James Allen “Hiçbir doktor bedenin hastalıklarını yok etmede neşeli düşünceler kadar etkili değildir!” derken şüphesiz düşüncenin gücüne vurgu yapmıştır. Beynin en önemli gücü düşüncelerimizi sağlığa ya da hastalığa dönüştürme yetisidir. Düşünceler soyuttur lakin kimi zaman düşüncelerimizin gerçeğimiz olduğuna şahit olmuşuzdur. Beynin, düşünceyi dönüştürücü gücü günümüzde birçok hastalığın tedavisinde kullanılan en güçlü silahtır. Bu bağlamda yazımızda, yaygın olarak düşünce gücü ile şifa olarak da bilinen,
Placebo kelimesi Latince kökenli bir kelime olup, tatmin etmek, mutlu etmek anlamına gelmektedir. Tarihi ise bilindiği aksine çok eski zamanlara dayanmaktadır. Placebo, 13. ve 14. yüzyıllarda nüfuzlu insanların cenazelerinde, yalandan ağıtlar yakmak ve ağlamak üzerine parayla tutulan insanlara ithafen kullanılmıştır. İlk defa o zamanlar kullanılan bu terim sahte ağıtçılar anlamına gelmekteyken, 1758 yılı itibariyle ise New Medical Dictionary’de, sıra dışı tıp uygulamalarıyla ilgili bir terim olarak yerini bulmuştur (Güveloğlu, 2016: 233).
Placebo Etkisi Nedir?
Placebo, ilaca benzeyen ancak gerçek bir ilaç olmayan ve içeriğinde şeker, distile su ya da salin solüsyonu bulunan bir maddedir. İlaca benzeyen bir görünüme sahip olsa da hastalıkları tedavi etme işlevine sahip değildir. Placebo, bireylerin hasta olmaları durumunda ilaç kullandığı zaman bu rahatsızlıkların geçeceği inancıyla ortaya çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında, yaralanan Amerikan askerlerini tedavi eden ve ağrılarını dindirmek için ağrı kesici morfin kullanan Henry Beecher, elindeki ağrı kesiciler bittiğinde yaralı askerlere morfin verdiğini söyleyip aslında salin (tuzlu su) solüsyonunu vermeye başlamıştır. Bu tedavi sonucunda askerlerin yüzde kırkının ağrılarının geçtiği ifade edilmiştir. Genelde placebo alan hastalar, kendilerine uygulanan tedavinin gerçek olup olmadığını bilmezler. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere, üzerimizde pozitif etkiye sahip olacağını düşünerek kullandığımız şeylerin dönüştürücü bir etkisi vardır. Aslında sahip olduğumuz düşüncelerin, hastalığı sağlığa; kötüyü ise iyiliğe çeviren gücünü görmekteyiz.
Onarım ve Tedavi Farkları
Onarım ile tedavi birbirinden ayrı iki kavramdır. Onarım, insan vücuduna bir bütün olarak bakmadan, yalnızca sorunlu organ üzerine yoğunlaşarak köklü olmayan bir geçici sorun halletme durumudur. Tedavi ise, hastayı bir bütün olarak görerek yalnızca bedenine değil ruhuna da ulaşarak gerçekleştirilir. Onarım, bir çeşit yama, tedavi ise iyileştirmedir. Örneğin, bu durumda bireyin hazımsızlık yüzünden mutsuz olduğunu değil, mutsuz olduğu için hazımsızlık sorunu yaşadığı da hesaba katılmalıdır. Hastalıkların tedavisinde de ne düşündüğümüz, iyileşme sürecinin gidişatını belirlemektedir. Çünkü bedenimiz düşüncelerimiz doğrultusunda bir bağışıklık sistemini aktive edecektir. Düşüncelerimizin günün sonunda “gerçeğimiz” olabileceği ihtimalini her daim hesaba katmalıyız. Bu bağlamda Placebo, hastalığın tedavisini gerçekleştirmese de hastanın nasıl hissettiğini etkileme gücüne sahiptir.
Placebo Psikolojik Bir Tepkiyi Harekete Geçirir Mi?
