ZAYIF OLMAK MI FİT OLMAK MI ?

Yazar Sevi ÖnolDiyetisyen • 21 Aralık 2017 • Yorumlar:

Formda olmak pek çok kişi için farklı anlamlara geliyor olabilir. Bazılarımız formda olmayı düzenli fiziksel aktivite ile ilişkilendirirken bazılarımız da kaslı ve düşük yağlı bir vücut yapısı olarak tanımlamaktadır.

Yaşınıza göre daha az aktifseniz, kas oranınız azalırken yağ oranınız artar. Vücut yağındaki fazladan bir artış, bazı sağlık problemlerinin görülme riskini artırır. Bu durumu doğru besin tercihleri ve kişiye özel planlanmış beslenme programına ılımlı fiziksel aktivitenin entegrasyonu ile önlemek mümkündür. Tüm bunların sonucunda kas gücü ve dayanıklılıkta artış beklenir.

Kısacası “FORMDA OLMAK” terimi kişiye göre değişmektedir. Ve bu, kişilerde optimal ağırlık ve iyi olma duygusudur. Aslında sağlıklı olmak ile oldukça yakındır. Sağlıklı olmak sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.

Formda Olduğunuzda;

  • Hayata pozitif bir açıdan bakarsınız

  • Yaşam kalitenizi artırırsınız

  • Kalp hastalıkları, kanser, diyabet, tansiyon gibi pek çok hastalığa karşı düşük risk taşırsınız

  • Fiziksel olarak güçlü ve dayanıklı olursunuz

FORMDA OLMANIN yaşı yoktur. Her yaş aralığında düzenli fiziksel aktivite ile birlikte yeterli ve dengeli beslenme formda kalmaya yardımcı olacak anahtar – kilit ilişkisini oluşturmaktadır. Bunun için en başta kötü beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve bunun sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir. Aksi taktirde düzensiz beslenme kilo alıp vermeye ve bunun bir döngü haline dönüşmesine neden olacaktır.

Peki SAĞLIKLI BESLENME nedir? Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir. Vücudumuzu oluşturan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız. Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.

Dengeli beslenmek için bazı alışkanlıklarımızı düzeltmek bile çok büyük farklar yaratabilir;

  • Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin. Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin.

  • Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.

  • Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin.

  • Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.

  • Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.

  • Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.

  • Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.

  • Öğünlerinizi önceden belirleyiniz .Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü boş bırakın.

  • Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)