Özgüven (Benlik Saygısı) Nedir?

Yazar Gökhan BingölPsikolog • 5 Ocak 2022 • Yorumlar:

Sıkça karşılaşılan, çoğu mekan ve zamanda duyulan, birçok şeyin sorumlusu olarak ortaya çıkan "öz güven" yani "benlik saygısı" aslında, bireyin kendine güvenmesi manasına gelmektedir. Öz güven, kişinin kendisine yönelik olumlu duygular geliştirerek kendini iyi ve yetkin hissetmesidir. Öz güven (Benlik Saygısı) kişinin kendiyle ilgili yaptığı değerlendirme sonrasında kendinden memnun olup olmaması, kendini bedensel ve psikolojik olarak yeterli, güçlü, önemli, başarılı sağlam bulup bulmamasıyla, kendisini nasıl bulduğuyla ilgili bir kavramdır. Kişinin kendinden hoşnut olması benlik saygısının ve öz güvenin yüksek olduğunun göstergesidir. Bireyin kendisine yönelik güzel, pozitif duygular geliştirmesi sonucunda yine bireyin kendisini güzel ve olumlu bir şekilde hissetmesi durumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Benlik saygısı (öz güven) kişinin diğer insanlarla nasıl ilişkiler kuracağını, ilişki içinde ki pozisyon ve gücünü belirlemede ki en önemli psikolojik özellik olarak gözlemlenmektedir. Öz güven, kişinin hayatıyla ilgili aldığı kararları gerçekleştirebilmesi için kişiye cesaret veren bir güçtür. Öz güven (Benlik saygısı), bir insanın mutlu ve başarılı bir hayat sürmesi için ihtiyaç duyduğu bir kişilik öğesidir.

Yine öz güven şu kavramlarla tanımlanabilir; fikirlerini kabul ettirmek, iyimserlik, istekli olmak, sevgi, gurur, bağımsızlık, güven, eleştirilere açık olmak, duygusal olgunluk ve kapasitesini doğru değerlendirme becerisine sahip olmak. Öz güven yani benlik saygısı; bireyin kendisi ve yetenekleri hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olmaktır.

Birey şayet kendini iyi hissederse, kendi özellikleri ile de barışık olur, çevredeki şartlar ve bireylerle de barışık olur. Birey, böyle bir barışık olma durumunun sonucunda, yeni işlere ve projelere atılmaktan çekinmez. Bakıldığında öz güven aslında; şimdiki "an"ını seven, geleceğinin iyi olacağına inanan bireylerin sahip olduğu temel bir nitelik olarak gözlemlenmektedir. Aynı zamanda bu bireyler bu gününü seven, cesaretli ve yürekli bireylerdir. Ayrıca öz güven, girişimlere açık kişilerde de bulunan psikolojik bir özellik olarak da ortaya çıkmaktadır.

Öz güven (benlik saygısı) cesaret ya da yüreklilikten farklıdır. Öz güven sahibi insan, iyi ve kötü yönlerinin farkındadır ancak iyi yönlerini cesurca öne çıkarmaktan ya da kötü yönlerini geliştirmeye çalışmaktan çekinmez. Kendini olduğu gibi görür, güçlü ve zayıf yönlerini kabul eder.

Kişinin sahip olduğu öz güven hem kendi iç dünyasında hem kişiler arası ilişkilerde hem de iş hayatında büyük önem taşır. Bir kişinin öz güveninin olmaması diye bir şey söz konusu değildir. Yalnızca düşük ve yüksek öz güvene sahip olmak olarak tanımlanan durum vardır.


Özgüven tam olarak bireyin “benlik”, “ideal benlik” ve “öz saygı” kavramlarıyla ilgilidir. “Benlik” ise kişinin “ben neyim?” sorusuna verdiği yanıtla bağlantılıdır. “İdeal benlik” olmak istediğim “ben” dir. “Özsaygı” ise kişinin ne olduğu ve ne olmak istediği arasında bulunan farkla ilgili duygulardır.


Ben, benlik ve kişilik genellikle aynı anlamda kullanılır. Kişiyi o kişi yapar, kişiyi başkalarından ayıran duygu, tutum ve davranışların örgütlenmiş bütünlüğünü anlatır. Benlik kavramı, insanın kendi benliğini algılama ve kavrama biçimi olarak tanımlanır. Kişinin kendini nasıl görür ve kendisine nasıl değer verir, bunları anlatır.

