Ebeveynler için yeni bir dönem başlarken bazı çocuklarda okula uyum sorunları, okula gitmek istememe, yoğun ağlama ve ayrılmakta zorlanma gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz.
Bazen ebeveynler çocuklarını saatlerce ikna etmeye çalışıyor; ancak sonuç değişmiyor. Sürecin sonunda ise yoğun bir ağlama, kendini yerlere atma ve okula girmeyi reddetme yaşanabiliyor.
Peki, böyle bir durumda ebeveyn olarak ne yapabiliriz?
Birkaç noktaya özellikle dikkat etmek önemli.
Evet, bunu belki milyonlarca kez duyduk:
“Duyguyu kabul edin.”
Haklısınız, bu cümleyi çok fazla duyuyoruz. Ancak çocuğun yaşadığı duyguyu kabul etmeden bu süreçte ilerlemek gerçekten oldukça zor.
Burada duyguyu kabul etmek, çocuğun söylediği her şeyi yapmak veya kaygısının yönlendirmesine göre hareket etmek anlamına gelmiyor.
Örneğin:
“Okula gitmek istemediğini ve bunun seni kaygılandırdığını görüyorum. Zor geliyor olabilir.”
diyebiliriz.
Ardından çocuğa önemli bir mesaj vermemiz gerekiyor:
Kaygı var olabilir; ama karar verici olan kaygı değildir.
Çocuk böylece kaygı hissettiğinde her zaman kaçmak zorunda olmadığını, bazen kaygısıyla birlikte hareket edebileceğini öğrenmeye başlar.
Bu da kaygıyla baş etme becerilerinin önemli bir parçasıdır.
Çocuk için belirsizlik kaygıyı artırabilir.
Bu nedenle “Okula gideceksin.” demek yerine, mümkün olduğunca somut bir anlatım kullanabiliriz.
Örneğin:
“Şimdi okula gireceksin. Birkaç saat sınıfında olacaksın. Öğretmenin ve arkadaşların yanında olacak. Derslerin bittikten sonra, saat 16.00’da seni buradan alacağım.”
Çocuğun günün nasıl ilerleyeceğini bilmesi, belirsizliği azaltmasına yardımcı olabilir.
Burada önemli olan verdiğimiz sözü tutmak ve mümkün olduğunca öngörülebilir bir rutin oluşturmaktır.
Ebeveynler olarak çocuğumuzu ağlayarak bırakmak elbette kolay değil.
Çocuğumuzun üzgün olduğunu gördüğümüzde biraz daha sarılmak, biraz daha konuşmak ve onu tekrar tekrar ikna etmeye çalışmak isteyebiliriz.
Ancak vedayı uzattıkça ayrılık anını daha da büyütebiliriz.
Bu nedenle vedayı kısa, net ve güven veren bir şekilde yapmak daha işlevsel olabilir.
Bir kez sarılın.
“Seni seviyorum. Derslerin bittiğinde seni yine aynı saatte buradan alacağım.”
deyin ve ayrılın.
İçeride yalnız olmadığını, öğretmeninin ve arkadaşlarının olduğunu hatırlatabilirsiniz.
Ama vedayı bir ikna sürecine dönüştürmemeye çalışın.
Çocuğun kaygı yaşaması, mutlaka o ortamdan uzaklaşması gerektiği anlamına gelmez.
Elbette burada çocuğun yaşına, yaşadığı güçlüğe ve durumun yoğunluğuna göre hareket etmek gerekir. Ancak günlük yaşamda kaygılandığımız bazı şeyleri, uygun destekle deneyimlemeye devam edebileceğimizi çocuğa göstermek önemlidir.
“Korkuyor olabilirsin ve yine de bunu deneyebiliriz.”
mesajı çocuğa çok önemli bir beceri kazandırır:
Kaygı geldiğinde hayatımızı tamamen kaygının belirlemesine izin vermemek.
Bu süreçte ebeveynin tutumu da oldukça önemli.
Çocuklarımız bizim söylediklerimiz kadar bizim duruşumuzu da takip ederler.
Siz çok kaygılı, kararsız ve sürekli geri adım atan bir noktada olduğunuzda çocuk da “Demek ki gerçekten korkulacak bir şey var.” şeklinde algılayabilir.
Bu nedenle çocuğun duygusunu görmek ile kaygısının yönlendirmesine göre hareket etmek arasındaki farkı korumamız gerekiyor.
Amacımız çocuğun hiç kaygılanmaması değil.
Amacımız, kaygı yaşadığında bununla baş edebileceğini ve kaygının hayatındaki kararların tek belirleyicisi olmak zorunda olmadığını öğrenmesine yardımcı olmak.
Çünkü bazen çocuğumuza verebileceğimiz en önemli mesaj:
“Korkuyor olabilirsin. Ben bunu görüyorum. Ama birlikte bu durumun içinden çıkabiliriz.”
Klinik Psikolog Selin Erdem
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.