Psikoseksüel Bozukluklar

Yazar Aysun ŞeremetPsikolog • 16 Eylül 2020 • Yorumlar:

Psikolojik olan cinsel davranış bozukluklarına psikoseksüel bozukluklar adı verilir. Burada psikoseksüel bozukluklardan üçünü ele alacağım.Teşhir, ırza tecavüz ve psikoseksüel tutukluklar.

Teşhir (egzibisyonizm) bozukluğu en sık 18-28 yaşları arasındaki erkeklerde gözlenir. Teşhir hastalığı olan erkek, sertleşmiş penisini yolda, tren istasyonu gibi kalabalık yerlerde karşıdan gelen bir kadına gösterirken ya bu sırada, ya da hemen sonra mastürbasyon davranışında bulunur. Bu kişiler hiçbir zaman kadınlara saldırmazlar ve karşıdaki kadın teşhir sonucunda ne kadar şoke olur ve tepki gösterirse o kadar hoşlarına gider. Hastalık hakkında bildiklerimiz polisçe yakalanan teşhircilerle yapılan mūlakatlardan gelmektedir (Janda ve Klenke-Hamel, 1980). “Teşhirciler daha sonra ırza tecavüz eden kişiler haline gelirler mi?" sorusu psikologları düşündürmüştür ve bu konuda uzunlamasına yapılan araştırmalar bu soruya "Hayır" cevabını vermiştir. Bu kişiler hiçbir zaman saldırgan duruma geçmezler. Değişik psikolojik yaklaşımlar bu hastalığın nedenini değişik etkenlerde aramıştır. Psikoanalitik görüşe göre teşhircilik kastrasyon korkusuna yapılan bir tepkidir. Bazı psikologlar teşhircilerin erkek olarak kendilerine güvenleri olmadığını ve teşhircilik yoluyla, dolaylı olarak kendi erkekliklerini kanıtladıklarını söylerler. Bazı öğrenme psikologları kişinin geçmişinde cinsel ödüllendirilmenin ancak başkalarını şoke ederek gerçekleştiğini, bu nedenle teşhir yoluna giderek aynı türden pekiştirme aradıklarını ifade ederler. Hiçbir yorum biçimi deneysel olarak kanıtlanmış değildir.

Irza geçme ileri endüstri toplumlarının, özellikle de ABD'nin ciddi problemlerinden biridir. Ülkemizde ırza geçme toplumsal bir problem boyutunda değildir. Buna karşılık Janda ve Klanke-Hamel (1980) 1968 ile 1975 yılları arasında ABD'de ırza tecavüz olaylarının % 80 arttığını bulmuşlardır. Bu yazarlara göre ABD'deki gerçek ırza tecavüz sayısı polis tutanaklarının gösterdiğinden 5 defa daha fazladır, çünkü tecavüz edilen kişilerin çoğu, adlarının polis dosyasına geçmesini istemezler. Polise gelen olayların %50'sinde erkek tecavüz ettiği kadını tanımaz, %10'unda kadın aile üyelerinden biridir. Irza tecavüz olaylarının çoğu daha önceden düşünülmüş ve planlanmıştır, çok ender hallerde kontrol altına alınamayan ani bir dürtünün etkisiyle ortaya çıkmıştır. Araştırmacılar ırza tecavüz eden kişileri dört kategoriye ayırırlar:

(1) Saldırgan Tipler:Bu kişiler kadınlardan nefret eden kişilerdir ve nefretlerini ırza tecavüz biçiminde ifade ederler.

(2) Amoral Tipler :Bu kişiler, sosyopatik kişilik yapısına sahiptirler ve kadını bir cinsel nesne olarak görmenin ötesine geçemezler; kendi davranışlarının sorumluluğunu hiçbir zaman anlamamışlardır. Özellikle alkolün etkisi altında ırza tecavüze yatkın hale gelirler ve cinsel yönden çekici buldukları kadına, başka hiçbir sorumluluk duymadan saldırıda bulunurlar.

(3) Çift Standartlı Tipler:Bu kişiler, biraz açık saçık giyinen ve neşeli hareket eden kadının ırzına tecavüz edilmesinde bir sakınca bulmazlar. “Kaşınmasa böyle giyinmezdi, besbelli ki istiyordu" düşüncesiyle hareket ederek cinsel saldırılarını akla sokarlar. Tecavüz edilen kadın mahkemeye çıktığında, sanığı savunan avukatların kanıtlamak istedikleri en önemli nokta kadının erkeği "tahrik ve teşvik" ettiğidir. Bunu kanıtlayabilirlerse ırza saldırısı “normal" bir davranış olarak gözükecektir.

