Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Erken Olgunlaşmış Çocukları

Yazar Burcu Çetin ŞekerPsikolog • 13 Haziran 2022 • Yorumlar:

İnsanlar doğar, çocuk olur, ergen olur, yetişkin olur ve yaşlanırlar. Her dönemin kendine özgü bir takım krizleri olur. Bunların çözüme ulaşmasıyla birlikte bir sonraki aşama için hazırlık başlar. Krizleri büyük oranda sağlıklı bir şekilde atlatarak yetişkinlik çağına gelmiş insanlar genellikle yaşın getirdiği olgunluk göstergelerine büyük oranda sahip olurlar. Öte yandan bazı kişiler için bu krizler daha ağır ve travmatik yaşanır. Yaşları ilerlemesine rağmen atlatamadıkları ve çözüme ulaştıramadıkları sorunları da onlarla birlikte büyümeye devam eder ve o dönemde takılı kalmalarına, yetişkin bile olsalar gereken olgunluk seviyesine ulaşamamalarına neden olur.

Bir insan ebeveyn olduğu zaman; kendinden başka bir insanın daha sorumluluğu üzerinde demektir. Bu sorumluluğun gerekliliklerini yerine getirmek için kendisinin yeterli olgunluk seviyesine ulaşmış olması gerekir. Nasılki bir çocuğun başka bir çocuğu yetiştirmesi mümkün değilse, çocuk modunda kalmış bir ebeveynin de sağlıklı bir şekilde çocuk yetiştirmesi çok mümkün değildir. İşte bu noktada olgunlaşmamış ebeveyn kavramı ortaya çıkar. Çocuğu kendi ihtiyaçlarını giderecek bir araç olarak görmek, onun ihtiyaçlarını görmemek ya da göz ardı etmek, çocukla empati kuramamak, onun yetişkin gibi davranmasını beklemek ve yetişkin sorunlarının içine çocuğu çekmek (örneğin eşiyle olan anlaşmazlıklarına çocuğu da dahil etmek), çocuğa yaşından büyük sorumluluk yüklemek (örneğin kardeşinin, evin bakımı vb.) kısacası çocuğun çocukluk yapmasına engel olacak her davranışı, olgunlaşmamış ebeveynlik olarak düşünebiliriz.

Bir çocuk olgunlaşmamış bir ebeveyn ile yaşadığında ne olur? Çocuk olarak ihtiyaçları istikrarlı bir şekilde karşılanmaz (çoğu zaman sevgi, ilgi görme gibi ihtiyaçlar ancak bu bazen barınma, beslenme gibi çok temel ihtiyaçlar bile olabilir). Çocuk, sadece var olduğu için ve kendisi olduğu için sevildiğini hissedemez, ebeveyninden sevgiyi belirli koşullar altında alabileceğini öğrenir. 

 

İhtiyaçlarının karşılanmadığı bir ortamda çocuk yavaş yavaş ebeveynin onun ihtiyaçlarını karşılamasından ümidini keser ve kendi kendisine yetmesini sağlayacak beceriler geliştirmeye başlar. Örneğin çok küçük yaşta bile olsa beslenme ihtiyacını kendisi gidermeye çalışır, evde yemek yapar, temizlik yapar, oyun oynamaya ayırması gereken enerjiyi daha yaşamsal ihtiyaçlarına ayırmak zorunda kalır. Bazen, ebeveynin kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamadığı ve çocuğun onun ihtiyaçlarını da gidermeye çalıştığı zamanlar olur. Buna en büyük örnek, ebeveynin sevilme ve kabul görme ihtiyacını devamlı olarak çocuğa aktarmasıdır. Bu ihtiyaç, çocuğu ne olursa olsun onu sevmekten ve yanında olmaktan vazgeçemeyeceği bir konumda bırakarak ebeveynin bu ihtiyacını karşılamayı kendisine bir sorumluluk olarak almak ve sürekli onu memnun etme çabasına girmek zorunda bırakır. Böylece gereğinden erken olgunlaşmış çocuk kavramı ortaya çıkar. Bu çocuklar, büyüdükleri zaman herşeyi kendi kendilerine halleden, aşırı sorumluluk alan, yardım isteyemeyen, bir yandan da aşırı derecede insanları memnun etme çabası içerisinde olan ya da “kurtarıcı” rolüne bürünen yetişkinlere dönüşürler. Ebeveynleriyle hem çatıştıkları hem de ayrışamadıkları bir ilişki örüntüsüne sahip olurlar. 

 

Erkenden olgunlaşmak zordur, her çocuk çocukluğunu yaşamayı hak eder ancak bazen hayat olması gerektiği gibi ilerlemez ve hak edilenlerle elde edilenler arasında farklar olur. Çoğu zaman, kişi ebeveynlerini eksik yaptıkları şeylerden dolayı suçlar ancak sadece onları suçlamak kişinin iyileşmesi için yeterli değildir. Psikoterapi; kişinin çocukluktan gelen karşılanmamış ihtiyaçlarının yetişkinlik hayatına yansımasını keşfetmesi ve bugün aslında neye ihtiyacı olduğunu görmesi için oldukça faydalıdır. Karşılanmamış ihtiyaçların yetişkinlik çağında nasıl karşılanacağı, bir terapist yardımı ile birlikte keşfedilebilir.  

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)