih etmiyorlar. Herkesin vardır etrafında böyle birileri. Ondan akıl almak istersiniz, onun dediklerini uyguladığınızda hayatınız daha iyi bir hale gelir. Fakat o kişinin hayatına baktığınızda olması gereken yerde genel değildir. hiç düşündünüz mü bu kişiler duygusal zeka açısından bu kadar yetenekli oldukları halde niçin bilgilerini hayatına akıtmazlar? Çünkü onlar uygulayıcı değildirler, onlar gözlemleyicidirler.
Gözlemleyiciler benim tahminimce fıtrat olarak dışadönük olup, ilk 5 yılda yaşadığı travmalara bağlı kendi iç dünyasına çekilen ve hayatın içedönükleştirdiği kişilerden çıkıyor. Yani kişi gerçekte içedönük değil, sosyal ortamlar ve liderlik davranışları zihinsel olarak dikkatlerini çekiyor fakat uygulamaya geçmek istemiyorlar.
Gözlemleyicilerin genellikle içedönük kişiliklerden çıktıklarını söylemiştik. Bu kişiler daha çok yazarlık, ressamlık, şairlik, müzisyenlik gibi edebiyat ve sanat alanlarında ya da bilim insanı olarak akademik alanda kendilerini ortaya koymayı tercih ederler. Eğer gerçekten iyi bir gözlemleyiciyse hayatta çok iyi noktalara gelebilirler fakat önemli bir handikapları vardır:

MÜKEMMELLİYETÇİLİK!


Evet gözlemleyicilerin genellikle olaylar kendi kafasının içinde gerçekleşir ve sürekli zihninde olayları törpüler dururlar, yani kusursuzlaştırmaya çalışırlar. Uygulayıcılar ise böyle değildirler. Çoğu sosyal başarılarının kaynağı üzerine bile düşünmezler. Sadece yaparlar. Just do it! tam olarak uygulayıcılar için söylenmiştir. Uygulayıcılar denemekten de başarısız olmaktan da korkmazlar. Tekrar tekrar denerler. Zaten başarının sırrı büyük oranda başarısızlığa tahammül edebilmekten geçer. Gözlemleyici ise ortamı gözlemliyor ya uygulayıcının rezil olduğu, birilerinin ona güldüğü olayları vs hafızasına kaydeder. Gözlemleyici sosyal açıdan aşağılanmaktan o kadar korkuyor ki en iyi bildiği iletişim stratejilerini bile denemeyi tercih etmiyor.
E tabi gözlemleyicilerin davranış pratikleri de az olduğundan ilk denemelerinde bazı başarısızlıklar da olacaktır. Bu yüzden kırk yılda bir yapılan denemelerde de büyük başarılar beklememek lazım.
Dışadönüklere dikkat edin. Gerçekten kendinden eminlerdir ve özgüvenleri yüksektir. Etrafınızda sizden daha az zengin, daha az yakışıklı, daha az zeki olduğu halde sizden daha iyi noktalarda olup, daha fazla sosyal onay alan kimse yok mu? Eğer uygulayıcıysanız kesinlikle böyle biri vardır. Uygulayıcı bir şekilde kalabalığı eline almaktan hoşlanır ve yarı otomatik şekilde davranır. Yani sonuca odaklanırlar, nedene ya da nasıla değil.
Şimdi duygusal zekası yüksek içedönüklere yani gözlemleyicilere tekrar bakalım. Haddim mi değil mi diye düşünmekten mütevazilik zehirlenmesi yaşıyorlar. Başarısızlık korkusu, mükemmeliyetçilik ve gerçekte gizli kibirleri yüzünden sahnenin arkasında kalmayı ve uygulayıcılara kıskançlık ve aşağılamayla bakmayı seçiyorlar.
Yani ben diyorum ki, eğer sen de bir gözlemleyiciysen, madem bu kadar iyi biliyorsun, çık artık sahneye. Çünkü eğer bir gözlemleyici uygulamaya geçerse onu hiç kimse tutamaz.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)