Birçok araştırmacı, Placebo’nun psikolojik bir tepkiyi harekete geçirdiğini düşünmektedir. Nedeni ise ilaçları kullanmanın ardından gelen iyileşme hissidir. İnsanların ilaç aldıklarında, bunun sonucunda ne olacağını zaten bildiklerinden, sonucu da bilinçsizce değiştirebilirler. 2006 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya Eyaleti’nde UCLA Nöropsikiyatrik Enstitüsü’nde beynin ilaca ve placebo’ya nasıl cevap verdiğini araştırmak üzere bir çalışma yapılmıştır. Araştırmada üç hasta grubu belirlenmiş; bu gruplardan ilki ve ikincisine deneysel antidepresan, üçüncü gruba ise placebo verilmiştir. İlaçları aldıktan birkaç hafta sonra ise her üç grubun da beyin aktivitesi EEG (electroencepholography) kullanılarak ölçülmüştür. Placebo’ya olumlu tepki veren beyin aktivitesinin, ilaca olumlu tepki verenlerden daha büyük bir artış gösterdiği tespit edilmiştir. UCLA araştırmacılarının bu çalışmasından da referans alarak, beynin ilaca ve placebo’ya farklı şekilde yanıt verdiğini söyleyebiliriz.
Placebolar Reçeteye Yazılıyor Mu?
Placebo’lar’ın klinik kullanımları hakkındaki çalışmalar oldukça yenidir. 2007 yılında, Chicago Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, Chicago bölgesinde bulunan hastanelerde yaklaşık olarak 200 doktorun %45’inin reçeteye placebo yazdıkları belirtilmiştir. Reçeteye yazılmasının yanında, hemen hemen tüm doktorlar placebo’nun tedavi edici yanlarının olduğunu da iddia etmektedirler. Amerikan Tıp Birliği 2006 yılında placebo’larla ilgili bir politika oluşturmuş ve bu politikaya göre şeffaflık esas alınarak hastanın bildiği, kabul ettiği sürece teşhis ve tedavide placebo kullanılabileceği belirtilmiştir. Lakin, buradan sorulması gereken en önemli soru şu olmuştur: Bu durum placebo etkisini psikolojik yönden sekteye uğratmaz mı? Bu soru bağlamında uzmanlar ikiye bölünmüştür. Birçok araştırmacı placebo alan hastaların, tedavi edici bir ilaç kullanmadıklarını bilmeleri durumunda placebo etkisinin psikolojik yönden sekteye uğrayacağına inansa da kimisi ise placebo’nun klasik koşullanma ile çalıştığına; dolayısıyla ilacın aslında placebo olduğunu tüm şeffaflığıyla söylemenin bir hükmünün olmayacağını ifade etmektedir.
Beden Zihnin Düşündüğü Gibi Davranır
Şüphesiz Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin sözleri sağlıkta da geçerlidir: “Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, geriye kalan et kemiksin… Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun…” Vücuda bir makine, organlara ise yedek parça ile bakıldığı sürece, zihin ve beden arasındaki kuvvetli bağı kaçırmamız olasıdır. İnsan bedenini bir bütün olarak algılamalı, zihin ve beden arasındaki kuvvetli bağı göz ardı etmemeliyiz. Psikolojik durumun bedene yansıması olarak adlandırılan psikosomatik hastalıkların listesi bu bağın zayıflamasının nedeniyledir ki uzundur. Sedef hastalığından romatizmaya, MS’den kansere kadar uzanan geniş bir yelpazeye sahiptir. Bu durumda hastalıkların doğuşu doğrudan zihin ile ilgili derken, şifanın da doğuşunun yine zihin ile ilgili olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zihnimizden geçirdiğimiz düşüncelerin “ne” olduğu bu noktada çok önem arz etmektedir. Ya düşüncelerimiz vesilesiyle sağlıklı oluruz, ya da düşüncelerimiz yüzünden hasta oluruz (Güveloğlu, 2016).
Özetle;
Kaynaklar:
Güveloğlu E. (2016). Hastalıklar Öğretmendir. İstanbul: Hayykitap.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.