Madde Bağımlılığı

Yazar Gamze Kartal TellihanPsikolog • 4 Şubat 2020 • Yorumlar:

Madde bağımlılığı görüldüğü gibi içerisinde iki kavram barındırmaktadır. Bu sebeple öncelikle “madde ve bağımlılık” kavramlarını açıklamak gerekmektedir.

Madde; ilk kullanıldığı anda zevk ve rahatlama hissi yaratan; hatta bazen ağrıları azaltma amaçlı kullanılan; ancak bağımlılık yapma özelliği taşıyan materyallerdir. Sigara,alkol, esrar, eroin, kokain, bonzai, uçucu yapıştırıcı maddeler, amacı dışında kullanılan bazı ilaçlar adını en sık duyduğumuz bağımlılık yapıcı etkiye sahip maddelerdir.

Bağımlılık kelime anlamı olarak bir kimse ya da nesneye tutku derecesinde duyulan bağlılık, ona muhtaç hissetme durumu olarak açıklanabilir. Psikolojide ise; kişinin kendi ruhsal, bedensel sağlığına, sosyal yaşamına verdiği zarara rağmen yinelemekten vazgeçemediği eylemlere bağımlılık denmektedir.

    Madde kullanan birey “bir kereden bir şey olmaz” diye düşünse de bir süre sonra kullandığı maddenin bağımlısı haline gelmektedir. O maddeyi kullanmadan hayatına devam edemez hale gelir. Ve bu şekilde madde bağımlılığı gelişmiş olur.

    Bağımlılık oldukça geniş bir kavramdır. Aslında sabah ayılmak için içilen kahve de bir bağımlılıktır. Yani bağımlılıklarımız günlük yaşantımızın o kadar içindedir ki; durumun ciddiyetini ve tehlikesini farketmemiz bu yüzden güç olmaktadır. Bağımlılık tedavi edilebilir bir hastalıktır. Aslında bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak ele almak mümkündür; çünkü madde kullanımına maruz kalan beyinde ciddi değişimler, bozulmalar meydana geldiği gözlenmektedir.

    Madde bağımlılığının fizyolojik etkilerinin yanında sosyal etkileri de mevcuttur.  Bağımlılık, bağımlının kendisini ve hayatını derinden etkilediği gibi ailesinin ve çevresindeki kişilerin hatta dolaylı yoldan toplumun hayatını yakından etkileyen bir halk sağlığı sorunudur.

 

    Son zamanlarda görsel ve yazılı basın aracılığıyla adını sıkça duyduğumuz “Bonzai” bağımlılık etkisi olan ve bu amaçla kullanılan maddelerden bir tanesidir. Bonzai esrarla benzer etkilere sahip olan sentetik psikoaktif bir maddedir. İçeriğinde kurutularak parçalanmış bitki ve buna ek olarak kimyasallar bulunmaktadır. Kullanıldığı anda meydana gelen zihin değişikliklerinden içeriğindeki bu kimyasal maddeler sorumludur. Kurutulan bitki yapraklarına sentetik kannabinoid kimyasalının emdirilmesi ile oluşturulur. Bitkisel olduğuna duyulan inanç bu maddenin uzun süre serbest satışına sebep olmuştur. Fakat bağımlılık düzeyinin ve kötü etkilerinin farkedilmesi sonucu Bonzai satışı yasaklanan yüksek bağımlılık etkisi olan maddeler sınıfına alınmıştır. Ancak bu yasak ve farkındalık gelişene kadar birçok kişi Bonzai bağımlısı olmuştur.

    Bonzainin vücuttaki etkilerine bakacak olursak; öncelikle içeriğinde bulunan kimyasal maddeler ölüme sebep olabilecek etkiye sahiptir. Bunun yanında kullanan kişide kalp atış hızında artış, kısa süreli bilinç yitimi, zihin bulanıklıkları, merkezi sinir sistemine yönelik olumsuz tablolar,  anksiyete, ölüm korkusu, yoğun huzursuzluk ve endişe hali, ağız kuruluğu, kusma gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Bazı vak'alarda şiddetli psikolojik tablolarla karşılaşmamız mümkündür

    

    Madde kullanımı ya da bağımlılığın temel nedenlerine baktığımız zaman; kişinin ailesini, arkadaş çevresini, iş çevresini, yaşadığı toplumu birarada ele almak gerekir.  Kişilik, aile ya da sosyal çevre unsurlarından birinde bile bireyin başedemediği ve doyum sağlayamadığı yoğun bir noksanlık mevcutsa ve diğer tüm kaynakları minimal düzeyde doyum sağlasa da bağımlılığa yatkınlık olasılığının daha fazla olduğunu söylememiz mümkündür.  

