Uzman Klinik Psikolog Mert Adil
“Ne yapmam gerektiğini düşünüyorum ama bir türlü karar veremiyorum.”
“Bir seçeneğe yaklaşıyorum, sonra diğerinin daha doğru olabileceği aklıma geliyor.”
“Ya yanlış karar verir ve pişman olursam?”
Karar verirken donup kalmak, yanlış yapma korkusu, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanma, mükemmeliyetçi beklentiler ve başkalarının onayına duyulan ihtiyaçla ilişkili olabilir. Bazen kişi yeterince bilgi sahibi olmadığı için zorlanır. Bazen de gerekli bilgiyi topladığı hâlde hiçbir seçimin sağlayamayacağı bir kesinliği bekler.
Kararsızlığı anlamak için yalnızca “Neyi seçemiyorum?” sorusuna değil, “Seçersem ne olmasından korkuyorum?” sorusuna da bakmak gerekir.
Aynı karar, farklı insanlar için farklı anlamlar taşıyabilir. Bir iş teklifini reddetmek, bir kişiye fırsat kaybını düşündürürken başka birine ailesini hayal kırıklığına uğratma ihtimalini hatırlatabilir.
Kararı zorlaştıran düşünceler şöyle olabilir:
• “Yanlış seçersem bunun sonuçlarını düzeltemem.”
• “Pişman olmam, yanlış bir insan olduğumu gösterir.”
• “Herkesin kabul edeceği bir karar vermeliyim.”
• “Doğru seçimi bulursam hiç kaygı hissetmem.”
• “Bir seçeneği seçmek, diğer bütün ihtimalleri kaybetmek demektir.”
Bu düşünceler devreye girdiğinde gündelik bir seçim bile kişinin yeterliliğinin sınandığı bir durum gibi yaşanabilir. Burada araştırılabilecek nokta, kararın gerçek sonuçları ile kişinin o sonuca yüklediği anlam arasındaki farktır.
Dikkatli düşünmek yararlıdır. Ancak “İhtiyaçlarıma uygun bir seçim yapmalıyım.” beklentisi, “Hiçbir dezavantajı olmayan seçeneği bulmalıyım.” zorunluluğuna dönüşürse karar vermek güçleşebilir.
Mükemmeliyetçilikte kişi, kendi değerini yüksek standartları karşılayabilmesine bağlayabilir. Hata ihtimali de bu nedenle sıradan bir aksilikten daha ağır hissedilebilir. Mükemmel yapamayacağı kaygısıyla bir işe başlamayı ertelemek, bu örüntünün olası görünümlerinden biridir. Centre for Clinical Interventions: Mükemmeliyetçilik
Kendinize şu soruyu yöneltebilirsiniz:
“Benim için yeterince uygun bir karar mı arıyorum, yoksa gelecekte hiç pişman olmayacağımın garantisini mi?”
Düşünmek, yeni bilgi sağladığında ve somut bir adımı belirlediğinde işe yarar. Aynı ihtimalleri tekrar tekrar değerlendirmek ise her zaman problem çözmek anlamına gelmez. Kesinlik ihtiyacı, endişenin sürmesine katkıda bulunabilir. Centre for Clinical Interventions: Endişe ve Belirsizlik
Örneğin bir kişi, göndereceği mesajı defalarca düzenleyebilir. Her düzenlemeden sonra kısa süreli rahatlar; ardından “Ya yanlış anlaşılırsa?” düşüncesi yeniden gelir. Bu örnekte bir noktadan sonra amaç, mesajı anlaşılır hâle getirmekten çıkıp yanlış anlaşılma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaya dönüşmüş olabilir.
Bu ayrımı fark etmek için şunu sorabilirsiniz:
“Şu an yeni bir bilgi mi ediniyorum, yoksa aynı soruya yeniden güvence mi arıyorum?”
Güvendiğiniz birinden görüş almak, karar sürecine katkı sağlayabilir. Ancak her görüşten sonra başka bir kişiye sorma ihtiyacı duyuyorsanız, kendi ölçütlerinizin yerini başkalarının cevapları almaya başlamış olabilir.
