Makaleler 15/10/2025

Sarı Nokta Hastalığı - Erhan Özyol

Prof. Dr. Erhan Özyol Göz Hastalıkları
Prof. Dr. Erhan Özyol
Göz Hastalıkları

Sarı nokta hastalığı göz ağ tabakası olarak isimlendirilen retinanın merkezi görmeden sorumlu olan sarı nokta bölgesinin (Makula) bir hastalığıdır. İlerleyici merkezi görme kaybına neden olması nedeniyle önemlidir.

Hastalığın erken ve geç dönem bulguları farklılık gösterir. Erken dönemde sarı nokta bölgesinde drusen denilen gri-beyaz renkte-görme hücreleri artıklarından oluşan lekelenmeler görülürken, geç dönemde anormal yeni damarlar ve buna bağlı kanamalar görülür. Ayrıca görme hücrelerinin ölümü neticesinde işlevselliğini yitirmiş incelme alanları da geç dönemde görülebilir. Hastalar genel olarak erken dönem bulgularını ‘kuru tip ya da iyi tip sarı nokta hastalığı’ olarak bilirken, geç dönem bulgularını ‘yaş tip - ya da kötü tip sarı nokta hastalığı’ olarak bilmektedir. Bununla birlikte geç dönemde görülen kuru tipin ileri formu da görme kaybı açısından önemli bir yeri işgal etmektedir.

Tüm dünyada 2020 yılında yaklaşık 200 milyon kişide bu hastalığın görülmesi tahmin edilirken, bu sayının 2040 yılında 300 milyon olması beklenmektedir. İlerleyici ve geri dönüşümsüz görme kaybına neden olması nedeniyle sosyoekonomik problemlere de yol açan önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir.

Sarı nokta hastalığının yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkileri olduğu görülmektedir. Hastalar az görme nedeniyle kendilerini günlük aktivitelerden kısıtlamakta, sonuçta stres ve hatta depresyonla sonuçlanabilen durumlar ortaya çıkabilmektedir. Benzer şekilde az görme ya da görmemeye bağlı düşme ya da benzeri travmalar azımsanmayacak boyuttadır. Yine bazı çalışmalarda sarı nokta hastalığı ile Alzheimer hastalığı ya da demans arasında bağlantı olduğu bildirilmiştir. Konuya genel olarak bakıldığında sarı nokta hastalığının görsel kaybın yanında sosyoekonomik ve diğer sağlık sorunları açısından da önemli bir yere sahip olduğunu söylenebilir.

Hastalık kimlerde sık görülür? Risk faktörleri nelerdir?
Hastalığın ortaya çıkmasında en önemli risk faktörü ileri yaştır. Burada sınır yaş olarak 60’ı alabiliriz. Ancak 60 yaşın altında da nadiren görülebildiğini hatırdan çıkarılmamalıdır.

Yapılan çalışmalarda yaş ilerledikçe riskin de arttığı gösterilmiştir. Kapsamlı bir çalışmada 70 yaş üzeri bireylerde erken evre sarı nokta hastalığı yüzde 13.2 oranında görülürken, geç evre sarı nokta hastalığı yüzde 3.0 oranında tespit edilmiştir. Genetik yatkınlık ile sarı nokta hastalığı arasında güçlü bir ilişki vardır. Genetik yatkınlığın da hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğunu söylenebilir. Kadın cinsiyet ve beyaz ırkta sarı nokta hastalığı daha sık görülmektedir. Sarı nokta hastalığı gelişmesinde diğer önemli risk faktörleri arasında sigara kullanımı, diyet, güneş ışığı-ultraviole maruziyeti, alkol tüketimi, vücut tansiyonu, kan yağlarındaki yükseklik sayılabilir. Bahsedilen değiştirilebilir risk faktörlerinden en önemlisi ve üzerinde uzlaşılan risk faktörü sigara kullanımıdır. Sigara kullananlarda ileri evre sarı nokta hastalığı görülme riski, sigara kullanmayanlara göre 2 kat daha fazla olup, sarı nokta hastalığı 10 yıl daha erken başlangıç gösterebilir.

Hastalar ne şikayetlerle başvurur?
Erken dönemde sıklıkla hastanın herhangi bir şikayeti olmayabilir. Ancak bazen özellikle okuma esnasında görüntüde kayma ya da bükülme şikayeti ile göz hekimine başvurabilirler.

Yine bu hastalar düşük ışık altında ya da loş ortamlarda okuma güçlüklerinden bahsedebilirler. Geç dönemde ise okuma, araç kullanma, televizyon seyretme esnasında görüntüde kayma ya da bükülme görülebilir. Bazen koyu-gri lekelenmeler nedeniyle yüzleri tanımakta zorlandıklarını ifade edebilirler. Hastalığın ilerlemesiyle ki bu yaş tipte haftalar ya da aylar içinde olabilirken, kuru tipin ileri formunda yıllar sürebilir. Hastaların merkezi görmeleri azalmakta ve bir insanın yüzüne baktıklarında yüzü seçemeyecek hale gelebilmektedir. Şayet hastanın bir gözü daha fazla etkilenmişse hasta diğer gözdeki görme azlığını fark etmeyebilir. Bunun için hastaların gözlerini tek tek kapatarak görüntüyü karşılaştırmaları gerekmektedir.

Hastalık ne tip bulgular verir? Size gelen hastada muayenede ne tip bulgular görüyorsunuz? Tanı için hangi testleri yapıyorsunuz?
Polikliniğe başvuran hastalarda öncelikle görme seviyesi tespit edilir. Akabinde göz bebeklerini büyütmek için 2 ya da 3 tur damla damlatıp, yaklaşık yarım saat kadar beklenip, sonrasında yapılan göz dibi muayenesinde sarı nokta bölgesinde hasarlı alanların görülmesiyle hastalığın tanısını konulur.

