UYUM BOZUKLUĞU

Yazar Zeynep PınarPsikiyatrist • 1 Mart 2016 • Yorumlar:

İnsanların çeşitli “uyum” sıkıntısı çektiği dönemler vardır. Ergenlik, menopoz, andropoz 

gibi yaşamsal krizler, okula, üniversiteye, işe başlama, evlenme, doğum, çocuk, şehir 

değiştirme, taşınma gibi sosyal krizler kaygı seviyemizi yükseltirler. Tatile çıkmak bile 

strestir bazen. Yaşamsal krizlerde; kendi iç çatışmalarımız, sosyal krizlerde ise 

karşımızdaki kişilerle “güç çatışmalarımız” çekirdek ve geniş ailemizde “rol 

çatışmalarımız” la uğraşır dururuz.

Ergenlikte hızla büyüyen bedenimiz, baş edemediğimiz duygularımızla uğraşırız. Rol 

çatışmalarında birinin çocuğu, birinin öğrencisi, birinin eşi, birinin gelini, damadı, 

görümcesi veya çalışanı olmak çatışma alanlarının artması demektir. En güzel rolümüz 

yine de birilerinin evladı ve öğrencisi olmak, değil mi? Birde kayıplarımız için tuttuğumuz 

“YAS” lar… yas sadece ölenin ardından tutulmaz. Geçip giden gençliğine bazen, kıymeti 

bilinmemiş üniversitenin veya kaybedilmiş sevgilinin ardından olabileceği gibi, başınıza 

gelen TRAVMALAR sonucu dünyaya ve insanlara GÜVEN kaybı da bazen sonsuz mutluluğu 

davet eder.

Mutluluğumuzu; hiçbir kişinin bize davranışına ve başımıza gelen olaylara feda 

etmeyelim. Yalnız yaratan bize yaratmaya layık bulup bize ruh üflediği için kendimizi 

sevme  ve onaylama işini kimseye bırakmayalım. Öz değerimizi yüksek tutup, bize 

yakışanı yapalım, başkalarının kışkırtmasına ve oyununa gelmeden…

Yaşamdan örnek:

Bazı insanlar o kadar  bencil ki sadece karşısındaki ona uyum sağlasın istiyor. Bunun 

dayanılmaz ağırlığını ilk annemde yaşadım. Hayatta o ne derse o olsun istiyordu. Cennet 

onun ayakları altında olduğunu sık sık hatırlatıyor. Genlerini bile başına vuruyordu. Baba 

soyağacında çok fazla üniversite okuyabilen yoktu. Onun köyden çıkan tüm sülalesi 

okumuştu.(hakikaten kafası çalışan insanlar)

Sonra eşim, yemeğe ne kadar yağ konulacak, bulaşık makinasına tabak nasıl dizilecek, 

telefonumun prizini nereye takmalıyım, benim kazandığım parayı bile nasıl harcayacağını, 

ben ne zaman su içmeliyim? Her şeye ama her şeye o karar vermek istiyordu. Geleneksel 

biçimde evlenmiş ve “geçim ehli” biri olarak uyum sağlamaya çalışıyor. Ufak şeyler için 

“edepsizlik” yapmıyor. Büyük ve aptalca kusurlarına “hayır” diyor sonsuz inatlaşması ile 

karşılaşıyordum.

Bu kadar sabrımın sonu nemi oldu? İkimizin iki güzel çocuğunda  inatçılık, bencillik, 

sorumluluk almama o kadar yüksek boyuttaki ölümüne… belim çalışmaktan ikiye 

büküldü, sabır etmekten boğazım düğüm düğüm, nefesimde daralma, gözümde yaş eksik 

değil ve hala herkes benden emek, hizmet, para, sevgi, sabır, saygı istiyor…

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)