Ortopedik onkoloji, kemik ve yumuşak doku tümörleriyle ilgilenen bir tıp dalıdır. Pek çok kanser türünde olduğu gibi kemik ve yumuşak doku tümörlerinde de erken teşhis hayat kurtarırken, tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.
Kemik ve Yumuşak Doku Tümörleri Nedir?
Tümör, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz büyümesiyle oluşan anormal kitle veya şişlik anlamına gelir. Bu tümörler, iskelet sisteminin herhangi bir kemiğinde veya çevresindeki kas, yağ, bağ dokusu gibi yumuşak dokularda ortaya çıkabilir. Çoğu kemik tümörü iyi huylu (selim, benign) yani kanser olmayan türde, bazı tümörler ise kötü huylu (habis, malign) olabilir. İyi huylu tümörler genellikle yavaş büyür. Yayılım yapmaz ve yaşamı tehdit etmez. Kötü huylu tümörler ise hızlı büyüyebilir, çevre dokulara zarar verebilir ve vücudun uzak bölgelerine sıçrayarak yayılabilir. Kötü huylu tümörlere halk arasında “kanser” de denir ve bunlar ciddi bir tedavi gerektirir.
İyi Huylu ve Kötü Huylu Tümörlerin Farkı
İyi huylu (benign) tümörler: Bu tümörler kanser değildir. Bulundukları yerde sınırlı kalır, diğer organlara yayılmazlar ve genellikle hayatı tehdit etmezler. Örneğin, bir iyi huylu kemik tümörü sadece ilgili kemikte büyüyebilir ve çevre dokulara minimal zarar verir. Ancak büyüyen bir tümör, iyi huylu da olsa, bulunduğu bölgede ağrıya veya kemiğin zayıflamasına neden olabilir. Zayıflayan kemik de kırılarak cerrahi gerektirecek bir duruma dönüşebilir. İyi huylu tümörlerin tedavisi çoğu zaman daha basittir. Bazıları sadece düzenli takip edilir veya cerrahi girişimle çıkarılır.
Borderline (sınırda) tümörler: Bunlar, iyi huylu ve kötü huylu tümörler arasında yer alan, davranışları tam olarak öngörülemeyen tümörlerdir. Genellikle lokal agresif seyirli olup nadiren metastaz yapabilirler, bu nedenle yakın takip ve dikkatli bir tedavi planı gerektirir.
Kötü huylu (malign) tümörler: Kötü huylu tümörler kanserdir ve daha agresif davranırlar. Bu tümörler kontrolsüz biçimde büyüyerek komşu dokuları istila edebilir ve kan ya da lenf yoluyla vücudun farklı bölgelerine yayılabilir (buna metastaz denir). Kötü huylu tümörler yaşamı tehdit edebilir ve tedavi edilmezse büyüdükleri organın işlevini bozarak genel sağlık durumunu ciddi şekilde etkiler. Tedavileri genellikle zorlu ve kapsamlıdır. Ameliyatla tümörün çıkarılmasının yanı sıra ilaç tedavisi (kemoterapi) veya ışın tedavisi (radyoterapi) gibi ek tedaviler gerekebilir. Örneğin, kemik kanserlerinin tedavisi birçok uzmanın bir arada olduğu bir ekip gerektirir ve amaç hem kanseri yenmek hem de ilgili uzvu korumaktır.
Önemli Not: Bazı durumlarda diğer organlardaki kanserler de kemiğe sıçrayabilir. Buna “metastatik kemik tümörü” denir ve bu da kötü huylu bir durumdur. Örneğin meme, prostat veya akciğer kanseri kemiklere metastaz yaparak kemikte tümöral lezyonlara yol açabilir. Ortopedik onkoloji, bu tür durumların tanı ve tedavisiyle de ilgilenir.
