İnmeyi Önlemede 7 Altın Kural

Yazar Murat AksuNörolog • 23 Temmuz 2019 • Yorumlar:

Ölmekten değil de, felç kalmaktan korkuyorum… Sıkça duyduğumuz bu cümle felç geçirmekten ne kadar çok korktuğumuzu oldukça iyi anlatıyor aslında. Haksız da değiliz, toplumda felç olarak isimlendirilen inme dünyada ve ülkemizde en sık ölüm ve ciddi fonksiyon kaybına, daha da kötüsü yatağa bağımlı kılan hastalıklardan biri. Öyle ki hemen her ülkede en sık yaşam kaybına neden olan 5 hastalıktan birinin inme olduğu belirtiliyor. Tüm dünyada bir yılda 17 milyon kişi inme geçiriyor ve 6 milyon kişi de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Üstelik görülme sıklığı 50 yaş ve sonrasında artsa da inme her yaşta, hatta çocukluk çağında bile gelişebiliyor. 

İlk 3 saat çok önemli!

İnme beyin damarlarındaki tıkanma veya kanama sonucunda güç ve his başta olmak üzere bazı işlevlerin ani kaybı olarak nitelendiriliyor. Kol ve-veya bacakta güç kaybı, his kaybı veya değişikliği, yarım görme veya çift görme, konuşma bozukluğu veya denge bozukluğu inme habercisi olabiliyor. Bu durumda hiç zaman kaybetmeden bu tedavinin yapılabileceği bir hastaneye başvurmanın yaşamsal öneme sahip olduğu uyarısında bulunarak, “İnmenin ilk belirtileri ortaya çıktıktan sonra ilk 3 saat içerisinde tedaviye başlanması en ideal durumu oluşturuyor. Bazen bu süre 6 saate kadar uzatılabiliyor. Ancak akılda tutulması gereken şey, belirtiler başladıktan sonra, başka hiç bir şeyle oyalanılmadan doğrudan hastaneye başvurulması gerektiğidir.  Erken müdahale edildiğinde beynin beslenmesinde problem oluşturan pıhtı ortadan kaldırılabiliyor, böylece kalıcı hasarlar önlenebiliyor.

Tansiyonunuzu kontrol altında tutun

Hiç kuşkusuz inme riskini artıran en önemli faktör, kan basıncının yüksek olması. Öyle ki yapılan bir araştırmaya göre; inmelerin yüzde 35 gibi önemli bir oranı tansiyon hastalığına bağlı gelişiyor. Bu nedenle yüksek tansiyon probleminiz varsa kan basıncınızın kontrol altında olması için tedavinizi asla aksatmayın, diyetinizde tuz miktarına da dikkat edin.

Sigaradan uzak durun

Sigara da en önemli risk faktörlerinden biri. Yapılan çalışmalar günde 1 paket sigara içmenin inme riskini 2 katın üstünde artırdığını ortaya koyuyor.

 

Kan şekerinizi düşürün

Diyabet damarlarda dolaşım bozukluğuna yol açarak inme riskini artırıyor. Yapılan araştırmalar diyabetin inme riskini 2 kat artırdığını ortaya koyuyor. Bu nedenle diyet ve gerekiyorsa ilaç tedavisiyle kan şekerinizin dengede kalmasını sağlamayı asla ihmal etmeyin. 

Sporu yaşam tarzınız olsun 

Spordan uzak ve hareketsiz bir yaşamın inme riskinin arttırdığını biliyoruz. Haftada en az 3 gün 45’er dakika düzenli tempoda yürümeyi alışkanlık haline getirin.

Sağlıklı uyuyun

Uyku apnesi veya diğer uyku hastalıkları inme riskini önemli derecede artırıyorlar.

 

Sebze ağırlıklı beslenin

Sağlıksız beslenmek de inme riskini artıran etkenler arasında yer alıyor.  Hayvansal yağlardan, kırmızı etten ve işlenmiş karbonhidratlardan zengin beslenen kişilerde inme riski sağlıklı beslenen kişilere göre daha fazla. Yapılan çalışmalar sağlıklı beslenmenin inme riskini yüzde 19 oranında azalttığını tespit etmiş. Bunun için sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeli, beyaz eti düzenli tüketmeli ve kırmızı et tüketimini kısıtlamalısınız. Ayrıca çilek, dut, karadut, ahududu ve yabanmersini gibi küçük meyveler de inme riskini düşürüyorlar. 

Yüksek kolesterole karşı önlem alın

LDL, bir başka deyişle kötü huylu olarak adlandırılan kolesterol tipinin yüksekliği ile inme riski arasında doğrusal bir ilişki var. Eğer LDL değeriniz yüksek ise diyetinize çok dikkat etmeli ve gerekirse ilaç kullanmalısınız. 

 

İ

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)