Makaleler 07/01/2021

Pkos ve Mikrobiyota İlişkisi

Dyt. Burcu Ünal Canyol Diyetisyen
Dyt. Burcu Ünal Canyol
Diyetisyen

Günümüzde kadınlarda sıkça rastlanan bir hastalık olan polikistik over sendromu ve son yıllarda sıkça duyar olduğumuz mikrobiyota tanımından bahsetmek istiyorum sizlere. Aslında her iki başlıkta uzun yıllardır incelenen ama son 5-10 yıl içinde gündem olan ve bilim dünyasında sıkça araştırılıp konuşulan konular. Son 3 yıldır bu iki başlığın birbiri ile ilişkisi olabileceği üzerine insan ve hayvan çalışmaları yapılıyor. Ben de hem bilimsel verilerle hem de kendi görüşlerimi derleyerek sizlerle bu konuyu paylaşmak istedim.

Öncelikle bu başlıklardan ayrı ayrı kısaca bahsetmek istiyorum. Polikistik over sendromu (PKOS) üreme çağındaki kadın popülasyonunun % 5-10 etkileyen yaygın bir endokrinopatidir. Temel olarak polikistik over sendromu için östrojen ve progesteron hormonlarının dengesizliği ve erkek üreme hormonu olan testosteron seviyenin artışı denilebilir. Ana nedeni genetik faktörlere bağlanmaktadır. Tetikleyici faktörler arasında: hatalı beslenme alışkanlıkları, kilo artışı , egzersiz yapmama sayılabilir.Klinik en temel bulguları; Menstrual siklusda düzensizlikler veya amenore, hirsutizm(erkek tipi kıllanma) ciltte sivilce oluşumu ile ciltte yağlanma, ultrason görüntüsüne bakıldığında yumurtalıkta inci tanesi gibi dizilmiş polikistler görülmektedir. Bu yumurtalıklarda fazla yumurta hücresinin bulunmasına bağlı olan görünümdür. Bu 3 klinik bulgudan PKOS tanısı için en az ikisi kadında bulunmalıdır.

Polikistik over sendromu uzun dönemde; İnsülin Direnci, obezite, Tip 2 diyabet,  dislipidemi, hipertansiyon,  metabolik sendrom , kardiyovasküler hastalıklar , kısırlık, rahim duvarında kalınlaşma, rahim kanseri gibi komplikasyonlara neden olmaktadır .Tedavisinde; Diyet, yaşam tarzı değişiklikleri, egzersiz, medikal tedavi, farmakolojik  tedavi kullanılmaktadır.Ayrıca obez kadınların pek çoğunda polikistik over sendromu sadece doğru diyet ve kilo verme sonucu ile bile tedavi edilebilir.

Biraz da ikinci başlığı inceleyelim. Mikrobiyota terimi vücudun farklı bölgelerinde bulunan mikroorganizma topluluklarını ifade etmek için kullanılmaktadır. Mikrobiyota bakterilerinin sayısı, bizim kendi hücrelerimizin sayısından 10 kat daha fazladır. Bağırsak mikrobiyotası yaklaşık 200 yaygın bakteri türü ve 1.000’den fazla nadir görülen türden oluşmaktadır. Aslında herkesin bağırsak mikrobiyotası birbirinden farklı bazı kişilerin benzerlik bulunsa da aynı demek olanaksızdır. Mikrobiyota doğumumuzdan sonra 3 yıl içinde yetişkin mikrobiyotasının %90’ına ulaşır. Yani yaşamdaki ilk 3 yıl çok önemlidir.Mikrobiyotayı etkileyen çevresel faktörlerde bulunmakatadır bunlar;Kişinin yaşı, beslenme alışkanlıkları, coğrafik kökeni, yaşam tarzı, doğum şekli, antibiyotik kullanımıdır.

İyi bir bağırsak mikrobiyotasına sahip olmak öncelikle; obezite riskini, insülin direnci, diyabet risklerini düşürmektedir. Bunlarla birlikte bağırsak mikrobiyotasında yeterli ve doğru tür suşlarda bakteri bulundurmak; sistemik inflamasyon, metabolik sendrom, kardiyovaküler hastalıklar, astım, hipertansiyon, kolerektal kanser, huzursuz bağırsak sendromu, crohn hastalığı risklerini daha düşük oranlarda tutar.

