Makaleler 20/01/2026

Cerrahi Müdahale Ne Zaman Gerekli? - Op. Dr. Sabahattin Destek

Sabahattin Destek Genel Cerrahi
Sabahattin Destek
Genel Cerrahi

PROF. DR. SABAHATTİN DESTEK GENEL CERRAHİ UZMANI

HER 3 KİŞİDEN 1’İ OBEZ

Cerrahi Müdahale Ne Zaman Gerekli?

“Kilo problemi” olarak hafife alınan obezite, aslında tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalıktır. Tıp dergisi Lancet’te yayımlanan araştırmaya göre dünyada bir milyardan fazla kişi obez durumundadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2022 verilerine göre Türkiye Avrupa’da obezite de ilk sıradadır. Türkiye Obezite Araştırma Derneği ülkemizde her 3 kişiden 1’inin obez olduğu açıkladı. Tüm dünyada obezite oranları arttığı için buna bağlı olarak obeziteyle ilişkili hastalıklar da artmaktadır. Obezite, diyabet, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanser türleri ve kas-iskelet sistemi hastalıkları gibi birçok sağlık sorununa zemin hazırlar. Obezitenin önlenmesi artık toplumsal bir sorumluluktur.

OBEZİTE NEDİR?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), obeziteyi “vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikimi” olarak tanımlar. Bu normal kilonun %20’den fazlası demektir. DSÖ, obeziteyi en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul etmektedir. Obezitenin tanısında en yaygın kullanılan ölçüt ise, Vücut Kitle İndeksi (VKİ)’dir. VKİ, kişinin kilogram cinsinden ağırlığının, boyunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle elde edilir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kişinin vücut kitle indeksi 18,5-24,9 arasında ise normal kiloda, 25-29,9 ise fazla kiloda, 30-34,9 arasında ise 1. derece obez, 35-39,9 arasında ise 2. derece obez ve 40’ın üzerinde ise 3. derece (morbid) obez olarak tanımlanır. VKİ’nin yanı sıra bel çevresi, bel-kalça oranı ve vücut yağ yüzdesi de kullanılan diğer ölçütlerdir.

OBEZİTENİN NEDENLERİ NELERDİR?

Obezite, genetik, çevresel, psikolojik ve hormonal birçok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan kompleks bir hastalıktır. Başlıca nedenler ise şunlardır:

  • Aşırı ve dengesiz beslenme,
  • Fiziksel aktivite yetersizliği,
  • Genetik yatkınlık,
  • Psikolojik etmenler (stres, depresyon, duygusal yeme vb.),
  • Hormonal hastalıklar (ör. hipotiroidi, Cushing sendromu),
  • Bazı ilaçlar (antidepresanlar, kortikosteroidler)

OBEZİTEDE UYGULANAN CERRAHİ VE MEDİKAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Obezite tedavisinde hedef yalnızca kilo kaybı değil, aynı zamanda yaşam kalitesinin artırılması, obeziteye bağlı hastalıkların önlenmesi ve uzun vadede sürdürülebilir bir yaşam tarzının benimsenmesidir. Tedavi seçenekleri şu başlıklar altında incelenebilir:

  1. Yaşam Tarzı Değişiklikleri
    Obezite tedavisinin temel taşı yaşam tarzı değişiklikleridir.
  • Beslenme düzenlemesi: Kalori alımının azaltılması, liften zengin ve dengeli bir diyet uygulanması önerilir.
  • Fiziksel aktivite: Haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapılması gereklidir.
  • Davranışsal terapi: Yeme alışkanlıklarını düzenlemek ve sürdürülebilir kılmak için psikolojik destek verilir.
  1. Farmakolojik Tedavi
    Bazı durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri yetersiz kalabilir. VKİ’si ≥30 olan veya VKİ’si ≥27 olup obeziteye bağlı ek hastalığı bulunan bireylerde ilaç tedavisi düşünülebilir. İlaç tedavisi, mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır.

