Kıl dönmesi nedir?

Yazar Nizam KurtdereGenel Cerrah • 1 Şubat 2018 • Yorumlar:

Tıptaki adı pilonidal sinüs tür.Cilt altında bulunur, içinde kıl bulunan bir kese, yada deliklerle cilde açılan tünel şeklindedir. Sıklıkla her iki kalçanın birleştiği oluğun alt kısmında görülür. Başlangıçta 1 santimetreden küçüktür. Zamanla büyür ve tüneller şeklinde ilerleyerek cilde fistül delikleri ile açılır. 10-15 santimetre uzunluğunda tüneller ve 5-10 adet iltihaplı akıntılı fistül deliği ile cilde açılan büyük zor tedavi edilebilen bir hal alır. Bu nedenle erken dönemde tedavi çok önemlidir.

Kıl dönmesi nasıl anlaşılır?

Kıl dönmesi başlangıçta hiç belirti vermez ve anlaşılması çok zordur. Kuyruk sokumu üstünde iğne ucu kadar ince bir veya daha fazla sayıda delik dışında bulgu yoktur. İltihaplanıncaya kadar da başka belirti vermez. İltihaplanınca ağrı ve deliklerden akıntı yapmaya başlar. Hastalar tarafından sivilce zannedilir. Bazen iltihap birikir ve çok ağrılı, kızarık ve şiş görünen apseye neden olur. Her iki kalçanın birleştiği çatal diye tabir edilen bölgede kızarıklık, şişlik, ağrı ve akıntı olduğunda kıl dönmesi akla gelmelidir. Bu durumda hastalık iyice kötüleşmeden tedavi edilmelidir.

Kıl dönmesi belirtileri;

-Kalça çatalında ağrısız ince delikler
– Kalça çatalında ağrı
– Cilt altında hassas şişlik
– Cilte kızarıklık
-Fistül delikleri ve kötü kokulu iltihaplı akıntı
– Kanlı akıntı
– Ateş yükselmesi

Kıl dönmesi nasıl teşhis edilir?

Yukarıdaki belirtiler görülen hastaların tecrübeli cerrahi uzmanı tarafından muayenesi ile kesin tanı konur. Muayene dışında herhangi bir tetkike çok nadiren ihtiyaç duyulur.

Kıl dönmesi nasıl olur?

Pilonidal sinüs hastalığının kesin olarak sebebi tam açık olmamakla birlikte vücuttan dökülen kılların cildi delerek içeri girmesi ile olduğu düşünülmektedir. Araştırmalarda sinüsün içindeki kılların başka yerden geldiği ispatlanmıştır. Yinede kalça bölgesinde oluşmasını kolaylaştıran bazı faktörler vardır.

Riski arttıran faktörler;
– Şişmanlık
– Aşırı kıllı olmak
– Kılların kaba ve kıvırcık olması
– Ciltte zedelenme
– Kalça yarığının derin olması
– Kalça yarığında gamze gibi girinti olması
– Uzun süre oturmayı gerektirecek meslekler
– Traktör jeep kullanma gibi sürekli sarsıntılı oturma
– Bölgenin yeterince temiz tutulmaması ve nemli kalması

Yukarıdaki faktörler kıl dönmesi olma riskini arttırmaktadır. Kıl dönmesi olan hastaların dörtte birinde ailesinde başka bir kıl dönmesi vakası olduğunun saptanması ailevi yatkınlık olduğunu düşündürmektedir.

Kıl dönmesi Nasıl Tedavi Edilir?

Pilonidal sinüs tedavisi hastalıklı dokunun cilt altından veya cilt ile beraber tamamen çıkarılması prensibine dayanır. Bunun için tanımlanmış cerrahi ve girişimsel onlarca tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Klasik cerrahide büyük kesilerle sinüs ile birlikte geniş bir doku parçası çıkarılır. Çıkarılan bu doku parçasının büyük kısmı sağlam dokudur. Oluşan büyük yara boşluğunun kapatılması zor, iyileşmesi uzun ve zahmetli olur. Ayrıca kalçada ciddi bir iz ile estetik açıdan çirkin bir görünüme sebep olur.

Oysa pilonidal sinüs hastalığı erken dönemde birkaç santimden küçüktür ve erken dönem hastaların çoğu birkaç santimetrelik küçük kesilerle çıkarılabilir. Böylece hem yara çabuk iyileşir hemde ciddi bir iz kalmaz.