Her iki başlıkta ayrı ayrı oldukça önemli kişinin sağlık durumuna ve yaşam kalitesine etki eden konıulardır. İki başlığın ilişkili olduğunu düşündüren temel mekanizmalar bulunmaktadır. Bağırsak mikrobiyotasının PKOS’un patogenezindeki rolünü açıklayan olası mekanizmalara bakacak olursak:

İlk olası mekanizma : konakçının bağışıklık sistemini aktive eden bağırsak mikrobiyotasının (obezite / yüksek yağ düşük lifli diyet nedeniyle) disbiyozisidir. Bağışıklık sisteminin aktivasyonu yumurtalık androjen üretimini artıran ve normal gelişimini önleyen hiperinsülinemiye neden olan insülin reseptör fonksiyonuna müdahale eder.

İkinci olası mekanizma, bağırsak-beyin peptitlerinin salgılanmasını uyararak PKOS’a neden olan bağırsak mikrobiyotasıdır.

Üçüncü olası mekanizma bağırsak mikrobiyota bileşimini şekillendirerek PKOS gelişimine yol açan androjenlerdir.

Ayrıca yapılan insan ve hayvan çalışmaları şu ana kadar ortalama olarak benzer sonuçlar vererek ilerlemektedir. Bu sonuçları kısaca tartışmak gerekirse; Bağırsak mikrobiyotasında disbiyozunun meydana gelmesi sonucunda bakteri çeşitliliğinin azaldığını bunun PKOS ile ilişkili olabileceğini  saptanmıştır. Yine PKOS’ta  oluştuktan sonra mikrobiyotaya etki etmekte bakterilerin bazılarının azalmasına  ve bazılarının çoğalmasına neden olmaktadır. Bu iki durumunda birbirini etkileği saptanmaktadır. Kadınlarda prebiyotik, probiyotik ve sinbiyotik takviyesi PKOS ile birçok biyokimyasal bulguyu geliştirdiği ve olumlu yönde etkilediği gösterilmiştir, ancak altta yatan mekanizma belirsizliğini korumaktadır.  PKOS tedavisinde mikrobiyotayı destekleyen probiyotikler, prebiyotikler ve sinbiyotik ajanlar gibi takviyeleri önermek için çeşitli mantıksal mekanizmalar önerilmiştir. Fakat kesin kanıtlar için  bağırsak mikrobiyotasının farklı PKOS fenotipleri ile ilişkisinin incelendiği insan çalışmaları gerekmektedir.

Benim öznel düşüncem ;PKOS ve mikrobiyotanın ortak pek çok komplikasyonu bulunmaktadır. Bunların en başında; obezite, insülin direnci ve Tip 2 DM gelmektedir. Ortak koplikasyonlar nedeniyle birbirlerinin varlığını pozitif etkilerler. Mikrobiyota disbiyozu androjen hormon sentezini etkiler ve PKOS şiddetini arttırarak kişilerde kısırlığa varan sonuçlara neden olabilir. Bağırsaklarda bulunan mikrobiyota çeşitliliği ve türlerinde sapmalar obezite ve insülin direncine buradan da dolaylı olarak PKOS’a neden olabilir. PKOS mikrobiyotada olumsuz değişimlere neden  olabilir. Aynı zamanda mikrobiyotadaki olumsuz değişimlerde PKOS’a neden olabilir. PKOS ve mikrobiyotanın kesin olarak bir etkileşim içinde olduğunun kanıtlanması için daha fazla ve daha kalabalık katılımcı gruplarıyla  yapılan insan çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Benim öngörüm olarak gelecek yıllarda PKOS hastalığı tedavisinde  ek olarak probiyotik ve prebiyotik kullanımı  pozitif etki gösterecektir.

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.


www.doktortakvimi.com © 2025 - Doktor bul ve randevu al

Bu web sitesi çerezleri kullanıyor.
Tarayıcınızda çerezlerle ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.