Röportaj

Yaptığınız iş ile ilgili en sevdiğiniz 3 şey nedir?

Mesleğimin en sevdiğim yanı insanlara direkt olarak yardım edebilme olanağı sunması. Bu amaca ulaşmak için gelişmeleri takip etmek, araştırma yapmak ve yeni cerrahi yöntemler öğrenmek en sevdiğim ikinci özelliği. Ürolojinin cerrahi bir branş olması nedeniyle içinde barındırdığı hiyerarşik disiplin ve usta-çırak ilişkisinin bilgi akışına sağladığı katkı ayrıca heyecan verici.

Internet ve teknoloji işinizi ne şekilde kolaylaştırdı?

İnternet her alanda olduğu gibi bizim mesleğimizde de bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdı. Bu durum bilgi edinme ve literatürü takip etmeyi hızlandırdı. Teknoloji ürolojide çok hızlı gelişiyor. Benim mesleki kariyerim boyunca laparoskopik ve robotik cerrahiler, lazer gibi gelişmeler oldu. Teknolojinin getirdiği minimal invaziv yaklaşımlar, hastanın konforu ve cerrahi kalite açısından ilerleme sağladı.

Bu uzmanlık alanını tercih etme sebebiniz nedir?

Hekimlik mesleğini seçtiğim ilk günlerden itibaren cerrah olmayı hayal edip hedeflemiştim. Cerrahi çeşitliliği, yüz güldürücü sonuçları, tedavilerin hayat kalitesi ve yaşam sürelerine olan katkısı ve teknolojinin çabuk adapte edilebilir olması nedeniyle Ürolojiyi tercih ettim.

Görev yaptığınız süre içerisinde sizi keyiflendiren veya aklınızda kalan bir vaka veya olayı bizimle paylaşmak ister misiniz?

Herhangi bir hastamla ilgili özel bir olay anlatmam doğru olmayabilir. Ancak hastalarımın teşekkürü benim için çok özeldir ve beni hep keyiflendirir.

Mutlaka zor bir meslektir, o yüzden şöyle soralım: Mesleğinizin kendine özgü zorlukları nelerdir?

İnsan hayatı ve sağlığı gibi hassas bir alanda hizmet veren hekimlik mesleğini doğru icra etmek çok önemli ve zordur. Bunu sağlamanın yolu yeterli bilgi ve donanıma sahip olmak, yenilikleri takip etmek ve uygulamaktır. Ayrıca bu bilgileri tanı, tedavi ve takip aşamalarında hastaya aktarabilmek gerekir. Sağlık hizmetlerinin gün, saat, tatil kavramı olmadığı için meslek, hekimin ailesi ve özel hayatının önüne geçer ve bir yaşam biçimi haline gelir.

Sizce hekim olmak için bir insanın hangi vasıflara sahip olması gerekir?

Bu mesleği icra edebilmenin ilk ve en önemli şartı insanı sevmektir. Hekim anlayan, dinleyen, empati yapabilen, sabırlı bir kişiliğe sahip olmalıdır. Üroloji, cerrahi bir branş olması nedeniyle, çalışmayı seven, ekip çalışmasına uygun, stresle baş edebilen, teknolojiyi kullanabilen ve yeniliklere açık kişiler için uygundur.

Son olarak hastalara yönelik tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Hasta- hekim ilişkisi çok özeldir. Hekim, hastasının ilk andan itibaren verdiği bilgiler ışığında teşhis, tedavi ve takip aşamasına yön verir. Karşılıklı iletişimin doğru kurulması, sonucu da olumlu etkileyecektir.

Taner Bey, yaptığınız iş ile ilgili en sevdiğiniz 3 şey nedir?

