Okul Reddi (Okul Fobisi)

Okul Reddi (Okul Fobisi)

Okul Reddi çocuğun çeşitli sebeplerden dolayı okula gitmek istememesi olarak tanımlanır. Okula gitmek istememenin altında çoğu zaman kaygı yatar. Diğer nedenler olarakta  dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, karşıt olma karşı gelme bozukluğu, gelişim gerilikleri, öğrenme bozuklukları, okulda yaşadığı sorunlar, ders başarısızlıkları, maddi yetersizlikler sıralanabilir. Diğer nedenler olarak saydığımız durumlarda çocukta kaygıyı ve mutsuzluğu oluştururarak okul reddinin oluşmasına neden olur.

Okul reddi kreş, anaokulu ya da ilkokuluna başlayan her çocukta gözükebilir. Genelde ilk başlangıçlarda gözükmesine rağmen daha sonraki yıllarda da ortaya çıkabilir. Okul reddinin ortaya çıkmasına neden olan kaygının altında genelde sosyal kaygı bozukluğu ( Sosyal Fobi ) ya da ayrılık kaygısı bozukluğu yatar. Bu iki durumda çoğu zaman beraber bulunur.

Sosyal kaygı bozukluğu ve ayrılık kaygısı bozukluğu çoğu zaman kalıtsal olarak geçer ve bu durum aslında çocuğun doğumundan itibaren vardır. Bu iki durumda çoğu zaman stresör ya da başlatıcı bir neden olmadan ailelerin dikkatini çekmez.  1 yaşından sonra genelde aileler bu çocukları bize düşkün, anneye ya da babaya düşkün, çekingen , utangaç olarak tanımlamaya başlarlar. Çocuklarını kreşe gönderen aileler stresör nedenin (kreşe başlama) ortaya çıkmasıyla durumu daha erken farkederler.

Sosyal kaygı bozukluğu olan çocuklar tanımadığı ortam ya da kişilerle karşılaştığı zaman farkedilirler. Çekingen ve utangaç oldukları için genelde sorun yaratmazlar. Okul ise bir çok tanımadığı çocuk ve ortamdan oluştuğu için sosyal kaygı bozukluğu olan çocukların gözünde çok tehlikeli bir ortam olarak değerlendirilir. Sosyal kaygı bozukluğunun şiddeti ne kadar fazlaysa o kadar gitmek istemez ve okula alışma süresi uzar.

Sosyal kaygı bozukluğu olan çocuklarda çoğu zaman ayrılık kaygısı bozukluğuda görülür. Ayrılık kaygısı bozukluğu olan çocuklar güvendikleri kişilere  ( anne, baba , bakım veren..)  aşırı bağlanırken tanımadığı, güvenmediği, zaman geçirmediği, tehlike algıladığı kişilerden ve ortamlardan uzak dururlar. Hem sosyal kaygı bozukluğundaki hem de ayrılık kaygısı bozukluğundaki kaygıdan dolayı çocuklar ilk defa başladıkları okulu kaygı nesnesi olarak algılayabilir ve gitmeme konusunda ısrarcı olurlar. Kaygının şiddeti ne kadar fazlaysa okul reddide o kadar fazla olur.

Okul reddine yol açan diğer önemli neden ise dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğudur. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar çabuk sıkıldıkları, aşırı hareketli, aceleci, sabırsız  oldukları için okul gibi disiplinli, kurallı ortamları sevmezler. Aynı zamanda derslerde de sorun yaşamaya başladıkları zaman okula gitmek istemezler. Dikkat eksikliği olan çocuklarda özgüven eksikliği fazla gözüktüğü için, aşırı hareketli olan çocuklar kurallı ve disiplinli ortamları sevmedikleri için okula gitme konusunda sorun çıkartırlar. Bir kısmı ise okula başlar ve zaman ilerledikçe okula gitmek istmezler.

Öğrenme Bozuklukları, gelişim gerilikleri çocukların öz güvenlerini olumsuz yönde etkilediği için okul reddine yol açarlar. Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğunda ise çocuklar tamamen aileyle inatlaştıkları için okula gitmek istemezler. Çoğu zaman aileler bu durumda çeşitli ödüllerle çocuklarını okula götürmeye çalışırlar. Ödül sistemi bir süre sonra yetersiz gelebilir ve çocuk tekrar okula gitmek istemez. Daha önce okulda yaşadığı sorunlarda çocuklarda travma ya da uyum sorunu yaratıp okula gitme konusunda direnç geliştirmelerine yol açabilir.

Peki bu durumda aileler ne yapmalı?

Genelde aileler kaygıyı inatlaşma olarak değerlendirirler ve çocukla inatlaşmaya ya da zorla götürmeye çalışırlar. En çok yapılan yanlışlardan bir tanesi çocuğun yaşadığı kaygının farkına varamamaktır. Bir diğer önemli olan noktada kaygının nedenidir. Yukarda bahsettiğimiz gibi eğer kaygı doğumdan itibaren varsa bu kaygı kalıtsaldır. Eğer sonradan ortaya çıkan bir kaygıysa çevresel nedenlere bağlı oluşan kaygıdır ve nedenini bulmak gerekir.  Çevresel nedenlere örnek verecek olursak: bir yakının okul konusunda korkutması gibi basit bir şey olabilir. Bazende biz ebeveynlerin çocuklara okulun ne olduğunu çocuğun gözünden anlatmamızda bir çevresel neden olabilir. Bazı durumlarda çocukların  kendileri bile kaygının neden ortaya çıktığının anlayamayabilir.

Okulun ne olduğunu, ne için gittiğini, okulda neler yapıldığını çocuğun anlayacağı basit bir dilde anlatmak gerekir.

Çocuğumuzun kaygıları varsa onu rahatlatmak gerekir. Bu her dediğini yapmak anlamına gelmemeli çünkü bazen çocuklar ailelerin kaygılarını farkedip aileleri kullanabilirler.

Net, basit , rahat, çocuğun anlayacağı dilde konuşmak gerekir.

Hangi ebeveyn çocukla daha rahat iletişim kuruyorsa ve daha az kaygılıysa o ebeveynin okula bırakması daha iyi olur.

Okul konusunda ebeveynlerin kendi kaygılarını kontrol etmeleri gerekir. Çoğu zaman çocuklar rahat olsa bile aileler çocuklardan daha kaygılı olabiliyorlar. Eğer ebeveynler rahat olamıyorlarsa bu konuda yardım almaları gerekebilir.

Okul bittikten sonra kimin alacağı söylenerek çocuğu rahatlatmak gerekir. Çocuklar çünkü okula bırakılıp bir daha alınmayacağını düşünebilirler.

Kaygı durumunda alıştırmalar yavaş yavaş yapılmalıdır. Okula bırakıp gitmek, ağlatmak çoğu zaman işe yaramaz.

Kaygılarını kontrol etmekte zorlanıyorsa bu konuda çocuğun ve ailenin yardım alması gerekebilir.

Yazar

Yorumlar: (0)