Muayene sırasında göz dibinde erken dönemde drusen denilen gri-beyaz renkte görme hücreleri artıklarından oluşan lekelenmeler görülürken, geç dönemde anormal yeni damarların varlığına dair renk değişimleri, kanamalar, yağ birikimleri görülebilir. Ayrıca görme hücrelerinin ölümü neticesinde işlevselliğini yitirmiş incelme alanları da geç dönemde görülür.

Ancak hastalığın ne aşamada olduğu, ilerleme hızının tespiti, tedavi gerekip gerekmediği, tedaviye ne oranda cevap verdiği ya da tedaviden hastanın görme artışı sağlayıp sağlamayacağını tespit etmek için bazı görüntüleme testleri gerekmektedir. Öncelikle erken dönemde göz dibinin fotoğraf makinasına benzer bir cihazla resmi çekilerek diğer kontrollerde hasarlı alanlarda ilerleme olup olmadığı karşılaştırılmaktadır. Otofloresans denilen çekim modu ile kuru tip değişiklikler daha objektif kriterler ile değerlendirilebilmektedir. Göz tomografisi ve gözün ilaçsız anjiyografi tanı koymada, tedavi aşamasında ve takipte önemli veriler sağlamaktadır.

Göz tomografisi ya da optik koherens tomografi cihazı rutin poliklinik uygulamalarında ‘OKT’ olarak isimlendirilmektedir. OKT ile göz arkası ya da sarı nokta olarak bilinen makula bölgesinin oldukça detaylı görüntüleri elde edilir. Çoğu zaman çıplak gözle görülemeyen hasarlı alanları daha objektif bir şekilde değerlendirme şansı sağlar. İşlem 2-3 dakikayı geçmemektedir. OKT cihazına entegre ilaçsız göz anjiyosu yaş tipte vazgeçilmez bir yere sahiptir. OKT- anjiyografi olarak isimlendirilen bu cihazla sarı nokta bölgesindeki anormal yeni damarların görüntülenmesi mümkün hale gelmiştir. Sonuçta hastalığın sadece bir göz muayenesinden ziyade çoklu cihazlarla eşzamanlı değerlendirilmesi tanı, tedavi ve takipte çoğu zaman gerekli olmaktadır.

Sarı nokta hastalığını önlemenin ya da geciktirmenin herhangi bir yöntemi var mı?
Bu konuda yapılan uluslararası çalışmalar sonucunda antioksidan içeren vitamin tabletlerinin hastalığın ilerlemesine karşı sınırlı ölçüde koruyucu olduğu gösterilmiştir. Bununla beraber yukarıda bahsedilen risk faktörlerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Özellikle sigara kullanımının bırakılması önerilmektedir.

Hastaların diyetlerine dikkat etmesi, egzersiz yapması, özellikle yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesinin hastalık üzerine olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Ayrıca balık tüketiminin de ihmal edilmemesi gerekir. Şayet yeterince balık tüketilmiyorsa, yukarıda bahsettiğimiz omega 3 içeren vitamin tabletlerinin de kullanılması fayda sağlayabilmektedir. Hastalarıma pazarda/manavda gördükleri yeşil/turuncu renkli sebze ve meyve tüketimine ağırlık vermeleri önerilir. Hastalığın ortaya çıkışında genetiğin de payı olduğu düşünülürse ailesinde sarı nokta hastalığı olan bireylerin 50 yaşından sonra yıllık bir göz hekimine muayene olmasını önermekteyiz.

Tedavide neler yapıyorsunuz?
Mevcut veriler ışığında hastalığı kesin olarak tedavi edip sonlandıran herhangi bir ilaç ya da ameliyat bulunmamaktadır. Konu ile ilgili uluslararası seviyede oldukça yoğun çalışmalar yapılmakta ve yapılmaya da devam etmektedir. Şu anda yapılanlara bakacak olursak kuru tip sarı nokta hastalığında yukarıda bahsedilen koruyucu önlemler tekrar hatırlatılabilir. Yaş tip sarı nokta hastalığında ise sarı nokta bölgesinde oluşan anormal yeni damarlar ve bunların neden olduğu sıvı sızması, ödem, kanama vb. problemlere yönelik göz içi iğne tedavileri yapılmaktadır. Göze enjekte edilen bu özel hazırlanmış ilaçların en önemli dezavantajı genellikle aylık tekrarlayan tedaviler gerektirmesidir. Genel uygulama ilk 3 ay aylık enjeksiyon, sonraki dönemde aylık takipler ve gerekirse enjeksiyon şeklindedir. Takiplerde tedavi kararı hastanın görme seviyesi ve göz tomografisi sonucuna göre verilmektedir. Tedavi süresi yıllarca devam edebilmektedir.

Sarı nokta hastalığı nedeniyle görmesini kaybeden ve göz içi enjeksiyon tedavisinden artık fayda görmeyeceği düşünülen hastalar üzerinde de çalışmalar devam etmektedir. Bu hastalar için teleskopik gözlükler ve retinal protezler yapılan uygulamalar arasındadır. Konuyla ilgili gerek ilaç alternatifleri gerekse gen tedavileri üzerinde çalışmalar yoğun şekilde sürdürülmektedir. Konu ile ilgili önümüzdeki süreçte önemli adımlar atılmasını ümit ediyoruz. Bu açıdan bakıldığında hastanın hastalığının farkında olması sabırlı davranması ve doktor kontrollerini aksatmaması oldukça önem arz etmektedir.

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.


www.doktortakvimi.com © 2025 - Doktor bul ve randevu al

Bu web sitesi çerezleri kullanıyor.
Tarayıcınızda çerezlerle ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.