Çocuğunuzun konuşurken bazı sesleri veya sözcükleri tekrarladığını, sesleri uzattığını, konuşmaya başlarken zorlandığını ya da zaman zaman takıldığını fark ettiğinizde endişelenmeniz son derece doğaldır.
Özellikle ilk kez karşılaşılan bir durumda ebeveynlerin aklına sıklıkla şu sorular gelir:
“Acaba kekemelik kalıcı mı olacak?”
“Yanlış bir şey mi yaptık?”
“Beklemeli miyiz, yoksa bir uzmana başvurmalı mıyız?”
Öncelikle şunu bilmek önemlidir: Kekemelik, çocukluk döneminde oldukça sık karşılaşılan bir konuşma akıcılığı problemidir. Gelişimsel kekemeliğin çocukların yaklaşık %5’inde bir dönemde görüldüğü bilinmektedir. Ancak her çocuğun kekemelik süreci aynı şekilde ilerlemez. Bazı çocuklarda takılmalar zaman içerisinde azalırken bazı çocuklarda daha uzun süre devam edebilir.
Bu nedenle çocuğunuz kekelemeye başladığında yalnızca “Geçer mi?” sorusuna odaklanmak yerine, takılmaların nasıl ilerlediğini, çocuğun bu takılmalara nasıl tepki verdiğini ve genel iletişim ortamını değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Bu yazıda, çocuğunuzda yeni başlayan kekemelik veya akıcısızlık durumunda ebeveyn olarak neler yapabileceğinizi ve hangi durumlarda bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almanın uygun olabileceğini ele alacağım.
Çocuklar özellikle erken çocukluk döneminde çok hızlı bir dil gelişimi yaşarlar. Yeni sözcükler öğrenir, daha uzun cümleler kurmaya başlar ve düşüncelerini giderek daha ayrıntılı şekilde ifade etmek isterler.
Bu gelişim sürecinde konuşmanın akıcılığında zaman zaman kesintiler görülebilir. Örneğin çocuk;
Her akıcısızlık kekemelik anlamına gelmez. Çocuklarda görülen akıcısızlığın türü, sıklığı, şiddeti, zaman içerisindeki değişimi ve çocuğun bu takılmalara verdiği tepki birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle çocuğunuzun konuşmasındaki değişiklikleri fark ettiğinizde tek başına takılmaların sayısına bakarak karar vermek yerine, bütüncül bir değerlendirme yapmak daha sağlıklıdır.
Çocuğunuz kekelemeye başladığında öncelikle konuşma ortamını daha rahat ve destekleyici hâle getirmeye çalışabilirsiniz.
Çocuğunuz konuşurken onun takılmalarına değil, anlatmak istediği şeye odaklanın.
Göz temasını koruyarak, sabırla ve gerçekten dinleyerek konuşmasına eşlik edin. Takıldığında yüz ifadenizle şaşkınlık, endişe veya acelecilik göstermemeye çalışın.
Çocuğunuzun iletişim kurma isteğinin, konuşmasının akıcılığından daha önemli olduğunu hissetmesi değerlidir.
Çocuğunuza doğrudan “Yavaş konuş.” demek yerine, kendi konuşma temponuzu biraz azaltabilirsiniz.
Cümleleriniz arasında kısa duraklamalar yapmak, daha sakin bir konuşma ritmi kullanmak ve çocuğunuzun sözünü tamamlamadan dinlemek iletişim ortamını rahatlatabilir.
Buradaki amaç çocuğun konuşmasını kontrol etmek değil, ona daha rahat konuşabileceği bir iletişim modeli sunmaktır.
Çocuğunuz konuşurken araya girmemeye, onun yerine cevap vermemeye ve söyleyeceği şeyi tahmin ederek tamamlamamaya çalışın.
Özellikle takıldığı anlarda ona konuşmasını tamamlaması için zaman tanıyın.
Her gün kısa da olsa yalnızca çocuğunuzla konuşmaya ve onu dinlemeye ayırdığınız zamanlar oluşturabilirsiniz.
Bu anlarda televizyon, telefon veya başka dikkat dağıtıcı unsurları mümkün olduğunca azaltarak çocuğunuzun anlattıklarına odaklanabilirsiniz.
Aile içerisinde herkesin birbirinin sözünü kesmeden konuştuğu ve dinlediği bir iletişim ortamı oluşturmak faydalıdır.
Özellikle kalabalık aile ortamlarında çocuğun kendisini ifade edebilmesi için yeterli zamanı olduğundan emin olun.
Ebeveynler çoğu zaman iyi niyetle çocuğuna yardımcı olmaya çalışırken istemeden konuşma üzerinde daha fazla baskı oluşturabilir.
“Yavaş konuş.” demeyin.
“Sakin ol.” demeyin.
“Derin bir nefes al.” şeklinde yönlendirmeyin.
“Baştan söyle.” demeyin.