    Gençler için madde kullanımının bir başka boyutu da, performans gösterisi ve gruba uyum sağlamadır. Özellikle ergenlik yaşlarında tehlikelere ve risk almaya yönelik davranışlara eğilimi olan gençler için bir gruba dahil olmak, o grup üyeleri tarafından kabul edilmek, takdir görmek oldukça önemlidir. Eğer gencin ebeveynleri ile ilişkisinde sorunlar varsa, paylaşım yeterli değilse, ebeveynleri tarafından anlaşılmadığını, yeterince sevilmediğini, sürekli eleştirildiğini düşünüyorsa ve bunlar gibi temeldeki güven ve ait olma duygusunu zedeleyen farklı unsurlar hayatında başedemediği problemler olarak mevcutsa; bu gencin madde bağımlılığı olasılığının yüksek olduğunu düşündürür. Çünkü elde edemediği doyumu başka bir yolla sağlamaya çalışacaktır. Maddeyi aldığı ilk anda yaşadığı ve bir süre devam eden rahatlama, gerçeklikten uzaklaşma, zihin karışıklığı, haz duyguları kişiyi kısa süre de olsa gerçekte başedemediği sıkıntılarından uzaklaştıracaktır. Hayatında eksik olduğunu düşündüğü doyumu bu şekilde sağlama yönüne gidecektir.

    Madde kullanımının başka bir nedeni aile içerisinde bu maddenin kullanılıyor olmasıdır. Madde kullanımı olan bir anne ya da bir babayla büyüyen bir çocuk için madde çok alışıldık ve ulaşılabilir bir unsurdur.  Erken çocukluk döneminde aşırı öfkeli, huzursuz olma, davranım bozuklukları sergileme gibi durumları olan ergenlerde de madde bağımlılığı görme ihtimalimiz artmaktadır. Aynı şekilde kendisini yeterince ifade edemeyen, içe kapanık bireylerin de madde kullanımı olmaktadır.

 

    Bağımlılık bir kez geliştikten sonra kişinin tamamen bağımlılıktan kurtulması mümkün değildir. Ancak bu bağımlılığın tedavi edilemez olduğu anlamına gelmez. Kişi madde kullanımını bıraktığı andan itibaren bağımlılıktan kurtulmuş olur; ancak tedaviden sonra bir kez daha denediği an bağımlılık kaldığı yerden devam eder. Beyin maddeyi ve etkilerini asla tamamen silmez. Sadece üzerine bir perde çeker. Önemli olan bu perdenin kaldırılmamasıdır. Maddenin yeniden kullanıldığı an bağımlılık ta yeniden canlanacaktır. Birçok otorite bağımlılığı şeker hastalığına benzetmektedir. Şeker hastaları vücutlarına şeker almadıkları sürece hayatlarına sorunsuz ve sağlıklı şekilde devam edebilirler. Ancak şeker aldıklarında fizyolojik anlamda sorun yaşamaya ve yaşam kalitelerini düşürmeye başlarlar. Bağımlılık ta böyledir. Tedaviden sonra kişi vücuduna madde almadığı sürece sağlıklı bir insan olarak yaşamına devam edecektir.

Bağımlılığın fizyolojik ve ruhsal etkileri mevcuttur. Maddeye alışan bir vücut bu maddeyi almadığı an tepki vermeye başlayacaktır. Terleme, kusma, titreme, halüsinasyonlar, kramplar bu fizyolojik tepkilerin bazlarıdır. Bunun yanında ruhsal etkiler ise; psikolojik anlamda kişinin ulaşmakta zorlandığı doyuma madde etkisinde uyuşuk haldeyken ulaşabilmesi ve böylece baş etmekte zorlandığı içsel çatışmalarından uzaklaşabilmesidir.

    

    Buradan da anlaşılacağı gibi bağımlılık hem fizyolojik hem psikolojik anlamda tedavi edilmelidir. Bağımlı kişinin bu tedavilerin yapıldığı bir hastaneye yatırılması, kontrol altında ilaç tedavisinin yapılması ve bunun yanında psikoterapi alması sağlanmalıdır. Kişinin ailesinin tedavi ve tedavi sonrası süreçle ilgili olarak ciddi şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir. Tedaviden sonra sosyal hayatının sağlıklı şekilde devam etmesi ve sosyal desteğinin devam etmesi çok önemlidir.

Bağımlılık çok çabuk gelişen; ancak çok uzun sürede tedavi edilen bir sendromdur.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)