HPV (Human Papillomavirus), kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de oldukça sık görülen viral enfeksiyonlardan biridir. Çoğu HPV enfeksiyonu herhangi bir belirti vermeden seyredebilir ve zaman içerisinde bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınabilir. Ancak bazı HPV tipleri erkeklerde genital siğillere (kondilom) yol açarken, yüksek riskli bazı HPV tipleri penis, anüs ve orofarenks bölgesindeki kanserlerle ilişkili olabilir.
Avrupa Üroloji Derneği’nin EAU 2026 Ürolojik Enfeksiyonlar Kılavuzu, erkeklerde HPV enfeksiyonunun tanı, tedavi ve korunmasına ayrı bir bölüm ayırmaktadır. Kılavuzda genital siğillerin tedavisinde kriyoterapi, elektrokoter/elektrocerrahi, lazer ve cerrahi eksizyon gibi hekim tarafından uygulanan yöntemlerin yanı sıra uygun hastalarda topikal tedaviler ve HPV aşılaması ele alınmaktadır.
HPV temel olarak cilt ve mukoza teması, özellikle de cinsel temas yoluyla bulaşır. Bulaş için mutlaka penetratif cinsel ilişki olması gerekmez; genital bölgelerin yakın teması da bulaş açısından yeterli olabilir.
HPV ile karşılaşmak her zaman genital siğil gelişeceği anlamına gelmez. Enfeksiyonların önemli bir kısmı herhangi bir klinik bulgu oluşturmadan seyredebilir.
Prezervatif kullanımı HPV bulaşma riskini azaltabilir ancak genital bölgedeki tüm cilt yüzeylerini kapatmadığından tam koruma sağlamaz.
HPV enfeksiyonu çoğu erkekte belirti vermeyebilir. Belirti ortaya çıktığında en sık karşılaşılan durumlardan biri genital siğillerdir.
Genital siğiller:
penis ve penis kökünde,
pubik ve kasık bölgesinde,
skrotum çevresinde,
perine bölgesinde,
anüs çevresinde
ortaya çıkabilir.
Lezyonlar tek veya çok sayıda olabilir; küçük ve düz lezyonlardan kabarık veya kümelenmiş, halk arasında “karnabahar görünümü” olarak tarif edilen yapılara kadar farklı görünümler gösterebilir.
Bazı hastalarda kaşıntı, tahriş, hassasiyet veya özellikle tıraş sırasında kanama görülebilir.
Hayır.
Genital bölgede ortaya çıkan her kabarıklık veya lezyon HPV’ye bağlı değildir. Bazı normal anatomik yapılar, dermatolojik hastalıklar ve farklı enfeksiyonlar genital siğillerle karıştırılabilir.
Bu nedenle kişinin kendi kendine HPV tanısı koyması yerine lezyonların ürolojik muayene ile değerlendirilmesi önemlidir.
Atipik görünüm gösteren, kanayan, ülserasyon bulunan, hızla büyüyen veya standart tedavilere yanıt vermeyen lezyonlarda biyopsi ve histopatolojik inceleme gerekebilir.
Bu, hastaların en sık sorduğu sorulardan biridir.
Genital siğil değerlendirmesinde temel yaklaşım klinik muayenedir. Erkeklerde rutin HPV taraması, kadınlardaki servikal HPV taramasıyla aynı şekilde uygulanmamaktadır.
Bu nedenle “HPV testi yaptırmak” ile “genital lezyonun doğru tanısını koymak” birbirinden farklı konulardır. Özellikle görünür bir lezyon varsa öncelik, lezyonun deneyimli bir hekim tarafından değerlendirilmesidir.
Genital siğiller için herkese uygulanabilecek tek bir ideal tedavi yöntemi yoktur.
EAU 2026 yaklaşımında tedavi; lezyonların sayısı, büyüklüğü ve yerleşimi, önceki tedaviler ve hastanın özellikleri dikkate alınarak kişiye özel seçilir. Kılavuzda anogenital siğiller için hasta tarafından uygulanabilen tedaviler ile hekim tarafından uygulanan tedaviler ayrı başlıklar altında değerlendirilmiştir.
Hekim tarafından uygulanabilecek başlıca yöntemler arasında kriyoterapi, elektrokoter/elektrocerrahi, lazer ve cerrahi eksizyon bulunmaktadır.
Kriyoterapi, genital siğillerin kontrollü şekilde dondurularak ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir tedavidir.
Uygulama sırasında lezyon hedeflenerek kontrollü doku hasarı oluşturulur. İşlem sonrasında uygulama bölgesinde geçici kızarıklık, hassasiyet, ödem veya kabuklanma gelişebilir.
Lezyonların sayısı ve büyüklüğüne göre bazı hastalarda tek uygulama yeterli olabilirken, bazı hastalarda birden fazla seans gerekebilir.
Kriyoterapinin önemli avantajlarından biri, özellikle uygun boyut ve yerleşimdeki lezyonların doğrudan hedeflenebilmesidir.
Elektrokoterizasyon, elektrik enerjisinden yararlanılarak genital siğillerin kontrollü biçimde ortadan kaldırılmasını sağlayan bir diğer hekim uygulamalı tedavi yöntemidir.
Özellikle belirgin, kabarık veya çok sayıda lezyonun bulunduğu uygun hastalarda tercih edilebilir.
İşlem sırasında görülebilen lezyonların kontrollü şekilde tedavi edilmesi amaçlanır. Lezyonların yaygınlığına ve bulunduğu anatomik bölgeye göre lokal anestezi kullanılabilir.
EAU 2026 kılavuzu, hekim tarafından uygulanan tedaviler arasında kriyoterapi ile birlikte eksizyon, elektrocerrahi/elektrokoter ve lazer yöntemlerini değerlendirmektedir.