Malum, biz hekimlere başvuran kişilerin kimi zaman çok özel ve mahrem olarak nitelendirdiğimiz (branşım cinsel sağlık problemleri de kapsadığından) soru ve sorunları ile karşılaşıyoruz. Bize gelen kişileri sabırla dinlemek, yeterince zaman ayırmak, güvene dayalı bir hasta-hekim ilişkisi kurabilmek ve empati yapabilmek büyük önem taşıyor. Maalesef çoğunlukla hasta-hekim ilişkilerinde bu bahsettiğimiz faktörlerin tamamını sağlamak mümkün olmuyor. Kendi adıma konuşursam, kliniğimde zaman kısıtlaması olmadan hastalarıma her zaman fazlasıyla vakit ayırarak, empati ile yaklaşıyorum. Benim için karşılıklı güven daima en başta geliyor.

İnternet ve teknoloji işinizi ne şekilde kolaylaştırdı?

Günümüzde teknolojinin getirdiği yenilikleri göz ardı etmek mümkün değil. İnsanın başını döndüren bir hızla yaşanan gelişmelerin içinde özellikle internetin yeri büyük. Koca dünyanın internet sayesinde parmaklarımızın ucuna sığar hale gelmesi sağlık sektöründe de çığır açtı. Bu nedenle, globalleşen ve küçülen dünyada yenilikleri takip etmek ve internet üzerinden ulaşılabilir hale gelmek de biz sağlık profesyonelleri için artık bir gereklilik oldu. Doktortakvimi gibi web siteleri ve uygulamalar, biz hekimlere ofiste olmadan da değerlendirme yapma ve randevu oluşturma gibi konularda büyük kolaylık sağladı. Hastalarımız ise internet sayesinde bizlere çok daha kolay ulaşır duruma geldi.

Bu uzmanlık alanını tercih etme sebebiniz nedir?

Üroloji bölümünü seçmeye tıp fakültesi 5. sınıfta iken karar verdim. Ege Üniversitesi Üroloji Kliniği’nde yaptığım stajın da bu kararımda büyük etkisi oldu. Tıp fakültesi öğrencisi iken, diğer kliniklere göre üroloji stajı en keyif aldığım stajdı. Üroloji bölümü aslında hem ameliyatların yoğunca olduğu, hem de medikal tedavi dediğimiz ilaçlı veya ilaçsız tedavilerin de ön planda olduğu bir branştır. Her ne kadar asistanlık zamanında diğer branştaki asistan arkadaşlarımız tarafından “muslukçu” diye takılmalarına maruz kalsak da aslında çok da haksız sayılmazlar. İdrar yolundaki her türlü problemlerin üroloji branşını ilgilendirir.

Görev yaptığınız süre içerisinde sizi keyiflendiren veya aklınızda kalan bir vaka veya olayı bizimle paylaşmak ister misiniz?

Biz hekimlere başvuran kişiler çoğunlukla bir sorunla veya acil bir durumla başvurmaktadır. Günlük hayatta son derece nazik, kibar veya hoşgörülü olan biri, hastane ortamında çok farklı bir mizaç yapısına bürünebilir. “Ben doktor yanında veya hastane ortamında iken çok gergin oluyorum, tüm bildiklerimi unutuyorum” diyene çok şahit olmuşumdur. Dolayısıyla hastaların yaşadıkları korku ve endişeleri anlamak gerekir. Hatta yapılan bir check-up sırasında tesadüfen prostat kanseri tanısı konulan çoğu kişinin “O kadar yıl çalıştım, çocukları büyüttüm; tam emekliliğin tadını çıkaracakken nerden çıktı şimdi bu hastalık” diyerek hayal kırıklığı yaşadıklarını görmek mümkün. Taş hastalığına bağlı kıvranıp gelen “Bu ağrı doğum sancısından beter, ben böyle bir ağrı yaşamadım” diyeni görmek de mümkün. Tabii ki ilk etapta bir sorunla mücadele ediyorsunuz aslında, tabiri caizse mücadeleye 1-0 geride başlıyorsunuz. Ancak sorunu ortadan kaldırdığınızda ve tedaviye olumlu katkı sağladığınızda yaşadığınız o haz her şeye değmektedir. Üzerinden yıllar geçse bile hastalarınızın telefonla aramaları, hatırlamaları, ziyaret etmeleri müthiş bir duygu. İnsanların çaresiz oldukları durumlarla, hekimler olarak çok sık karşılaşmaktayız. Hiç unutmam, yıllar önce Eğitim Hastanesi’nde poliklinik yaptığım sırada, mesainin sonlarına doğru, sıkılarak, utanarak bir genç erkek gelip, “Ben böbreğimi satmak istiyorum, ne yapmam lazım, kaç para verirler” demişti. İnsanların çaresizliğini ve umutlarının tükenişini görmek de bir insan olarak içimi sızlatan bir durum.