Cümlesini onun yerine tamamlamayın.
Takıldığı kelimeyi onun yerine söylemeyin.
Bu tür yönlendirmeler her çocukta aynı etkiyi yaratmasa da bazı çocuklarda “Konuşma biçimimde bir problem var.” şeklinde bir farkındalık oluşturabilir ve konuşma sırasında kendisini daha fazla kontrol etmesine neden olabilir.
Bu nedenle çocuğun konuşmasını düzeltmeye çalışmak yerine, iletişimini desteklemeye odaklanmak daha uygun bir yaklaşımdır.
Bu, çocuğu kekelemeye başlayan ebeveynlerin en sık sorduğu sorulardan biridir.
Bazı çocuklarda gelişimsel dönemde ortaya çıkan kekemelik zaman içerisinde azalabilir veya tamamen ortadan kalkabilir. Ancak hangi çocuğun kendiliğinden düzeleceğini yalnızca başlangıçta görülen birkaç takılmaya bakarak kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Kekemeliğin seyri; çocuğun yaşı, kekemeliğin başlangıcından itibaren geçen süre, aile öyküsü, takılmaların özellikleri, çocuğun kekemeliğe verdiği tepkiler ve eşlik eden diğer gelişimsel özellikler gibi birçok faktörle birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “Biraz bekleyelim, nasıl olsa geçer.” yaklaşımı her çocuk için uygun olmayabilir.
Çocuğunuzun konuşmasında yeni başlayan takılmalar varsa değerlendirme için mutlaka aylarca beklemeniz gerekmez.
Özellikle aşağıdaki durumların bulunması hâlinde bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almak faydalı olabilir:
Burada önemli olan yalnızca tek bir risk faktörünün bulunup bulunmaması değildir. Çocuğun konuşma özellikleri, gelişimsel öyküsü ve iletişim ortamı bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Çocuğun kekelemeye başlaması ebeveynlerde kaygı yaratabilir. Bu oldukça anlaşılır bir durumdur.
Ancak ebeveynin kaygısı arttıkça çocuğun konuşmasına daha fazla müdahale etmek, onu düzeltmek veya sürekli konuşmasını gözlemlemek kolaylaşabilir.
Bu nedenle kekemelik sürecinde yalnızca çocuğun değil, ebeveynlerin de nasıl iletişim kurabileceklerini öğrenmeleri önemlidir.
Çocuğunuz konuşurken sürekli olarak takılıp takılmadığını kontrol etmek yerine, onunla kurduğunuz iletişimin keyifli ve güvenli olmasına odaklanabilirsiniz.
Kekemelik değerlendirmesinde yalnızca çocuğun kaç kez takıldığına bakılmaz.
Çocuğun;
birlikte ele alınır.
Erken çocukluk döneminde uygulanan terapi yaklaşımlarında ebeveynlerin sürece aktif katılımı önemli bir yer tutabilir. Terapi planı çocuğun yaşına, gelişimsel özelliklerine, kekemeliğinin özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre bireyselleştirilir.
Amaç yalnızca çocuğun daha akıcı konuşmasını sağlamak değildir. Aynı zamanda iletişim kurma isteğini, konuşma konusundaki rahatlığını ve iletişimsel özgüvenini desteklemek de terapi sürecinin önemli parçalarıdır.
Her çocuk için tek bir doğru zaman çizelgesi yoktur.
Çocuğunuzun konuşmasında yeni başlayan takılmalar sizi endişelendiriyorsa, “Biraz daha bekleyelim.” demek yerine bir uzmandan bilgi almak, süreci daha bilinçli şekilde takip etmenizi sağlayabilir.
Bir değerlendirme yapılması, mutlaka terapi başlanacağı anlamına gelmez. Bazen çocuğun konuşmasının belirli bir süre izlenmesi ve ebeveynlere iletişim önerileri verilmesi yeterli olabilir.
Önemli olan, çocuğunuzun konuşma gelişimini doğru bilgilerle ve gereksiz bir konuşma baskısı oluşturmadan takip etmektir.
Çocuğunuzun konuşmasında yeni başlayan takılmalar varsa ve nasıl ilerlemeniz gerektiğinden emin değilseniz, çocuklarda kekemelik ve erken çocukluk dönemindeki akıcısızlıklar konusunda bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme alabilirsiniz.
İstanbul Ataşehir’de bulunan Sağlık Meslek Hizmet Birimimde, erken çocukluk dönemindeki akıcısızlıklar ve çocuklarda kekemelik değerlendirme ve terapi süreçlerini yürütüyorum.
Çocuğunuzun konuşma gelişimiyle ilgili sorularınız varsa veya kekemelik sürecinde nasıl ilerlemeniz gerektiği konusunda bireysel bilgi almak istiyorsanız benimle iletişime geçebilirsiniz.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.
01/09/2026
01/09/2026
30/08/2026