Makaleler 17/11/2025

Çalışan Kadınlarda Özsaygı ve Kendine Güven

Psk. | Bilim Uzmanı Meliha Karayay Psikoloji
Psk. | Bilim Uzmanı Meliha Karayay
Psikoloji

Modern çalışma hayatında kadın olmak, çoğu zaman bir denge sanatı gibidir: işte başarılı olma baskısı, evdeki sorumluluklar, toplumun beklentileri ve içsel eleştiriler… Tüm bunların ortasında özsaygı ve kendine güvenin korunması, bazen sessiz bir mücadeleye dönüşebilir.

Özsaygı, kişinin kendisine duyduğu saygı ve değer algısıdır. Kendine güven ise yeteneklerine ve kararlarına duyduğu inançtır. Psikolojik araştırmalar, özellikle çalışan kadınların bu iki alanda dalgalanmalar yaşama olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor. Sürekli “Yeterince iyi miyim?” sorusu zamanla içsel bir baskıya dönüşebilir. Bu baskı, hem ruhsal hem de fiziksel tükenmişliğe zemin hazırlar.

Günümüz iş yaşamında kadınlar, hem profesyonel rollerinde yüksek performans göstermeye hem de toplumsal ve ailevi sorumluluklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bu çoklu roller zamanla bireyin özsaygı ve kendine güven düzeylerinde dalgalanmalara neden olabiliyor. Psikoloji literatüründe özsaygı, bireyin kendini değerli, yeterli ve sevilebilir olarak algılaması; kendine güven ise bireyin kendi yeteneklerine, kararlarına ve yargılarına duyduğu inanç olarak tanımlanır.

Birçok kadın, başarılarını küçümseme veya kendi katkısını görmezden gelme eğilimindedir. Oysa özgüven yalnızca başarmaktan değil, hata yaptığında da kendine anlayış gösterebilmekten geçer. Gerçek özsaygı, kusurlarına rağmen kendini kabul edebilme cesaretidir.

Belki siz de bir sunumdan sonra “daha iyi olmalıydı” diye düşünüyorsunuz. Ya da terfi alamadığınızda “demek ki yeterince iyi değilim” diye içten içe kendinizi suçluyorsunuz. Bu içsel konuşmalar, farkında olmadan özsaygınızı zedeler.

Yapılan araştırmalar, düşük özsaygı düzeyinin depresyon, anksiyete ve tükenmişlik sendromu gibi durumlarla güçlü bir korelasyon gösterdiğini ortaya koymaktadır (Orth & Robins, 2014; Schmitt & Allik, 2005). Özellikle çalışan kadınlar arasında mükemmeliyetçilik eğilimleri ve toplumsal cinsiyet rolleri, bu duygusal dengesizliklerin önemli belirleyicilerindendir.

Kadınların iş ortamlarında sıklıkla karşılaştığı örtük önyargılar, cam tavan etkisi ve sürekli “daha fazlasını başarma” baskısı, özsaygı üzerinde yıpratıcı bir etki yaratabilir. Kendine güvenin azalması; karar verme süreçlerinde kararsızlık, performans kaygısı ve kişilerarası ilişkilerde çekingenlik olarak kendini gösterebilir. Bununla birlikte, sağlıklı bir özsaygı düzeyi, psikolojik dayanıklılığın — yani stres karşısında toparlanabilme kapasitesinin — en güçlü yordayıcılarından biridir (Rosenberg, 1965; Neff, 2003).

Özsaygı doğuştan sabit değildir; geliştirilebilir bir beceridir. Terapi, bu beceriyi güçlendirmede en etkili yollardan biridir. Bir terapistle çalışmak, kadınların kendilerini tanımalarına, sınırlarını belirlemelerine ve dış onay ihtiyacını azaltmalarına yardımcı olur. Terapide, geçmişten gelen “mükemmel olmalıyım” inancı sorgulanır; yerine “ben yeterliyim” duygusu kök salmaya başlar.

Birçok çalışan kadın için terapi, sadece duygusal bir destek değil; aynı zamanda bir kendini yeniden inşa sürecidir. Bu süreçte kişi, başarıya giden yolun sürekli güçlü görünmekten değil, gerektiğinde durup kendini dinleyebilmekten geçtiğini fark eder.

Bilimsel bulgular, psikoterapinin özsaygı ve özgüveni güçlendirmede etkili bir müdahale yöntemi olduğunu göstermektedir. Özellikle bilişsel-davranışçı terapiler (BDT) ve şema terapisi gibi kanıta dayalı yaklaşımlar, bireyin kendine ilişkin olumsuz inançlarını tanımasına ve bu inançları yeniden yapılandırmasına yardımcı olur. Bu süreçte kadınlar, başarılarını küçümsemeden kabul etmeyi, sınır koymayı ve içsel eleştiriyle daha sağlıklı bir biçimde başa çıkmayı öğrenirler.

Klinik gözlemler, çalışan kadınların terapi sürecinde sıklıkla “kendine yetme zorunluluğu” inancını fark ettiklerinde içsel bir rahatlama yaşadıklarını göstermektedir. Terapi, güçlü görünme baskısını azaltırken, bireyin kendi değerini dışsal onaydan bağımsız biçimde yeniden tanımlamasına olanak tanır.

Eğer siz de zaman zaman “Başarılıyım ama kendimi yeterli hissetmiyorum” düşüncesini yaşıyorsanız, bu farkındalık değişim için ilk adımdır. Profesyonel psikolojik destek almak, yalnızca kriz dönemlerinde değil; özsaygı ve özgüveni sürdürülebilir biçimde güçlendirmek için de etkili bir yoldur.

Unutmayın, özsaygı doğuştan gelen bir özellik değil; yaşam boyu geliştirilebilen dinamik bir beceridir. Kendinize yatırım yapmak, hem kariyerinizde hem de kişisel yaşamınızda daha dengeli, kararlı ve huzurlu bir varoluşun temelidir.

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.


www.doktortakvimi.com © 2025 - Doktor bul ve randevu al

Bu web sitesi çerezleri kullanıyor.
Tarayıcınızda çerezlerle ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.