Sık Görülen Ortopedik Tümör Türleri
Dünya Sağlık Örgütü kemik ve yumuşak doku tümörlerini iyi huylu, sınırda ve kötü huylu olarak sınıflandırmıştır. Bu sınıflama sadece tümörleri temel başlıklarla ayırmakla kalmaz, her bir grubun altında çok sayıda alt tür yer alır. Bu kapsamlı sınıflamada 203 civarında iyi huylu, sınırda ve kötü huylu tümör çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlilik hem tanı sürecinde hem de tedavi yaklaşımında büyük dikkat ve uzmanlık gerektirir. Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin pek çok farklı tipi vardır.
Benign (İyi Huylu) Kemik ve Yumuşak Doku Tümörleri
Osteokondrom: Bu, kemik yüzeyinde oluşan iyi huylu (kanser olmayan) bir kemik tümörüdür. En sık büyüme çağındaki çocuk ve gençlerde görülür ve kemikte dışa doğru çıkıntı olarak hissedilir. Genellikle belirti vermez ve rastlantısal olarak fark edilir, fakat bazen ağrı veya hareket kısıtlılığına yol açabilir. Nadir durumlarda bu tümörler ileri yaşlarda kötü huylu tümörlere dönüşebildiğinden düzenli takip önemlidir.
Lipom: Halk arasında “yağ bezesi” olarak bilinen lipom, yağ hücrelerinden oluşan iyi huylu bir yumuşak doku tümörüdür. Vücuttaki en çok karşılaşılan iyi huylu tümörlerden olup özellikle cilt altında yumuşak, hareketli bir şişlik olarak fark edilir. Lipomlar genellikle orta yaşlarda (40-60 yaş arası) daha sık ortaya çıkar ve kilolu kişilerde görülme olasılığı artabilir.
Kemik Kistleri: Kemik kistleri, kemik dokusu içinde oluşan, içi sıvı dolu boşluklar şeklinde tanımlanır. Özellikle basit kemik kisti 5-15 yaş aralığındaki çocukluk ve ergenlik çağında sık görülen, iyi huylu kemik lezyonlarından biridir. Yetişkinlerde nadiren ortaya çıkar. Kemik kistleri çoğu zaman belirti vermeyip başka bir sebeple çekilen röntgen filmlerinde tesadüfen saptanabilir. Belirti verdiğinde, kistin bulunduğu kemikte hafif ağrıya veya o kemikte zayıflama nedeniyle kırık oluşumuna yol açabilir.
Malign (Kötü Huylu) Kemik Tümörleri
Osteosarkom: Osteosarkom, halk arasında kemik kanseri olarak bilinen birincil kemik tümörlerinden en yaygınıdır. Genellikle çocuklarda ve genç yetişkinlerde (özellikle 10-20’li yaşlarda) ortaya çıkar. Çoğunlukla bacaklardaki uzun kemiklerin uç kısımlarında (diz çevresi) veya kol kemiklerinde (örneğin omuz civarı) görülür. Osteosarkom kötü huylu bir kemik tümörüdür, agresif seyirlidir ve diğer organlara yayılma (sıçrama) ihtimali yüksektir. Belirtileri arasında etkilenen bölgede şiddetli ağrı ve şişlik bulunur.
Ewing Sarkomu: Ewing sarkomu da kötü huylu bir kemik tümörüdür. Daha çok çocukluk ile gençlik çağında (özellikle 5-20 yaş arası) görülür. Osteosarkoma benzer şekilde kemikte ağrı ve şişlik yapar, ancak çoğunlukla kemik içinde bir yıkım ile birlikte çevresinde büyük bir yumuşak doku kitlesi oluşturur. En sık kol ve bacak kemikleri ile leğen kemiği (pelvis) veya kaburgalarda ortaya çıkar.
Kondrosarkom: Kıkırdak dokusundan kaynaklanan kondrosarkom, kötü huylu kemik tümörlerinden biridir. Genellikle 30-40 yaş ve üzerindeki yetişkin yaş grubunda daha sık görülür. Özellikle kalça ve leğen kemiği (pelvis) bölgesinde veya omuz çevresinde, yavaş büyüyen bir kitle (şişlik) olarak ortaya çıkar. Kondrosarkom, diğer kemik kanserlerine göre biraz daha yavaş seyredebilir ancak yine de habis olduğundan çevre dokulara yayılabilir veya metastaz yapabilir.
