Takıntı Hastalığı

Yazar Mehmet KaradağÇocuk Psikiyatristi • 30 Nisan 2021 • Yorumlar:

Takıntı hastalığı(Obsesif Kompulsif Bozukluk[OKB]) gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda hayat kalitesini etkileyen önemli bir bozukluktur. Bu hastalıktan muzdarip olanlar hayatlarındaki tekrarlardan, takıntılardan, ritüellerden o kadar bıkmışlardır ki, ileri aşamalarında öleyim de kurtulayım aşamasına bile gelebilirler. Toplumdaki görülme yüzdesi %1-2 civarındadır. Erkeklerde ve kadınlara görülme oranları yaklaşık olarak aynıdır. Çocuk yaş grubunda erkeklerde daha sık görülür. Başlama yaşı olarak 2 dönemde pik görülür; çocukluk çağı(10-11 yaş) ergenlik sonu-genç erişkinlik dönemi(19-23 yaş). Başlangıcı sinsi olan OKB’nin tanı konulup tedavi edilmesi uzun zaman almaktadır. Bu uzun tanı süresinin nedenleri arasında, cinsel takıntıların utanılarak söylenmemesi, temizlik takıntılarının toplum tarafından onaylanarak normalize edilmesi sayılabilir.

Obsesyonlar(takıntılar) tekrarlayıcı, rahatsız edici, mantık dışı olduğu kabul edildiği halde uzaklaştırma çabalarının başarısız kaldığı düşünce, dürtü ve düşlemlerdir. Kompulsiyonlar ise obsesyonlara tepki ve obsesyondan doğan kaygıyı azaltmak için ortaya çıkan ya da katı kurallara göre uygulanma zorunluluğu hissedilen tekrarlayıcı davranışlar ve zihinsel eylemlerdir. Halk arasında obsesyonlar “evham, vesvese, saplantı”, kompulsiyonlar “ zorlantı” adı ile bilinir. Obsesyonlar kendini genelde 3 şekilde gösterirler: 1) Zihninizden geçen kelimeler, kuşku da içerirler, örneğin: “Kapıyı kilitledim mi? Ya yaptığım yanlışsa? 2) Zihinsel görüntüler, zihninizde aniden beliren bir resim gibi 3) Dürtüler ya da bir şeyi yapmak için ani şiddetli bir arzu. Takıntılar bir anda zihninize davetsiz olarak girerler ve istenmezler, sıkıntı vericidirler. Bir kez akla geldi mi dikkatinizi ele geçirir ve başka bir şey düşünmek gerçekten çok zordur. Takıntılar genelde kişiliğinize, ahlaki değerlerinize, ideallerinize ve hedeflerinize uygun olmayan içerikte fikirler barındırma eğilimindedirler. Temaları farklıdır. Şiddet ya da zarar verme temalılar: Sevdiği bir kişiye şiddetli zarar verme arzusu (sevdiği bir kişiyi köprüden atma arzusu), sevdiği bir kişiye dehşet verici şeyler yaptığına dair zihinsel görüntüler (bebeğini balkondan fırlatmak, eşini bıçaklamak), yanlışlıkla birine zarar verip vermediğine dair kuşkular (geri geri giderken birini ezdim ve fark etmedim). Cinsel temalı takıntılar: normalde iğrenç bulduğunuz bir cinsel eylem gerçekleştirdiğinize dair düşünce ve zihinsel görüntüler ya da bu düşünceyi uygulama arzusu( bir çocuğa cinsel içerikli dokunduğunuza dair zihinsel görüntüler.) cinselliğiniz hakkında kuşkular, sapık ya da çocuk tacizcisi olup olmadığınız ile ilgili kuşkular (Çocuğa sarıldığımda tahrik oldum mu acaba? Soyunma odasında erkeklere bakınca etkilendim mi?). Dinsel içerikli takıntılar: Günahkar bir eylemde bulunduğuna dair veya Tanrının gücüne gidecek düşünceler, zihinsel görüntüler (dine uygun olmayan görüntüler, cehennem mahkumu), dürtüler (namazda akla küfür gelmesi, Tanrıya beddua etme isteği) genel kuşkular( Acaba günah işleyip tövbe etmeyi unuttum mu? Benim davranışlarım yüzümden Tanrı sevdiklerime ceza verir mi?

Yukarıda belirttiğim takıntılar insanın kafasını çok meşgul eder, sıkıntısını ve kaygı düzeyini arttırır. Bu sıkıntıyı azaltmak için yapılan hareketlere de kompulsiyon(zorlantı) adı verilir. Kompulsiyonların sağladığı kısa süreli rahatlamalar kişide bu takıntıların geçmesinin bir yolu olarak görülür ve sıkça tekrarlanır. Kısa süreli bu rahatlamanın ardından yine bu düşünce ve dürtüler gelir. Kısır döngü devam eder... Kompulsiyonlara bir kaç örnek vermek istiyorum. İyi ya da güvenli bir düşünceyi akla getirmek suretiyle “kötü” düşünceyi etkisizleştirme ya da nötrleştirme. Düşüncenin neden olabileceği zararı önlemek için bazı ritüeller gerçekleştirmek( elleri yıkama, “şanslı” ya da “kutsal” rakama kadar sayı sayma, yolda yürürken çizgilere basmama). Her hangi bir zarar neden olup olmadığını, günahkar olup olmadığını tekrar tekrar sorgulama. Cinsel obsesyonları olan kişiler sürekli gazete ve televizyon haberlerini tararlar, “acaba ben bir şey yaptım mı?” diye.

Takıntı hastalığının tedavisinde ilk aşamada bireysel psikoterapi uygulanmaktadır. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi, transkraniyal manyetik stimulasyon ve cerrahi girişimler denenmektedir. Siz de ya da bir yakınınızda benzer belirtiler varsa ve bu durum sizin sosyal, iş ve bireysel performansınızı etkiliyorsa en kısa zamanda bir uzmana başvurunuz. Unutmayın derdini söylemeyen, derman bulamaz!

Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yazar

Mehmet Karadağ Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Doç. Dr.

Randevu al Profili görüntüleyin

Yorumlar: (0)