Öfke Kontrol Edilebilir mi?

Yazar Ayşe Handan ÖzkanPsikolog • 2 Aralık 2019 • Yorumlar:

Kendimizi ifade edebilmek, anlatabilmek için sıklıkla duygularımıza yer veririz. Toplum olarak da kendimizi anlatırken; sözel ifadelerden çok, duygusal ifadelere ve mimiklere, bedensel anlatımlara başvurmaktayız. Bu durumda kişiler arası ilişkilerimizde duygularımızın anlaşılır olmasını önemseriz. İlişkilerimizde çoğunlukla, konuşulmayan fakat hissettirilen veya hissedilen duygular ön plana çıkmaktadır. İş hayatında, okul yaşamında, evde, hayatımızın her alanında sürekli biribiri ile iletişime geçen insanlar vardır. Bu insanların her an değişen farklılık gösteren duyguları ve bu duyguların kendi içinde değişmekte olan tonajları vardır.

Şehir hayatında en çok gün yüzüne çıkan ve tedavi edilmesi gerektiğine inanılan duygular stres ve öfkedir. Gelişmiş toplumlar için öfkenin zararlı bir duygu olduğu düşünülmektedir. Öfkenin aşırı olanının insanların yaşamlarını tehdit edebildiği, yaşam kalitesini düşürdüğü, hayatı olumsuz etkilediği düşünülmektedir. Bu nedenle de, bireyler üzerinde “Öfke Kontrol Programları ve Stres ile Başa Çıkma Yöntemleri” gibi çalışmalar uygulanmaktadır.

Öfke ve stres ile başedebilmek için; nefes alıp verme ve gevşeme teknikleri, gevşeme amaçlı terapi teknikleri daha fazla kullanılan yöntemler arasındadır. Bu teknikler kısa vadede işe yaramaktadır. Fakat uzun vadede öfke ve stres ile yaşarken kendilerini baskı altında hisseden bireyler aynı yaşam döngüsüne girerler. Kişilerin yaşadıkları yaşam döngüleri tekrar ettikçe; öfke, stres tekrar ortaya çıkabilmektedir. Öncelikle öfke ve stres kontrol edilmeli midir, yönetilmeli midir? Sorgulanması gereken bir durumdur.

Aslında “kontrol etmek, başa çıkmak, yönetmek” gibi kelimeler bireyler üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu düşünülen ifadelerdir. Bu nedenle öfke ve stres kontrol edilmeli midir konusu düşünülmelidir. Fakat öfke ve stres gibi kişileri olumsuz etkileyen duygular farklı alanlara kanalize edilebilmelidir. Doğru kanalize edilen duyguların değişimi daha rahat sağlanır ve bu duygular olumlu bir enerji ile yer değiştirebilmektedir. İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalarda, kontrol ediliyor olmak, veya başedilmesi gereken bir durumla mücadele ediyor olmak stres ve öfkenin temel sebeplerini oluşturmaktadır. Duyguları anlamak, doğru anlatabilmek, kendimizi rahat ifade etmek duyguların şekillenmesinde ve dengelenmesinde gerekli olan iletişim becerilerini oluşturmaktadır. Öfke, stres, kaygı, korku gibi duyguları bastırmak, yok etmek, kontrol etmek, başetmeye çalışmak; bu duyguların daha çok artmasına neden olabilmektedir. Öfkenin altında yatan duygu korku veya kaygıdır. Stresin altında yatan temel duygu da kaygıdır. Terapilerde korku ve kaygı ile çalışmak, bireylerde öfke ve stres oluşumunun tekrarlamasını engellemektedir.
Duyguların kontrolünü ve yönetilebilirliğini sağlamak yerine; duyguların bir denge içerisinde değişebilir olması sağlanmalıdır. Yaşanmışlıklar ve ortaya çıkan olumsuzluklar, öfkeli ve stresli durum kişiler arası ilişkileri olumsuz etkiliyor ise destek alınması uygun bulunmaktadır.

Uzmanlar, duyguların değişebilirliğine ve kişinin kendini ve duygularını anlamasına yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar öfke, stres gibi duyguların yoğun yaşandığı bireylerde etkili olmaktadır. Çünkü stres ve öfkenin altında yatan duygular kaygı, korkudur. Kaygı ve korku arttıkça bazı kişiler kendilerini daha stresli ve/ya daha öfkeli olarak tanımlayabilmektedirler. Stres ve öfkenin altında yatan duygular ile çalışıldığında ve bu duygulara neden olan durum ve olaylar anlaşılmaktadır. Bu çalışmalar kısa zamanda sonuç vermektedir. Öfke ve stresin dengelenmesi uzun vadeli bir şekilde çözüme kavuşmaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)