Girişimsel (ameliyatsız) tedavi yöntemlerinde fistül deliklerinden sinüs içeriyi iyi temizlenip kazınarak çıkarılırsa başarılı sonuçlar alınabilir ve neredeyse hiç yara izi kalmaz, tedavi sonrası istirahate gerek yoktur.

Kıl dönmesinin cerrahi tedavi yöntemleri;

1- Mikrosinüsektomi:

Bu tedavi yöntemi aslında klasik cerrahide uygulanan sinüs eksizyonu ve primer kapatma yönteminin iyice küçültülmüş ve gereksiz yere sağlam doku çıkarılmadan uygulanmasıdır. Erken dönem Pilonidal sinüs hastaları 1-2 santimetrelik kesilerle çıkarılıp primer sütür ile kapatılabilmektedir.Yara küçük olduğundan çabuk iyileşir, yatak istirahati gerekmez ve yara yerinde ciddi bir iz kalmaz. Geç kalınmış büyük ve birçok fistülü olan hastalara uygulanamaz.

2- Sinüs Eksizyonu Ve Primer Sütür:

Pilonidal sinüsün her iki tarafından eliptik 8-10 cm lik büyük kesilerle çıkarılıp kalan yaranın dikilmesi şeklinde uygulanır. Uzak olan yara dudaklarının sütürlerle yaklaştırılması ciddi gerginlik yarattığından ameliyat sonrası çok şiddetli ağrı olur ve 10-15 günlük genellikle yüzü koyun yatak istirahati gerekir, kötü görünümlü bir yara izi kalır. Hastalığın tekrarlama oranı yüksek olduğundan artık pek kullanılmamaktadır.

3- Sinüs Eksizyonu ve Açık Bırakma Yöntemi:

Pilonidal sinüs geniş bir kesi ile çıkarılır ve oluşan yara boşluğu pansumanlarla iyileşmek üzere dikiş atılmadan açık bırakılır. Yaranın kapanması 3-5 ay kadar sürebilir. Bu kadar uzun süreli pansuman ve açık yara bakımı ile hastaların meşgul edilmesi çok makul görünmemektedir.Mecbur kalmadıkça uygulanması önerilmez.

4- Karidakis Yöntemi:

Bu yöntem primer eksizyondakine benzer kesilerle sinüs çıkarılır ancak farklı olarak orta hatta değil orta hattın sağında veya solunda uygulanır. Kapatırken primer kapatılmaz. Yaranın orta hatta kalan tarafı cilt altından kaydırma flapi şeklinde serbestleştirilir. Böylece yara dudakları kolayca çekilip yaklaştırılır ve gergin olmadan kapatılır.Ağrısı ve nüks oranı primer kapamaya göre daha azdır.

5- Flap Yöntemleri:

Bu grup ameliyatların prensipleri aynı fakat şekilleri farklıdır.

Ramboid flap ameliyatı:

Pilonidal sinüsü içine alan baklava şeklinde bir dörtgen parçası şeklinde kesilerle sinüz sağlam doku parçası ile birlikte çıkarılır. Yan tarafından yine baklava şeklinde bir doku parçası cilt altından kesilip serbestleştirilerek oluşan boşluğa çevrilir ve boşluk kapatılır.En sık kullanılan tedavi yöntemlerinden biridir.

Z-plasti, D flap ve Yonca flap;

Bu gibi yöntemlerde flap in benzediği görünüme göre isim alan ve aynı prensiple uygulanan diğer flap yöntemleridir. Bu yöntemler sık uygulanmamaktadır.

Flap yöntemlerinin tümünde çirkin görünümlü bir yara izi kalmaktadır.

Kıl dönmesinin cerrahi olmayan (girişimsel) tedavi yöntemleri;

Sinüsotomi:

Pilonidal sinüs fistül delikleri lokal anestezi altında 4-5 milimetreye kadar genişletilip sinüs içeriği tel fırça ve küretle kazınarak temizlenir, kalıntı doku için gümüş nitrat uygulanır ve dikiş atılmadan pansumanla kapatılır. Yara ortalama 2 haftada kapanır, istirahat gerekmez ve hemen hemen hiç iz kalmaz. Uygun vakalarda başarılı bir yöntemdir ve tekrarlaması halinde kolaylıkla tekrar uygulanabilir.

Ayrıca Fibrin glue yöntemi, fenol yöntemi ve laparoskopik yöntem gibi benzer girişimsel uygulamalar da kullanılmaktadır.

Girişimsel tedavi yöntemlerinin en büyük avantajları lokal anestezi altında ayakta uygulanması, tedavi sonrası istirahat gerektirmemesi ve yara yerinde belirgin bir yara izi kalmamasıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)