(4) Erkekliğini Kanıtlamaya Çabalayan Tipler : Rada (1978) bazı erkeklerin kendi erkekliklerini kanıtlamak için ırza tecavüzde bulunduklarını söyler. Bu kategoriye giren erkekler utangaç çekingendirler ve aynı zamanda etrafa "kendinden emin bir erkek" görünümü vermeye çalışırlar.

Psikoseksüel tutukluklar (psy. chosexual disfunctions) kadında soğukluk ve erkekte yetersizlik biçiminde kendini gösterir. Masters ve Johnson (1970) insan cinsel davranışını laboratuvarda denetlenilebilen koşullar altında ayrıntılarıyla inceleyen bilim adamlarının başında gelirler. Onların araştırmalarına göre normal cinsel davranım dört aşamadan oluşur:

(1) Cinsel arzular ve hayaller.

(2) Cinsel heyecanlanma. Bu aşamada zevk alma duygusunun yanı sıra erkekte penisin sertleşmesi ve kadında vajinanın sıvı salgılaması gibi bedensel değişiklikler yer alır. 

(3) Orgazm, başka bir deyişle cinsel heyecanın en yüksek noktasına ulaşarak enerjinin boşalması.

 (4) Dinlenme, orgazm sonrası rahatlama ve gevşeme.

 Psikoseksüel tutukluk ilk üç aşamanın birinde veya birkaçında oluşan ketvurmadan doğar. Ketvurma sonucu cinsel davranım normal gelişimini tamamlayamaz. Kadınlarda ket vurma, vajinada sıvının oluşmaması ve cinsel heyecanlanmayla ortaya çıkan diğer genital değişikliklerin olmaması şeklinde kendini gösterir. Bazı kadınlar orgazma erişemezler. Erkeklerde tutukluk penisin sertleşmemesi, ya da erken boşalma biçimlerinde kendisini gösterir. Psikoseksüel tutukluğun altında ne gibi faktörler vardır? Gerek Masters ve Johnson (1970) ve gerekse başka yazarlar (Janda ve Klenke-Hamel, 1980) etkinlik  kaygısını (performance anxiety) cinsel davranıştaki tutukluğun temelinde görürler. Birey cinsel ilişkide etkin olabileceğinden şüphe etmeye başlar ve şüphe kaygıya yol açar. Kaygı yukarıda sözünü ettiğimiz dört aşamadan ilk üçünden birine veya birkaçına belirli noktalarda ket vurur. Bilişsel davranışsal yaklaşım adı verilen ve insanın beklenti ve algılama biçimine önem veren psikoterapi türü, bireyin bu aşamada zihninden tekrar ettiği düşüncenin önemli bir etkisi olduğunu kabul eder. İnsanın benlik bilinciyle ilgili ifadeler, bir tür kısır döngü yaratarak o bireyi bağlar.

 Örneğin erkek “Penisim sertleşmez ve cinsel ilişkide bulunamazsam, bu kadın beni bir erkek olarak görmez ve benimle bir daha buluşmak istemez" düşüncesini zihninde sürekli tutarsa, bu düşünce zamanla onu daha da kaygılandırır ve gerçekten erkeğin penisi sertleşemez. Buna benzer türden düşünceler kadınının zihninden geçiyorsa, onun kaygısı artar ve kadın cinsel ilişkisinde tutukluk göstermeye başlar. Bireylerin cinsel sorunları çoğu kez onların eşleriyle kurdukları ilişkinin türünden kaynaklanır. Gerçek kişiliğini ve arzularını sürekli karısından saklamak durumunda olan bir koca, cinsel arzularını ve cinsel fantezilerini karısına söyleyemez, çünkü karısının bu arzu ve fantezileri normaldışı bulacağını ve kendisini kınayacağını düşünür. Kadın ise, kocasının kendisine hiç saygı duymadığını, bir sevgi ve anlayış içinde değil, bir cinsel nesne olarak sırf kocasının tatmini için kullanıldığını düşünür ve bu duygularını kocasına söylemekten çekinir. Böyle düşünce ve duyguları kocasının anlayamayacağını düşünür. Bu çift eninde sonunda bu sorunlarla karşılaşır ve bu sorunlar, ikisi arasındaki ilişki sorunları çözümlenmedikçe ortadan kalkmaz. Bu nedenle seks terapisi genel psikolojik terapinin bir parçası olarak ele alınır ve insanın yaşamının her yönünü kapsar.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazar

Aysun Şeremet Psikoloji, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uzm. Kl. Psk.

Randevu al Profili görüntüleyin

Yorumlar: (0)