Sınav kaygısı çoğu zaman sınav salonunda başlamaz. Günler öncesinden kendini gösterir: Dersin başına oturamamak, sürekli program değiştirip hiçbirine bağlı kalamamak, deneme çözmekten kaçınmak ya da çalışılan konuların yetmediğini düşünmek… Burada asıl yük, yalnızca sorular değildir. Sınava yüklenen anlamdır.
Bir öğrenci için düşük puan; başarısızlık, ailesini üzmek, arkadaşlarının gerisinde kalmak ya da geleceğini kaybetmek anlamına gelebilir. Böyle düşünüldüğünde sınav, bilgiyi ölçen bir uygulama olmaktan çıkar; kişinin bütün hayatı hakkında karar verecek bir dönüm noktası gibi algılanır. Kaygının yükselmesi de çoğu zaman bu noktada başlar. Yoğun gerilim sırasında dikkat ikiye bölünür. Bir kısmı soruya yönelirken diğer kısmı sürekli sonucu düşünür:
“Ya süre yetmezse?”
“Bu soruyu yapamıyorsam diğerlerini de yapamam.”
“Kesin herkes benden daha hızlı ilerliyor.”
Zihin bu düşüncelerle meşgul olduğunda, daha önce öğrenilmiş bilgiyi hatırlamak zorlaşabilir. Öğrenci bir soruyu okuyup anlamadığını, en basit işlemi bile yapamadığını veya bildiklerinin bir anda silindiğini hissedebilir. Bu durum çoğu zaman bilgi eksikliğinden çok, dikkatin kaygı tarafından işgal edilmesiyle ilgilidir.
Sınav dönemlerinde çalışma süresi kolayca başarı ölçüsüne dönüşebilir. Uzun saatler masa başında kalmak, verimli çalışıldığı anlamına gelmez. Sürekli konu okuyup soru çözmemek, yalnızca kolay bölümlere yönelmek veya sık sık kaynak değiştirmek kişiye çalışıyormuş hissi verebilir. Ancak gerçek sınav koşullarıyla karşılaşılmadığında belirsizlik devam eder.
Hazırlığın daha sağlam hâle gelmesi için çalışmanın düzenli, ölçülebilir ve tekrar içeren bir yapıda olması gerekir. Deneme sınavları yalnızca puanı görmek için değil; süre kullanımı, dikkat kaybı ve zor sorular karşısındaki davranışları fark etmek için de önemlidir.
Bazı öğrenciler için iyi bir sonuç yeterli değildir; hata yapmamak gerekir. Bir sorunun yanlış çıkması, bütün çalışmanın boşa gittiği şeklinde yorumlanabilir. Bu düşünce biçimi kişiyi daha fazla çalışmaya yöneltiyor gibi görünse de çoğu zaman yorulmaya, ertelemeye ve kendine karşı sertleşmeye neden olur. Çünkü ulaşılması gereken hedef başarı değil, kusursuzluktur.
Oysa sınav performansı sabit değildir. Uyku, dikkat, soruların dağılımı, zaman yönetimi ve o günkü fiziksel durum sonucu etkileyebilir. Tek bir sınavdan hareketle kişinin kapasitesi hakkında kesin bir hüküm vermek mümkün değildir.
Belirsiz ve ağır hedefler yerine, gün içinde tamamlanabilecek küçük görevler belirlemek daha işlevseldir. “Bugün çok çalışacağım” düşüncesi yerine hangi konunun, kaç soru ile ve ne kadar sürede ele alınacağı netleştirilebilir.
Uyku süresini azaltmak, öğün atlamak ve aşırı kafein tüketmek kısa süreli bir enerji sağlasa da dikkati ve hatırlamayı olumsuz etkileyebilir. Özellikle sınava yakın günlerde düzeni tamamen değiştirmek yerine alışılmış tempoyu korumak daha uygundur.
Sınav sırasında bir soruda takılı kalmak, bütün sınavın kötü gittiği anlamına gelmez. Soruyu işaretleyip ilerlemek, dikkatin tek bir noktada kilitlenmesini önleyebilir. Kısa süreli durup çevredeki ayrıntılara ve nefese yönelmek de zihnin yeniden soruya dönmesini kolaylaştırabilir.
Sınav kaygısı yalnızca puanla ilgili bir mesele değildir. Öğrencinin kendisi hakkında ne düşündüğü, çevresinden nasıl bir beklenti hissettiği ve hata yapmaya ne kadar izin verdiğiyle de bağlantılıdır.
Kaygı ders çalışmayı sürekli engelliyor, sınavlardan kaçınmaya yol açıyor veya günlük yaşamı belirgin biçimde bozuyorsa bu durumun daha yakından ele alınması gerekir.
Bir sınav önemli sonuçlar doğurabilir. Ancak bir insanın bütün yeteneklerini, çabasını ve gelecekteki imkânlarını tek başına açıklayamaz.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.