Otizm

Yazar Nazan Sondaç KöroğluPsikolog • 17 Nisan 2020 • Yorumlar:

Şükür ki eskisi kadar bilinmez bir olgu değil.. Yani dünyada 55 doğumdan 1’inin otizm tanısı aldığını düşününce, öyle olduğunu umuyorum.

Kendi yaşadığım bir olayla başlamak isterim.. Üniversite 1.sınıftayım ve otizm ile ilgili bir bilgilendirme semineri düzenlenecek geniş çapta.. Mühendislik fakültesine girip, kantinde oturan öğrencilere seminerin broşüründen bırakıyorum.. ‘’Merhaba, bekleriz.’’ deyip, broşürü bırakıp arkamı döndüm ve şöyle bir konuşmaya kulak misafiri oldum:

-Oğlum bu otizm neydi?

-Şey işte ya, ateizmin bir çeşidi..

Bunu duyunca tabi, hemen dönüp anlattım nedir ne değildir diye ve o günden bu yana da hep anlatıyorum..

Otizm, üç yaşından önce ortaya çıkan, iletişimi ve etkileşimi engellediği için sosyalleşme konusunda problem yaratan, kalıtsal olmasıyla birlikte kökeni tam olarak belirlenememiş bir nörogelişimsel bozukluktur.

Karmaşık anlaşılması zor hallerine bir de bireysellik faktörü eklenince biraz da kompleks bir yapıya sahip olabiliyor. Ama bireysel eğitim programları, aile eğitimleri, psikolojik destek ile bireyin durumuna ve ihtiyacına yönelik eğitim programları, özel eğitim destekleri oluşturulmakta..

Otizmli çocuklar, vücut farkındalığı ve hareket sistemlerindeki sorunlar sebebiyle sürekli koşmak, zıplamak, hareket etmek eğilimindedirler. Başkalarının fark etmediği seslerin farkında olabilir veya bebek ağlaması, çöp arabası gibi sıradan seslerden aşırı rahatsızlık duyabilirler. Otizmli bazı çocuklar yemek veya kıyafetin çeşidi ve yapısı konusunda çok seçici olabilir. Bazı durumları hiç anlamıyor ve bazıları konusunda da aşırı sezgiliymiş gibi görünebilirler.

Her şeyden biraz ve hiçbir şeyden yok gibi bir şey yani.. 

Tek ve en önemli atlanmaması gereken iyi gözlem, iyi bir özel eğitim. Erken tanı ve tedavinin gerçekten hayat kurtardığına 5 senedir özel eğitim alanında çalışarak bilfiil deneyimliyorum.

İyi gözlem nedir? Bebeklikten fark edilen otizmli çocuklar var ve eğitime o kadar erken başlanıyor ki akranlarına en yakın noktaya ulaşabiliyor. 

Peki neleri gözlemleyelim? 

-Sallanma,

-Gülümsememe,

-Yüze bakmama,

-Sese tepki verememe,

-Aktivitelere karşı ilgisizlik,

-Yüz ifadelerini anlayamama,

-İsmi söylendiğinde bakmama,

-Gözle bir nesneyi takip edememe,

-Konuşurken kelimeleri tekrarlama,

-Herhangi bir nesneyi işaret edememe,

-Sıklıkla sallanması ve kendi etrafında dönme,

-Yaşıtları ile oynama becerisine sahip olmama,

-Değişikliklere aşırı tepki verme gibi durumlar sıklıkla rastlanmakta..

Ve tabi işin özel eğitim kısmının dışında bir de psikolojisi var. Türkiye’de otizmli birey sayısı ortalama 550.000 civarındadır. Ve bu da 550.000 ailenin psikolojisi demektir. 

Özel çocuklar ve onların ailelerine yaptığınız ufacık dokunuşların kıymeti inanın paha biçilemez. 

Tek bir gün çıkın ve herhangi bir özel eğitim kurumuna gidin. Bu 550.000 aileden herhangi birinin  elini tutun..

Çok şey değişecek, göreceksiniz.. Onlarda da, sizde de..

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)