Bipolar Bozukluk

Yazar Barış EkmenPsikiyatrist • 9 Mart 2022 • Yorumlar:

Bipolar bozukluk; çok eski çağlardan beri bilinen bir hastalık olmakla beraber bildiğimiz anlamda tanımlanması 20. yüzyılın başlarına denk gelmektedir.

Bipolar bozukluk, bir düzen içinde olmaksızın tekrarlayan, depresif ya da manik dönemlerle ve dönem aralarında zaman zaman kişide eşik altı hastalık belirtilerinin görülebildiği, bazen de hiçbir belirtinin görülmediği "sağlıklı" dönemlerin olduğu kronik seyirli bir duygudurum bozukluğudur. Yaşam boyu yaygınlığı %1-3 dolaylarındadır.

Hastalığın nedenleri hakkında henüz kesinlik kazanmış bilgilere sahip olamasak da prefrontal korteks işlev bozukluğu, amigdala genişlemesi gibi beyin yapı ve işlev değişiklikleri, beyindeki dopamin, noradrenalin, serotonin gibi kimyasal maddelerin miktarındaki artış veya azalış, genetik faktörler (bipolar bozukluğu olanların birinci derece yakınlarında hastalığın görülme olasılığının genel toplumdan yaklaşık 7 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir.) şu ana kadar bildiğimiz olası sebeplerdir.

Bipolar bozukluğun genel olarak iki atak tipinden bahsedilebilir: manik (hareketli) ve depresif (çökkün)

Mani; sürekli olarak kabarmış (fazla neşeli), taşkın veya çabuk sinirlenen (irritabl), olağandışı bir duygudurumun ve amaca yönelik etkinlikte ve içsel güçte, olağandışı ve sürekli bir artışın olduğu bir dönemin en az bir hafta günün büyük bölümünde bulunması ile tanımlanabilir. Kişide dikkat çekici bir şekilde normalin üstünde bir neşe hali olabilir ve normalde bilgisi olmayan işlere girmeye dair özgüvenli ve motivedir. Kişinin abartılı duygudurumu çevresinin de dikkatini çekmektedir.

Kişinin bu dönemde benlik saygısında abartılı bir artış ya da büyüklük düşünceleri olabilir (önemli bir kişi olduğunu, kendisine önemli bir görev verildiğini düşünebilir), uyku ihtiyacı azalabilir ve kişi çok az uyuyarak kendini dinç hissedebilir, kişinin düşünceleri sanki birbiriyle yarışıyor gibi gelebilir, fikir uçuşmaları yaşayabilir, ve her zamankinden daha konuşkan olabilir. Dikkati dağınık olabilir ve aktivitelerinde (işte, okulda, toplumsal ya da cinsel bağlamda) artış olabilir ve aşırı para harcama, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma ya da gereksiz iş yatırımları yapma gibi kötü sonuçlar doğurabilecek etkinliklere aşırı katılabilir.

Depresyonda ise en az iki hafta süren çökkün duygudurum, enerji azlığı, eskiden keyif alınan etkinliklerden artık keyif alamama, yorgunluk, isteksizlik, uyku ve iştah bozuklukları, karamsarlık, değersizlik, suçluluk ve intihar düşünceleri gibi belirtiler görülebilir. 

Bunun yanında bipolar bozukluklu hastaların depresif dönemlerinde tek uçlu depresyona kıyasla; daha erken başlangıç yaşı, daha fazla psikotik belirtiler ve intihar girişimi, belirgin psikomotor retardasyon (hareketsizlik) olduğu gözlemlenmiştir.

Bipolar bozukluğun tedavisinde lityum, valproik asit gibi duygudurum dengeleyiciler kan düzeylerine bakılarak hem atak dönemlerinde, hem de sürdürüm döneminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Antipsikotik ilaçlar da hastanın yatışmasını, psikotik belirtilerinin kontrolünü sağlamak amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır. Benzodiazepinler de sakinleştirici etkileri nedeniyle atak dönemlerinde ilk başvurulan ilaçlardandır.

Hastanın kendisine veya çevresine zarar verme riski bulunuyorsa yatarak tedavi gerektiği akılda tutulmalıdır.

Atak dönemleri dışında da hastalığın tekrarlayıcı doğası nedeniyle ilaç kullanımına ve kontrollere devam ederek hastanın; hastalık öncesi günlük yaşama dönmesi olabildiğince planlanmalıdır.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)