Romatizmal hastalıklar sadece “eklem kireçlenmesi” ya da “bağışıklığın yanlış çalışması” değildir. Asıl soru şudur: Bağışıklık sistemi neden kontrolden çıkar? Fonksiyonel Tıp bu noktada semptomu değil, kök nedeni araştırır.
Vücutta düşük düzeyli ama sürekli devam eden inflamasyon, zamanla bağışıklık sistemini hassaslaştırır. Rafine şeker, işlenmiş gıdalar, trans yağlar ve kan şekeri dalgalanmaları inflamatuar sitokinleri artırır. Bu durum bağışıklık sistemini sürekli alarm halinde tutar.
Bağışıklık sisteminin büyük kısmı bağırsaktadır. Artmış bağırsak geçirgenliği (“leaky gut”) durumunda sindirilmemiş protein parçacıkları kana geçebilir. Bağışıklık sistemi bu yapıları yabancı olarak algılar ve zamanla kendi dokularına da tepki geliştirebilir. Bu süreç otoimmün romatizmal hastalıkların zeminini oluşturabilir.
D vitamini, omega-3, magnezyum ve çinko eksiklikleri bağışıklık regülasyonunu bozar. Artmış oksidatif stres hücresel hasarı artırarak inflamasyonu besler.
Uzun süreli stres kortizol dengesini bozar. HPA aksındaki düzensizlikler bağışıklık yanıtını etkileyebilir. Sürekli alarm hali inflamasyonu tetikleyebilir.
Genetik zemin önemlidir; ancak hastalığı çoğu zaman beslenme, enfeksiyonlar, toksin yükü ve stres gibi çevresel faktörler başlatır.
Sonuç olarak romatizma, “birdenbire ortaya çıkan” bir hastalık değildir. Genetik yatkınlık üzerine eklenen inflamasyon, bağırsak bozulması ve stres yükü bağışıklık dengesini bozarak süreci başlatabilir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.