Clark Kent’in, kendi utangaç ve kırılgan hâlinden sıyrılıp bir anda Süpermen’e dönüşmesi popüler kültürde sık sık hatırladığımız bir imge.
Bu dönüşüm sadece çizgi romanların değil, ilişkilerin de bir metaforudur. Çünkü birçok çiftin içinde bir “Süpermen” sessizce görev başındadır.
Bu yazıda, ilişkilerde Süpermen rolünün nasıl ortaya çıktığını, partneri ve ilişkiyi nasıl etkilediğini ve bu dinamiğin ardındaki psikolojik yapıyı ele alacağız.
Süpermen Rolü Nedir?
Süpermen rolü, kişinin ilişkide sürekli olarak “iyileştiren”, “gözeten”, “kollayan”, “çözüm bulan”, “ihtiyacı önceden sezen” kişi hâline gelmesidir.
Dışarıdan bakınca sevgi dolu, ilgili ve şefkatli görünür; ancak bu rolün altında çoğu zaman görülmemiş bir çocuk, karşılanmamış ihtiyaçlar ve değer görebilmek için faydalı olma zorunluluğu yatar.
Süpermen partner, ilişkide ebeveyn kıyafetini giyer. Yavru kedi rolündeki partner ise, bakım ve güven arayışını ilişkiye taşır. Bu iki rol görünmez bir şekilde birbirini tamamlar.
Süpermen’in Bilinçdışı Dinamiği
Süpermen rolü, kişinin içindeki çocuğun görülmediği, sesinin duyulmadığı geçmiş deneyimlerden doğar. Bu nedenle “kendiliğinden” var olmayı değil; “fonksiyonlarıyla var olmayı” öğrenmiştir.
Süpermen şunu yapar:
“Ben sana bakarım, yeter ki sen beni olduğum gibi kabul etme gereği duymadan sevebil.”
Bu, sevgi değil; çoğu zaman kendini saklama biçimidir. Süpermen’in partnerinin ihtiyaçlarını sezmesi, önlemesi, çözmesi aslında kendi içindeki yarayı kapatma girişimidir:
“Ben sana yeteyim ki, beni eksik tarafımla hiç görmeyesin.”
Ebeveyn Kıyafeti ve Kontrolün Gizli Yüzü
İlişkide Süpermen, ötekinin hayatını kolaylaştıran bir figür gibi görünür:
“Üşürsün, montunu getireyim.”
“Restoranda glütensiz menüye bakalım, bu sana iyi geliyor.”
“Hesabı ben hallederim, sen merak etme.”
Tüm bunlar yüzeyde özen gibi görünürken, derinde kontrolün kibar biçimi olabilir. Çünkü kontrol ederek, kendi dünyasına kimsenin girmesine izin vermez.
“Ben hallederim” demek, aynı zamanda “Sen bana yaklaşma” demektir.
Süpermen’in Yorgunluğu
Süpermen partnerler genellikle:
Çok yorulurlar
Görülmediklerini hissederler
İlişkide hep veren tarafta kalırlar
Ama buna rağmen kendilerini geri çekemezler
Çünkü dururlarsa, “yetersizlik” ve “değersizlik” duygularıyla yüzleşmek zorunda kalırlar.
Çocuklukta Başlayan Hikâye: Kumandasız Televizyon
Bu dinamiği anlamak için kısa bir metafor yararlıdır.
Kumandasız televizyon dönemini hatırlayanlar bilir: Kanal değiştirmek için fiziksel olarak televizyonun yanına gitmek gerekirdi.
Bazı çocuklar evde bu görevin “kalıcı sorumlusu” olurdu. Ebeveyn bir şey istediğinde koşar, yapar, hallederdi.
Bu deneyim şunu öğretir:
“Benim değerim, bir işi yapabilme kapasitemle ölçülüyor.”
Bu çocuklar büyüdüğünde, partnerlerinin gözünün içine bakıp:
“Kanal değiştirmemi ister misin?” deme potansiyeline sahiptir.
İlişkilerde Süpermen Kimdir?
Süpermen’in kim olduğunu anlamanın ipuçları vardır:
Her ortamda “Bana güvenebilirsin” mesajı verir.
İnsanları kendine çeker; sakin, güçlü, çözüm odaklı görünür.
Partneri ne isterse onu yapar, ama “Kendi ne ister?” sorusuna cevap veremez.
Kendisini hep dışarıdan bir gözle izler; doğal hâliyle görünmekten çekinir.
Biri ona “Peki sen ne istiyorsun?” dediğinde çoğu zaman cevap yoktur. Çünkü iç dünya hâlâ saklı, hâlâ korunması gereken bir yerdir.
Yavru Kedi – Süpermen Döngüsü
Bir ilişkide yavru kedi varsa, Süpermen mutlaka ortaya çıkar.
Yavru kedi, geçmişinde yeterince korunmamış ve bugün partnerinden ebeveynlik bekleyen taraftır.
Süpermen ise bu boşluğu doldurarak kendi içindeki çocuğu iyileştirmeye çalışır.
Bu döngü iki yetişkini değil, bir yetişkin–bir çocuk ilişkisini yaratır.
Bu nedenle:
Yavru kedi gelişemez, bağımlı hâle gelir.
Süpermen ise tükenir, gizli öfkeler biriktirir, görünmezleşir.
Ebeveynlikte Süpermen Ne Yapıyor?
Süpermenler ebeveyn olduğunda da “ihtiyacı yokmuş gibi” davranabilirler. Oysa çocukların en çok ihtiyacı olan şey, ihtiyaçlarını tanıyan ve bunu açıkça ifade eden ebeveynlerdir.
Bir Süpermen ebeveyn çocuğuna farkında olmadan şunu öğretir:
“Benim ihtiyaçlarım önemli değil.”
Bu, çocuğun da kendi ihtiyaçlarını fark edememesine yol açabilir.
İlişkilerde Aradığımız Model Ne?
Ne yavru kedi olmak…
Ne Süpermen olmak…
Aradığımız şey, iki yetişkinin birbirine şunu söyleyebilmesidir:
“Benim bugün seninle yemek yeme isteğim var, uygun musun?”
Ne “Seni yemeğe götüreceğim” dayatması,
Ne de “Ben bir şey demeyeyim, o beni anlasın” beklentisi.
İhtiyacını tanıyan ve ifade eden iki yetişkin.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.