İçeriğe geç
Blog

Duygularımız Bize Ne Anlatıyor: İçsel Dengemizi Nasıl Geri Kazanırız? - Kl. Psk. Ömer Faruk Güzelgöz

Duygularımız Bize Ne Anlatıyor: İçsel Dengemizi Nasıl Geri Kazanırız?

Çoğumuz duyguları sadece "hissettiğimiz" ve bazen de bir an önce kurtulmak istediğimiz şeyler olarak görürüz. Oysa duygularımız, hayatımızı yönlendiren en dürüst ve en güvenilir bilgi kaynaklarıdır. İçimizdeki korku bizi tehlikelerden koruyan bir kalkan, öfke başkalarına "burada durmalısın" diyen sınırlarımız, üzüntü ise kayıplarımızı sindirip yeniden ayağa kalkmamızı sağlayan bir süreçtir. Ancak bazen hayatın getirdiği ağır stres, üst üste binen travmalar, uzun süren baskılar veya halının altına süpürdüğümüz o çözülmemiş duygusal yükler, bu kusursuz pusulanın ayarını bozabilir.

Zihin ve Beden Ayrı Çalışmaz

Duygusal dengemiz bozulduğunda sadece ruhumuz yara almaz; bedenimiz de bu faturaya ortak olur. Çünkü zihin ve beden birbirinden bağımsız çalışan iki ayrı makine değil, birbirine sıkı sıkıya bağlı bir bütündür. Peki, iç dünyamızdaki o hassas terazinin dengesinin şaştığını nasıl anlarız? İşte bedenin ve zihnin bize gönderdiği o sessiz "imdat" sinyalleri:

  • Ortada belirgin bir neden yokken bile sürekli diken üstünde ve gergin hissetmek;
  • Sakin bir andan aniden fırtınalı bir ruh hâline geçtiğimiz o keskin duygu değişimleri;
  • Kendimizi en ufak bir şeyde gözlerimiz dolarken veya ağlarken bulmak;
  • Eskiden gülüp geçeceğimiz sıradan olaylarda öfke patlamaları yaşamak;
  • Nefesimizi kesecek kadar yoğun ve sürekli bir kaygı sarmalına girmek;
  • Geceleri bir türlü uykuya dalamamak ya da iştahımızın aniden kesilmesi (veya tam tersi, aşırı artması);
  • En basit günlük kararları alırken bile zihnimizin felç olmuş gibi tıkanması;
  • Ne kadar uyursak uyuyalım, bir türlü geçmeyen o kronik yorgunluk hissi.

Beynimizde Gerçekte Ne Oluyor?

Uzun süre stres altında kaldığımızda, mesele sadece "psikolojik" olmaktan çıkar ve beynimizin çalışma şekli değişir. Beynimizin tehlike karşısında çalan yangın alarmı (amigdala) sürekli devrede kalırken, bizim mantıklı, sakin ve serinkanlı kararlar almamızı sağlayan o sağduyulu yöneticinin (prefrontal korteks) sesi kısılır. İşte tam da bu yüzden, mantığımız geçici olarak tatile çıktığı için olaylara normalden çok daha yoğun, aşırı ve tepkisel yanıtlar vermeye başlarız.

Dengeyi Yeniden Kurmak

Duygusal dengeyi korumak demek; taş gibi hissizleşmek, robotlaşmak veya tüm olumsuz duygulardan tamamen kurtulmak demek değildir. Asıl ustalık; duygularımızı bastırmadan, "ben iyiyim" diye inkâr etmeden ama duyguların o devasa dalgasının altında da boğulmadan yüzebilmektir.

Bunun ilk kuralı, biraz yavaşlayıp kendi duygusal ihtiyaçlarımızı gerçekten fark edebilmektir. Bizi yoranlara "hayır" diyerek sağlıklı sınırlar koyabilmek, suçluluk duymadan sadece durup dinlenmeye izin vermek ve ipin ucunun kaçtığını hissettiğimizde bir profesyonelden destek istemekten çekinmemek... Zihnimizdeki o güzel dengeyi yeniden kurmanın ve direksiyonu tekrar elimize almanın en kıymetli adımları işte bunlardır.

Bu makaleyi paylaş

Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.

DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.