İlişkilerde tekrar eden sorunlar çoğu zaman “yanlış insan seçimi” olarak yorumlanır. Ancak psikoloji literatürü, bu tekrarların büyük ölçüde bireyin bağlanma örüntüleri ve sinir sistemi tepkileriyle ilişkili olduğunu göstermektedir.
Aynı tür ilişkileri farklı kişilerle yaşamak; partnerlerden ziyade, kişinin ilişki kurma biçimini belirleyen içsel çalışma modelleriyle ilgilidir. Bu modeller, erken çocukluk döneminde bakım verenle kurulan ilişki deneyimlerinden şekillenir ve yetişkinlikte romantik ilişkilerde tekrar eder (Bowlby, 1969; Ainsworth et al., 1978).
Bağlanma kuramına göre bireyler üç temel bağlanma örüntüsünden birine daha yatkındır:
Güvenli bağlanma:
Birey hem yakınlık kurabilir hem de bağımsızlığını koruyabilir.
Kaygılı bağlanma:
Terk edilme korkusu ve yoğun yakınlık ihtiyacı baskındır.
Kaçınan bağlanma:
Duygusal yakınlıktan uzak durma ve mesafe koruma eğilimi vardır.
Bu sistemler yalnızca duygusal tercihler değildir; aynı zamanda kişinin “ilişki içinde nasıl güvende kalırım?” sorusuna verdiği otomatik yanıtlardır.
Özellikle kaygılı ve kaçınan bağlanma stilleri bir araya geldiğinde ilişkilerde sık görülen bir döngü ortaya çıkar:
Bu süreç zamanla “yaklaş–kaç döngüsü” olarak devam eder ve ilişki doyumunu azaltır (Hazan & Shaver, 1987).
Modern yaklaşımlar, bağlanma davranışlarının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda otonom sinir sistemi düzeyinde bir güvenlik tepkisi olduğunu vurgulamaktadır.
Bireyler ilişkide tehdit algıladıklarında:
Bu tepkiler bilinçli bir seçimden çok, sinir sisteminin otomatik düzenleme biçimidir (Porges, 2011).
İlişkilerde tekrar eden döngülerin temel nedeni çoğu zaman partner seçimi değil, şu üç faktördür:
Bu nedenle kişi partner değiştirse bile, içsel model değişmediği sürece ilişki dinamiği benzer şekilde devam edebilir.
Bağlanma stilleri kalıcı kaderler değildir. Araştırmalar, güvenli ilişkiler, farkındalık ve psikoterapi süreçleriyle bireylerin daha güvenli bağlanma örüntülerine geçebildiğini göstermektedir (Fraley, 2002).
Değişim genellikle şuradan başlar:
Partneri değiştirmekten değil, kendi otomatik tepkilerini fark etmekten.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.