Burada önemli olan, kaç kişiye danıştığınızdan çok, danışmanın işlevini anlamaktır:
“Bu kişinin bilgisine mi ihtiyacım var, yoksa kararımın yanlış olmayacağını söylemesini mi bekliyorum?”
Özellikle başkalarının beklentileriyle kendi istekleriniz çatışıyorsa şu soru da anlamlı olabilir:
“Kimsenin onayını almak zorunda olmasaydım, benim için hangi ihtiyaç daha önemli olurdu?”
Kararı somut bir cümleye indirin.
“Hayatımla ne yapacağım?” sorusu çok geniştir. “Bu hafta hangi iş ilanlarına başvuracağım?” sorusu ise üzerinde çalışılabilecek bir adım tanımlar.
Eksik bilgiyi, kesinlik isteğinden ayırın.
Hangi bilgi gerçekten gerekli? Hangi sorunun yanıtı ancak seçimin ardından anlaşılabilir? Bu iki soruyu ayrı ayrı yazın.
Önceliklerinizi belirleyin.
Kararınızda sizin için en önemli iki veya üç ölçütü seçin. Örneğin, bir iş tercihinde gelir, çalışma saatleri ve mesleki gelişim öncelikli olabilir. Bütün ölçütleri aynı anda en üst düzeyde karşılayan bir seçenek bulunmayabilir.
Küçük ve geri döndürülebilir bir kararla başlayın.
Gündelik, düşük riskli bir seçimde makul bir düşünme süresi belirleyebilirsiniz. Ardından seçimi tekrar tekrar kontrol etme isteğinizi gözlemleyin. Önemli sağlık, hukuk veya mali kararlar ise ilgili uzmanların değerlendirmesini gerektirebilir.
Pişmanlık ihtimalinin yanında başa çıkma imkânınızı da düşünün.
Yalnızca “Ya istediğim gibi olmazsa?” diye sormak yerine, “İstediğim gibi olmazsa hangi seçeneklerim olur?” sorusunu ekleyin.
Kararınızın sonucuyla kişisel değerinizi ayırın.
Bir kararın beklediğiniz sonucu vermemesi, sizin yetersiz olduğunuzu kanıtlamaz. Kararlar, o anda erişebildiğiniz bilgiler ve koşullar içinde değerlendirilmelidir.
Karar vermekte zorlanmak, tek başına bir ruhsal bozukluk tanısı değildir. Ancak bu durum sık tekrarlanıyorsa, önemli işleri ertelemenize yol açıyorsa, ilişkilerinizi etkiliyorsa veya gününüzün büyük bölümünü aynı ihtimalleri düşünerek geçiriyorsanız psikolojik değerlendirme yararlı olabilir.
Görüşmelerde kararsızlığın hangi durumlarda ortaya çıktığı, korkulan sonuçlar, kişinin kendisiyle ilgili inançları ve sıkışmışlığı sürdüren davranışlar birlikte ele alınabilir. Terapinin amacı, danışanın yerine seçim yapmak değil, kendi ihtiyaçlarını ve önceliklerini gözeterek karar verebilmesini desteklemektir.
Sivas’ta yetişkinlerle çalışan bir klinik psikolog olarak kaygı, mükemmeliyetçi beklentiler ve ilişki örüntüleri gibi konuları, kişinin yaşam koşulları ve bireysel ihtiyaçları içinde değerlendiriyorum. Karar verme güçlüğüyle başvurulduğunda da yalnızca seçeneğe değil, seçimi zorlaştıran düşünce, duygu ve davranışlara birlikte bakmak önemlidir.
Karar verebilmek için her zaman tamamen emin olmanız gerekmez. Bazen ihtiyaç duyduğunuz şey, belirsizlik sürerken kendiniz için anlamlı bir adım atabilmektir.
Uzman Klinik Psikolog Mert Adil — Sivas
Çalışma alanı: Yetişkin psikoterapisi.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel değerlendirme ve psikoterapi yerine geçmez.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.