Düşünceleriniz Nasıl İse Hayatınız da Öyledir

Yazar Didem TekinPsikolog • 18 Şubat 2019 • Yorumlar:

İnsanı eşsiz yapan algılayabilmesi, anlamlandırması, akıl yürütmesi ve hissetmesidir. Sadece insanoğluna bahşedilen bu özellikler başka hiçbir canlı da yoktur. Peki, bir günde zihnimizden 60.000 ila 90.000 düşünce geçmekte olduğunu biliyor muydunuz? Kaç tanesini fark edebiliyoruz? Çoğunlukla düşüncelerimizi fark etmiyoruz çünkü duygularımız düşüncelerimizin önüne geçiyor. İnsan zihni bir sıralamaya göre çalışır; önce karşılaştığı durumu algılar, sonra yorumlar ve anlamlandırır, sonra da duyguyu hisseder. Fakat Türk toplumu öncelikle duygularını fark eder sonra düşüncelerini.

Düşüncelerimiz ikiye ayrılıyor olumlu ve olumsuzlar. Olumsuz düşüncelerimiz “annem beni anlamıyor”, “kimse beni sevmiyor”, “bu sınavdan kalacağım”gibidir. Olumlu düşüncelerimiz“ mutlu bir insanım”, “hayat çok güzel”, “ben önemliyim”.  Şimdilerde herkesin söylediği dillere pelesenk olmuş bir söz var “Olumlu düşün ve olumsuz düşünceleri aklından çıkart.” Ama kimse olumsuzların nasıl olumluya dönüşeceğini anlatmıyor, bir sihirli değnek belki değiştirir.

Psikolojik rahatsızlıkların temelinde olumsuz, gerçeğe uzak ve işlevsel olmayan düşünceler vardır. Her psikolojik rahatsızlığın ise farklı bilişsel özelliği vardır. Yani depresyonu olan “ Ben değersiz bir insanım” diye düşünebilir. Anksiyetesi olan “ Telefon çaldığında kesin kötü bir haber alacağım” diye düşünebilir. Anksiyete bozukluğunda bilişlerimiz olması çok düşük olan ihtimalleri yüzde yüz olacak gibi algılamamızla ortaya çıkar. Anksiyetesi olan insanların temel bilişsel özellikleri vardır.

Anksiyete bozukluklarında görülen ortak temel bilişsel özellikler:

1) Anksiyete bozukluğunda, belirli uyaranlar gerçekte olduğundan daha tehlikeli algılanır (panik bozukluğunda masum olan kalp çarpıntısının kalp krizi gibi algılanması).

2) Anksiyete hastaları korktukları olumsuz sonuçların olma ihtimalini gerçekte olduğundan daha abartılı algılarlar( sosyal fobisi olan bir bireyin sosyal bir ortamda ellerinin titreyeceği ve yüzlerinin kızaracağına kesin olarak inanması gibi).

3) Anksiyete bozukluğunda korkulan sonucun oluşması bir felaket olarak algılanır. (Panik atak geçirdiğinde kişinin çıldıracağına inanması gibi).

4) Anksiyete hastaları korktukları sonucun olmaması için bir dizi bilişsel ve davranışsal kaçınmalarda bulunurlar (ilgiyi dağıtma, düşünmemeye çalışma, yanında ilaç taşıma, kolay çıkamayacağı kalabalık yerlere gitmeme veya çıkışa yakın yerlere oturma).

5) Anksiyete bozukluğunda bedensel belirtiler korkulan şeyin gerçek olduğu yargısını arttırır yani anksiyete arttıkça bedensel belirtiler artar bedensel belirtiler arttıkça anksiyete artar bir kısır döngüye dönüşür.

6) Anksiyete bozukluğu olan hastalarda tehlikeyi çok büyük ve baş edilemeyecek bir durum olarak algılarlar, kendi baş etme becerilerini de çok düşük veya yok olarak algılarlar. Örneğin sınıfta arkadaşı tarafından dalgaya alınan öğrenci yaşadığı durumu felaket olarak görürken kendini de baş edemeyecek kadar zayıf görmesi gibi).

Düşünce sisteminizin farkında olmak hangi düşüncenin sizi olumsuz etkilediğini ve hasta ettiğini görmenize yardımcı olur.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)