  2. Cerrahi Tedavi (Bariatrik Cerrahi)
    Cerrahi müdahale, genellikle ciddi obezite vakalarında veya diğer tedavi yöntemlerine yanıt alınamayan durumlarda uygulanır. Vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan ya da 35’in üzerinde olup obeziteye bağlı kontrol edilemeyen hipertansiyon, tip 2 diyabet, solunum ve hareket problemleri gibi ciddi sağlık sorunları yaşayan bireyler de cerrahi için adaydır. Vücut kitle indeksi 35’in altında ise kilo vermek için 6-12 aylık mide balon tedavisi yapılabilir. Cerrahi tedaviler hem kilo kaybını hızlandırmakta hem de tip 2 diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıklarda gerileme sağlamaktadır.

  3. Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide Ameliyatı)
    Midenin yaklaşık %80’i alınarak tüp şeklinde daraltılır. Hem mide hacmi küçüllür hem de açlık hormonu olan grelin salgısı azalır. Günümüzde en sık uygulanan yöntemlerden biridir…

  4. Gastrik Bypass (Roux-en-Y Gastrik Bypass)
    Bu yöntemde mide, yiyecek alımını sınırlamak amacıyla küçük bir kese (poş) haline getirilir. Ardından, ince bağırsağın bir bölümü devre dışı bırakılarak, bu küçük mide kesesi doğrudan daha ilerideki bağırsak kısmına bağlanır. Böylece hem daha az yemek yenir hem de alınan besinlerin bir kısmı emilmeden atılır. Mini gastrik bypass ise bu işlemi daha basit şekilde, tek bağlantı (anastomoz) ile gerçekleştirir ve klasik yönteme göre ameliyat süresi daha kısadır.

  5. Duodenal Switch
    Bu yöntemde hem mide küçültülür hem de ince bağırsağın büyük bir bölümü devre dışı bırakılır. Bu sayede hem yeme kapasitesi azalır hem de besinlerin emilimi sınırlanır. Duodenal switch, en fazla kilo kaybı sağlayan cerrahi yöntemlerden biridir; ancak bu güçlü etki, ciddi vitamin ve mineral eksiklikleri gibi riskleri de beraberinde getirebilir. Bazı hastalarda zamanla bu ameliyatın geri alınması (revizyon cerrahisi) gerekebilir. SADI-S (tek bağlantılı duodenal ileal bypass) ise tüp mideyle birleştirilmiş ve tek bağlantıyla (anastomozla) uygulanan bir yöntemdir. Duodenal switch’te iki bağlantı (anastomoz) yapıldığı için SADI-S’e kıyasla ameliyat sırasında komplikasyon riski biraz daha yüksektir.

CERRAHİ SÜREÇ SONRASI HASTAYI NE BEKLER?

Cerrahi sonrası hastaların sıkı takip edilmesi büyük önem taşır. Vitamin-mineral takviyeleri, psikolojik destek ve beslenme danışmanlığı bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Uzun dönem başarı, yalnızca ameliyata değil, kişinin yaşam tarzı değişikliklerini sürdürebilmesine de bağlıdır. Sonuç olarak; Obezite, yalnızca bir kilo problemi değil, sistemik bir hastalık olarak kabul edilmelidir. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavileri ve cerrahi yöntemler, obeziteyle mücadelede farklı düzeylerde etkinlik sağlar. Cerrahi yöntemler özellikle ileri derecede obez bireyler için hayat kurtarıcı olabilir. Ancak her yöntemin avantajları ve riskleri dikkatle değerlendirilmelidir. Toplumsal farkındalık ve bireysel sorumluluk, obeziteyle mücadelenin başarısında temel rol oynamaktadır. Kamuoyunun bilinçlenmesi, erken müdahale ve tedaviye yönlendirme açısından büyük önem taşır.

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.


www.doktortakvimi.com © 2025 - Doktor bul ve randevu al

Bu web sitesi çerezleri kullanıyor.
Tarayıcınızda çerezlerle ilgili ayarları düzenleyebilirsiniz.