Mutlaka zor bir meslektir, o yüzden şöyle soralım: Mesleğinizin kendine özgü zorlukları nelerdir?

Kişilerin zor anlarına tanık olmak, sorunlarını dinleyebilmek, empati kurabilmek ve sonrasında tedavi sunabilmek zorlu bir süreci de beraberinde getiriyor. Hekimlik, birebir olarak insanı ve insan sağlığını ilgilendiren hassas bir konu olduğu için, sıfır hata kuralı geçerlidir. Hipokratın söylediği gibi hekim “primum non nocere” yani “önce zarar vermemelidir”. Hızlı ve etkin karar verme yetisine sahip olması gereklidir. Ayrıca hekimin mesai kavramı yoktur. Gerek acilde, gerekse ameliyat ettiği bir hastasının ulaşabilmesi adına telefonu 24 saat açık tutmak zorundadır. Tatil programını aylar öncesinde değil de ancak birkaç gün veya 1 hafta önce ayarlamaya alışkındır. Bunun yanında son zamanlarda artan sağlıkta şiddet durumlarına karşı da hazırlıklı olmasını da sayabiliriz.

Sizce hekim olmak için bir insanın hangi vasıflara sahip olması gerekir?

Öncelikle insan sevgisiyle dolu olması gerekir, hatta sadece insan sevgisi değil; hayvanlar, tüm canlılar ve doğayı sevebilmelidir. Bunun yanında iyi bir dinleyici olabilmeyi öğrenmeli, karşısındaki insana empati duyabilme kabiliyeti olmalıdır. İyi bir sırdaş olabilmeli, hastaların kişisel bilgilerini hiçbir koşulda paylaşmamalıdır. Bence illa tıbbı yayınlar değil, çokça kitap okumalıdır. Sabırlı ve anlayışlı olmalıdır. Yenilikçi, yeniliklere çabuk adapte olmalıdır.

Son olarak danışanlara yönelik tavsiyeleriniz varsa paylaşır mısınız?

Günümüzde insan ömrü gittikçe uzamaktadır. 1950’lerde ortalama yaşam süresi 47 iken günümüzde 78 yılı bulmuştur. Bu böyle olunca insanlar daha sağlıklı yaşamak ve sağlıklı yaşlanmak hedefindedir. Her daim yaşamın içinde aktif olmak arzusundadırlar. Teknolojik gelişmeler hızla artarak devam ederken, bu durum direkt olarak sağlıkta yeni gelişmelerin önünü açmaktadır. Eskiden oldukça zor olan tedaviler artık çok kolaylıkla yapılmaktadır. Bunun dışında beslenme alışkanlıklarının ve yaşam şartlarının değişmesi de olumsuz olarak sağlımızı etkilemektedir. Aslında bu durum hastalığa yakalandığımızda tedavi olma şansımızı yükseltirken, olumsuz koşulların artması ise hastalığa yakalanma riskimizi arttırmaktadır. Ast olan ise hastalığa yakalanma riskimizi azaltmaktadır. Tabii ki bu riski bireysel olarak yapacağımız tercihlerle azaltmak mümkündür. Ancak ciddi global politik yaklaşımlar ile çok aşağılara çekilebilir. Herkesin öncelikle kendi kendinin hekimi olması bilinciyle hareket etmesini, sağlıklı bir birey olmak için kendine yatırım yapmayı ve kendine zaman ayırmayı unutmamasını tavsiye ediyorum.
DIĞER RÖPORTAJLAR: