Çocuklar günlük yaşamda zorlandıkları alanları biz yetişkinler gibi konuşarak açıklayamazlar. Bizler kendimizi kelimelerle ifade ederken, çocuklar oyun aracılığıyla ifade eder. Oyunu çocukların dili, oyuncakları ise kelimeleri olarak kabul ettiğimizde, 2-10 yaş arası çocuklarda çeşitli ekollerde oyun terapileri kullanılmaktadır. Bu ekollerden biri olan Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ise, çocuğu merkeze alarak yönlendirmeden uzak, güvenli bir ortam olan özel oyun odasında müdahalesiz oyun oynamasına olanak tanır. Terapistler bu odada, çocuğun dünyasına onun gözünden bakma ve gözlemleme fırsatı bulur. Terapist odada eşlikçi pozisyondadır. Çocuğun oyunlarını, duygularını ve düşüncelerini çocuğa yansıtarak hem çocuğun farkındalığının artmasını hem de seans boyunca her durumda çocuğun yanında olduğunu hissettirmeyi hedefler.
Çocuklar oyunun akışında günlük yaşantılarını, sorunlarını vb. durumları dışa vururlar. Terapist de gözlemci olarak, bir dedektif gibi çocuğu anlayarak ve izleyerek bunlarla ilgili bilgi sahibi olmaya çalışır. Oyun terapisinde tüm oyuncakların sistematik bir düzeni vardır. Her seans, oyuncaklar aynı düzende iken başlar; bu da çocuğun güven duygusunu pekiştirir. Bu oyuncakların hangisiyle ne kadar süre oynayacağını ise çocuk belirler. Aile ile bir problem belirlendiyse, o problemin ortadan kalkması doğrultusunda terapiler başlar. Ancak terapi sadece belirlenen soruna iyi gelmez; o sorunun yanında çocuğun başka problemleri varsa oralarda da iyileşmeler görülebilir. Yani, oyun terapisinde önemli olan sonuç değil süreçtir.
Oyun terapileri sadece çocukla çalışılan bir yöntem değildir. Arka planda sık sık ebeveyn görüşmeleri ile de desteklenen bir terapidir; bu sebeple terapist-ebeveyn işbirliği, iyileşme yolculuğunda oldukça önemli bir faktördür. Terapist gerek gördükçe ve ebeveynlerin talepleri doğrultusunda ebeveyn danışmanlığı gerçekleştirir. Çocuğu güvende hissettirmek için de seans aralıklarının tutarlı olması oldukça önemlidir. Süreç haftada bir seans şeklinde ilerletilmelidir. Seanslar yarım bırakıldığı takdirde, en azından bir veda seansı yapılmalıdır. Veda seansı yapılamaz ve ayrışma gerçekleşmezse çocuk kendini terk edilmiş ve yarım kalmış hissedebilir.
Bu makalenin DoktorTakvimi web sitesinde yayımlanması, yazarın açık izniyle yapılmaktadır. Web sitesindeki tüm içerikler, fikri ve sınai mülkiyet mevzuatı kapsamında uygun şekilde korunmaktadır.
DocPlanner Teknoloji A.Ş. web sitesi tıbbi tavsiye sunmaz. Bu sayfanın içeriği, metinler, grafikler, görseller ve diğer materyaller de dahil olmak üzere, yalnızca bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur ve tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini almak amacı taşımaz. Herhangi bir sağlık sorununuzla ilgili şüpheniz varsa, bir uzmana danışınız.