Yukarıda bahsedilenlerin dışında osteokondrom, osteoid osteoma, hemanjiom, sinir kılıfı tümörü vb. daha pek çok iyi huylu tümör; liposarkom, fibrosarkom, sinovyal sarkom gibi çeşitli kötü huylu yumuşak doku tümörleri de bulunmaktadır. Ancak bunlar daha nadir görülür ve burada en sık karşılaşılan örneklere değinilmiştir.
Tanı Yöntemleri
Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tanı yöntemleri:
Erken Teşhisin Önemi
Kemik ve yumuşak doku tümörlerinde, özellikle kötü huylu olanlarda erken teşhis hayat kurtarır. Tümör ne kadar erken tespit edilirse, tedavi de o kadar başarılı ve etkili olur. Erken evrede yakalanan kötü huylu bir tümör, çoğunlukla çevre doku ve organlara yayılmadan tamamen çıkarılabilir ve böylece hastanın hayatta kalma şansı belirgin şekilde artar. Örneğin, osteosarkom gibi agresif bir kemik tümörü erken teşhis edilip uygun tedaviye başlanırsa, tümörün diğer organlara sıçramadan kontrol altına alınması mümkün olabilir. Geç kalındığında ise tümörün büyümesi ve yayılması, tedaviyi güçleştirir; daha geniş ameliyatlar (hatta bazen uzvun kesilmesi gerekebilir) ve ağır tedaviler zorunlu hale gelebilir. Unutulmamalıdır ki, tanı ve tedavide yapılabilecek hatalar veya gecikmeler ciddi sorunlara, geri dönüşü olmayan uzuv kayıplarına yol açabilir.
Kendimiz İçin Yapabileceğimiz En Önemli Şey, Vücudumuzu İyi Gözlemlemektir
Vücudumuzdaki ağrı ve şikayetleri iyi gözlemlememiz gerekir. Eğer kemiklerinizden birinde dinlenirken bile devam eden, geceleri artan inatçı bir ağrı varsa veya bir yerde fark edilir bir şişlik/kitle oluştuysa bunu ihmal etmeyin. Elbette her ağrı veya şişlik bir tümör anlamına gelmez fakat özellikle 2-3 haftadan uzun süren, istirahat halinde dahi geçmeyen kemik ağrıları ya da büyüme gösteren anormal kitleler mutlaka bir doktora gösterilmelidir. Ortopedi ve travmatoloji uzmanları, gerekirse ortopedik onkoloji alanında deneyimli ekipler, bu belirtilerin nedenini araştıracak gerekli muayene ve görüntüleme yöntemlerini uygulayacaktır. Erken teşhis sayesinde kötü huylu bir tümör saptansa bile zamanında tedavi ile tam iyileşme sağlanabilir veya en azından uzuv koruyucu tedavilerle organ kaybı ve metastaz riski en aza indirilebilir. Bu ekip yaklaşımı, hastanın hem tümör tedavisinin başarılı olmasını hem de tedavi sonrası yaşam kalitesinin artmasını sağlar. Farklı uzmanlık alanındaki doktorlar tedavide görev alır.
Sonuç olarak: Kemik ve yumuşak doku tümörleri nadir görülmekle birlikte önemli rahatsızlıklardır. İyi ve kötü huylu tümörlerin arasındaki farkları bilmek, belirtilerin farkında olmak ve doktora başvurmayı geciktirmemek çok önemlidir. Kötü huylu tümörlerde erken teşhis ve tedavi, yaşam süresini uzatırken yaşam kalitesini de artırır. Kendi sağlığınız için vücudunuzdaki sinyallere kulak verin ve gerekirse bir uzmana danışın. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.