SİSTEMİK AİLE TERAPİSİ
“Sistemik Aile Terapisi” aile terapileri, birçok farklı yönelim ile günümüzde uygulanmakta olan bir psikolojik destek ekolüdür. Bu ekolü incelerken “Sistem size neyi çağrıştırıyor?”, “Sistem ne demektir?” soruları ve sistem kavramı, bu ekolü anlamamız için gereken ilk kelimedir. Çünkü bu ekolü anlamak ve diğer bütün kavramları konuşabilmek için bir altyapıya sahip olmamız gerekmektedir. Sistem bazılarının aklında “dinamik” kavramını çağrıştırırken, farklı bir arkadaşımızda “çark” kelimesini çağrıştırıyor olabilir. Bana göre de sistem kavramını güzel özetleyen kavramlardan bir tanesi çarktır ve birey, o dönen çarklardan sadece biridir. Bu kavram, uzmanların özellikle ilgisini çekebilir; çünkü psikolojik danışma seanslarında danışanlarla, içinde oldukları sistemleri ve dinamikleri inceliyoruz. Sistemik yönelimin bize anlattığı en temel şey, insanın bireysel bir varlık olduğunu kabul ederken sosyal bir hayatı olduğunu ve içinde olduğu sisteme göre davrandığı noktasıdır. Yani hem sistemi etkiliyor hem de sistemden etkileniyor. Ben bu örneği verdim; çünkü seanslarda sistem ve dinamik kavramlarını daha bireysel kullanıyoruz. İnsanın kendi iç sistemi ve dinamiği olarak ele alıyoruz. Fakat sistem, sosyal bir kavram olarak ele alınsa bile içinde olduğumuz sistemi değiştirebilmek ya da revize edebilmek için de bireyin kendi sistemini ele almak gerekiyor.
Carl Rogers’ın bir sözü var: “Kendimi olduğum gibi kabul ettiğim zaman değişebileceğim tuhaf bir paradokstur.” Aslında bu sözü şu şekilde de okuyabiliriz: Kabul edip değiştiğim zaman benim içinde olduğum sistem de benimle birlikte bir değişim gösterecek ve bu oldukça tuhaf bir paradokstur. Bireyselliğin içinde sistem ve sistemin içinde birey vardır. Tam olarak bu ikileme girdiğimizde ise “Bireysel dinamiklere karşı sistem dinamikleri” konusunu ele almaya ve tartışmaya başlayabiliriz. Sistem dinamiklerini düşündüğümüzde aklımıza genel örnekler olarak:
- iş yeri sistemi,
- arkadaşlık sistemi,
- aile sistemi,
- çift sistemi ve
- birey sistemi örnek verilebilir.
Tabii, her genel sistemin içinde o sistemi oluşturan alt sistemler de mevcuttur. Örneğin: kardeşlik sistemi, ebeveyn sistemi vb. Bütün bu kavramlara dışarıdan baktığımızda, iç içe geçmiş çarklar bütünü olarak görebiliriz ve bu çarkların birlikte çalışması ise bir bütünü ve ahengi oluşturmaktadır. Çarklardan birinde problem olduğunda, dışarıdan bütün olarak gördüğümüz sistemde aksamalar meydana geliyor. Danışanlar ise tam olarak o aksamalar nedeniyle seanslara başvuruyorlar.
Birçok ekol, tedavinin müdahale evresinde daha çok verim alabilmek amacıyla sosyal destek ağlarından yararlanır. Bazı noktalarda terapiye yakın arkadaş, eş, anne, baba vb. danışanın güvendiği kişiler sürece destek amacıyla dâhil edilebilir. Yani terapiye danışanın sistemini dâhil eder ve verim oranını artırır. Aslında birey merkezli terapi (BDT, psikanalitik yaklaşım, gelişimsel vb.) ekolleri de her ne kadar birey merkezli olsa da bu noktada sistemin ne kadar önemli olduğunu kabul etmektedir. Aksi takdirde terapilerde sosyal sistemlerden faydalanılmazdı.
Aile sistemi ise parçaların toplamından daha fazlası olan bir bütündür. Aile sistemi çalışırken sadece kök aile sistemi ele alınmaz. Bunun sebebi ise sadece kök aile ile sınırlı kalırsa birey merkezli terapilerden çok da bir farkı kalmayacaktır. Çünkü aileyi oluşturan fertlerinin de her birinin kendi kök aileleri vardır ve o sistemden gelerek kendi sistemlerini yaratmışlardır. Bu şekilde en az üç kuşak sisteminin incelenmesi daha sağlıklıdır. Birey bir nehirken sistem ise bu nehirlerin akarak birleştiği bir okyanus gibidir. Nehirden okyanusa açılmak ise iyi bir deneyim ve cesaret ister. Çünkü okyanusa dökülen bir sürü deniz ve bunlara bağlı nehirler vardır. Aile sistemi ise kendi içinde anne-baba-çocuk üçgeninden oluşabilir; fakat bu sistemlere girenler ve çıkanlar da mevcuttur. Aile sistemine giren her girdi ve çıktı, bu sistemin dengesini etkiler. Aile ise yeni değişimlere uyum sağlayarak dengeyi oluşturmaya çalışır. Örneğin, arkadaşlarımızın bizi etkilediğini çoğu çocuk ergenlik yıllarında duymuştur. Bu etkilenme durumu içinde ailede huzursuzluk ortaya çıkabilir. Bazı durumlarda ise tam tersi de meydana gelebiliyor. Aile içinde yaşanan huzursuzluk dışarıda akademik performansa, sosyal ilişkilere yansıyabiliyor. Tabii ki bu noktada sistemin bir getirisi olan üçlemeler, yani sistem üyelerinin birbirleri içinde kurdukları koalisyonlar da meydana gelebilmektedir. Bu üçlemeler ise genellikle bir günah keçisi ile sonuçlanıyor. Yani bir suçlu bulunur ve genellikle o kişiyi düzeltmeye çalışır aileler. Fakat sorun bir kişide değil, sistemin kendisindedir. Bu sorunların tespiti ve çözümü için ise psikolojik destek süreçlerinden geçmeniz, aile sağlığınız açısından faydalı olacaktır.
Klinik Psk. / Uzm. Psk. Dan.
Zeynep MERTOĞLU


