Hiç düşündünüz mü: çocuklar öfkelendiğinde neden bazıları bağırıp çağırırken, bazıları sessizce küser? Ya da neden bazı çocuklar utandıklarını gizlemek için bin bir takla atarken, diğerleri gelip size sarılır?
Yapılan araştırmalar, çocukların duygularını dışa vurma biçimlerinin sadece karakterleriyle ilgili olmadığını, içinde büyüdükleri ailenin eğitim seviyesinden (SES), cinsiyet rollerine kadar pek çok faktörden etkilendiğini gösteriyor. Gelin, Türkiye’deki çocuklar üzerine yapılan bir çalışmanın çarpıcı sonuçlarına birlikte bakalım.
Araştırmanın en ilginç bulgularından biri utanç duygusu üzerine. Orta-üst gelir grubundaki ailelerde kız ve erkek çocukların utançlarını ifade etme biçimleri arasında pek fark yok. Ancak düşük sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerde durum değişiyor: Kızlar utançlarını daha çok dile getirirken, erkekler bu duyguyu gizleme eğiliminde.
Bunun sebebi muhtemelen geleneksel yetiştirme tarzı. Geleneksel yapılarda “erkek adam utanmaz/ezilmez” imajı baskınken, kız çocuklarından daha “usturuplu” olmaları ve hatalarında mahcubiyet göstermeleri beklenebiliyor.
Eğitimli annelerin çocuklarında, cinsiyet fark etmeksizin öfke ifadesi benzer seyrediyor. Ancak ilginç bir detay var: Çocuklar öfkeyi her zaman aynı şekilde dışa vurmuyor.
• Erkekler: Genelde vurma, kırma gibi fiziksel tepkilere yönelebiliyor.
• Kızlar: Daha çok küsme, surat asma gibi sessiz ama belirgin yöntemleri tercih ediyor.
Türk çocuklarını Batılı akranlarından ayıran en temel özellik, ilişkisel uyum. ABD’li veya Hollandalı çocuklar bir sorunu çözmek (araçsal destek) için duygularını paylaşırken, bizim çocuklarımız öncelikle manevi destek ve şefkat bekliyor.
Kritik Bilgi: Çocuklar, duygularını paylaştıklarında alay edileceklerini veya azarlanacaklarını düşünüyorlarsa, zamanla duygularını bastırmayı öğreniyorlar. Bu da ileride duygusal zekayı olumsuz etkileyebiliyor.
Çocuklara “Neden üzüntünü veya hayal kırıklığını gizledin?” diye sorulduğunda, Türk çocuklarının cevabı kalbimizi eritiyor: “Başkalarının duygularını korumak için.” Yani çocuğumuz, sırf biz üzülmeyelim ya da ortamın tadı kaçmasın diye kendi hayal kırıklığını içine atabiliyor. Ancak iş utanç duygusuna gelince, sebep değişiyor: Utancımızı genellikle “rezil olmamak” yani kendimizi korumak için saklıyoruz.
İyi haber şu ki: çocuklar büyüdükçe duygularını ifade etme konusunda daha cesur ve becerikli hale geliyorlar. Büyük çocuklar, küçük yaştakilere göre duygularını paylaşmaya ve destek istemeye daha yatkın.
Çocuğunuzun duygularını ifade etme biçimi, ona sunduğunuz sosyal çevrenin bir aynasıdır. Eğitimli ve modern aile yapılarında çocuk, cinsiyet kalıplarına takılmadan duygusunu özgürce yaşayabiliyor.
Ebeveynlere Küçük Bir Not: Çocuğunuz bir duygusunu paylaştığında (bu öfke bile olsa), ona alaycı veya cezalandırıcı yaklaşmamak, onun duygusal gelişimi için yapabileceğiniz en büyük iyiliktir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.