Daha büyük, yaygın veya uygun anatomik bölgelerde bulunan genital siğillerde lazer tedavisi veya cerrahi eksizyon da değerlendirilebilir.
Burada önemli olan, tedaviyi yalnızca yöntemin adına göre değil, hastadaki lezyonların özelliklerine göre seçmektir.
Uygun hastalarda genital siğiller için topikal tedaviler de kullanılabilir.
EAU 2026 kılavuzu, anogenital siğillerde hastanın kendisinin uygulayabileceği tedavileri ayrıca değerlendirmektedir.
Ancak her ilaç her lezyona ve her anatomik bölgeye uygun değildir. Bu nedenle özellikle genital bölgede bulunan bir lezyona, tanı kesinleştirilmeden rastgele siğil ilacı uygulanması doğru değildir.
Bu noktada HPV enfeksiyonu ile HPV’nin oluşturduğu genital siğili birbirinden ayırmak gerekir.
Kriyoterapi, elektrokoter, lazer veya cerrahi tedavi ile görülebilen genital siğiller ortadan kaldırılabilir. Ancak görünür lezyonların tedavi edilmesi, virüsün aynı anda vücuttan tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
HPV enfeksiyonlarının önemli bir bölümü zaman içerisinde kişinin bağışıklık sistemi tarafından kontrol altına alınabilir.
Bu nedenle tedavinin amacı öncelikle görülebilen lezyonları ortadan kaldırmak ve hastayı takip etmektir.
Evet, tekrarlayabilir.
Başarılı bir kriyoterapi veya elektrokoter uygulamasından sonra bile yeni genital siğiller ortaya çıkabilir.
Bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmeyebilir. Tedavi sırasında henüz gözle görülemeyecek kadar küçük olan HPV ile ilişkili lezyonlar daha sonra belirgin hale gelebilir.
Bu nedenle özellikle tedaviden sonraki dönemde kontrol muayeneleri önemlidir.
Hayır. HPV enfeksiyonu veya genital siğil bulunması kanser tanısı anlamına gelmez.
HPV’nin çok sayıda farklı tipi bulunmaktadır. Genital siğillerin büyük bölümü düşük riskli HPV tipleriyle ilişkiliyken, bazı yüksek riskli HPV tiplerinin uzun süreli enfeksiyonları penis, anüs ve orofarenks bölgesindeki bazı kanserlerle ilişkilidir.
Bu nedenle özellikle atipik genital lezyonların “nasıl olsa siğil” şeklinde değerlendirilmemesi ve gerektiğinde biyopsi yapılması önemlidir.
HPV aşısı yalnızca kadınlara yönelik bir aşı değildir.
EAU 2026 kılavuzu, erkeklerde HPV için profilaktik aşılamayı ayrı bir başlık altında ele almaktadır ve özellikle HPV ile karşılaşmadan önce yapılan aşılamanın önemini vurgulamaktadır.
Aşılama, aşının kapsadığı HPV tiplerine karşı korunmayı amaçlar. En yüksek koruyuculuk HPV ile karşılaşmadan, yani cinsel aktivite başlamadan önce sağlanır.
Daha ileri yaşlarda ise HPV aşısı kararı, kişinin yaşı, daha önce aşılanıp aşılanmadığı ve bireysel özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
HPV aşısının temel amacı korunmadır.
Aşı, mevcut genital siğilin kriyoterapi veya elektrokoter gibi yöntemlerle ortadan kaldırılmasının yerine geçen bir tedavi değildir. EAU kılavuzu da terapötik aşılama ile profilaktik aşılamayı ayrı başlıklar altında değerlendirmektedir.
Bu nedenle genital siğili bulunan bir hastada iki konu ayrı ayrı değerlendirilmelidir:
Mevcut lezyonların tedavisi ve HPV aşısı ile gelecekteki korunmanın değerlendirilmesi.
HPV bulaş riskini tamamen sıfırlamak her zaman mümkün değildir. Bununla birlikte HPV aşısı, güvenli cinsel davranışlar ve prezervatif kullanımı riski azaltmaya yardımcı olabilir.
Genital bölgede yeni bir lezyon fark edildiğinde gecikmeden değerlendirilmesi de önemlidir.
Özellikle hızla büyüyen, kanayan, renk veya şekil değiştiren, ülserasyon gösteren ya da uzun süre iyileşmeyen genital lezyonlarda üroloji değerlendirmesi yapılmalıdır.
Erkeklerde genital siğil tedavisinde temel amaç yalnızca mevcut lezyonu ortadan kaldırmak değil; doğru tanıyı koymak, lezyonların yaygınlığını değerlendirmek, hastaya en uygun tedavi yöntemini seçmek, gerektiğinde takip etmek ve HPV aşısı açısından değerlendirme yapmaktır.
Genital siğillerde kriyoterapi, elektrokoter, lazer, cerrahi yöntemler veya uygun hastalarda topikal tedaviler kullanılabilir. Hangi yöntemin tercih edileceğine muayene sonrasında, lezyonların özelliklerine göre karar verilmelidir.
Doç. Dr. Serdar Yalçın – Üroloji Uzmanı
Bodrum/Muğla
European Association of Urology (EAU), Guidelines on Urological Infections 2026 – Section 3.14: Management of Human Papillomavirus in Men. EAU 2026 kılavuzunun içindekiler bölümünde erkeklerde HPV yönetimi; epidemiyoloji, risk faktörleri, bulaş, klirens, tanı, HPV ilişkili hastalıkların tedavisi, sünnet ve aşılama başlıkları altında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi, muayene ve hastanın bireysel özelliklerine göre hekim tarafından planlanmalıdır.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
29/09/2026
29/09/2026
29/09/2026