"Ben" veya "Benlik" iletişimin merkezi olarak kabul edilebilir. Kişinin beden yapısı ruhi ve sosyal işlevleriyle kurmuş olduğu iletişimden gelen iletilerin çözüldüğü ve yorumlandığı katmandır. Benliğin görevlerinden en önemlileri şunlardır: İçgüdülerden ve dürtülerden kaynaklanan güdüleri kontrol etmek ve düzenlemek; çevreyle bağlantı kurmak; gerçeği tanımak, denemek, anlamak; gerçeğe uyum sağlamak; çevreden gelen uyarımları sınırlamak, sıralamak; algılamak, saklamak, yargıya varmak, kavramları birleştirmek; geleceğe ilişkin beklentiler ve amaçlar saptamak, kaygıdan kurtaran savunmalar düzenlemek.

Benlik, bireyin kendisi hakkında edindiği bilinç, dış dünyanın doğrudan etkilerine açık olan dürtülerin kontrolünü sağlayan katmandır.

Benlik kişinin kendisini ayrı bir birey olarak tanımlama deneyimidir.

İnsanlardan gelecek olumlu tepkilere kişi kendine verdiği değeri koruyabilmesi için gerek duymaktadır. Benlik psikolojisi bunun önemini vurgular.

Benlik, sosyal etkileşimlerin sonucunda oluşur ve sosyal konumda yer alır, bu yüzden sosyal bir üründür. Benliği kişilikten de bu ayırır. Kişinin kendini nasıl algıladığı, kendisi ile ilgili farkındalığı benliktir.

Benlik, bireyin gereksinimlerini, yeteneklerini, güdülerini ve haklarını içeren bireye ait özelliklerden oluşan bir varlık olarak görülmüştür. Benliğin yapısı, dünyayı, başkalarını ve bireyin kendisini nasıl görüp algıladığını belirler, her türlü duygu düşünce ve davranışı etkiler.

Bireyler, kendi benlikleriyle ilgili ideal bir kuram geliştirirler. Bu bireyin olmak istediği bir kişiliktir. Birey var olan benliği yerine, olmak istediği benlik peşinde koşar. Kendine ideal olarak aldığı bu benlik, gerçek benliğinden daha ileri, daha gelişmiş özellikler taşır. Birey hiçbir zaman olmak istediği bu ideal benliğe ulaşamaz. Ancak bunun için gerekli özellikleri edinmeye çalışır. Bu durum bireyin tüketim alışkanlıklarında da kendini gösterir. Bireyler, kendilerini olmak istedikleri gibi gösterecek ürünlere yönelme eğilimindedirler.

Öz saygı ise; insanı kendi kişiliğini alçaltmaktan alıkoyan ve başkalarınca da alçaltılmayı hoş karşılamayan duygu, kendi özüne, kişiliğine beslediği saygıdır. Öz saygısı düşük olan insanlar içlerinde bir yerlerde kendilerini değersiz, önemsiz ve yeteneksiz oldukları düşüncelerini devamlı beslerler. Sorumluluktan kaçarlar, yapıcı değillerdir ve bahaneler üretip, başarısızlıktan kaçarlar. Öz saygısı yüksek olan insanlar ise daha öz güvenli, sosyal ilişkilerde de daha aktiftirler. Bu kişiler, kendileriyle uyumlu ve yaptıklarından hoşnut olma duygusu içindedirler. Başta kendilerine saygı duyduklarından başkalarını olduğu gibi kabul etmeleri ve aşağılık duygusu yaşamamaları da doğrudan kolaylaşmış olur. Kendine saygı duymayan insanlarsa tıpkı kendilerine yaptıkları gibi etraflarındaki insanlara da değersiz birey muamelesi yaparlar.

Daha net anlatmak gerekirse; bizim şu anda var olan halimizle, aslında olmak istediğimiz kişilik arasındaki fark azsa ya da hiç yoksa öz güvenimiz çok yüksek, aradaki bu fark fazlaysa öz güvenimiz düşük olur. Yaşımız kaç olursa olsun, eğer olmak istediğimiz yerde, konumda, psikolojide değilsek, maalesef öz güvenimiz düşüyor, öz güven eksikliği yaşıyoruz.

Öz güvenin bir diğer tanımı da iç güven ve dış güvenle bağdaşıktır. İç güvenimiz; kendini sevme, kendini tanıma, belirgin hedefler koyabilme, olumlu düşünme unsurlardan oluşur. Kendini tanıyan, seven, kendinden hoşnut olan, kendisiyle barışık olan insanların iç güvenleri yüksektir. Dış güven ise bireyin iç güvenle birlikte sahip olduğu özelliklerini dış çevreye karşı yansıtabilme durumumuzdur. Kişi, çevresindeki kişilere kendisinden hoşnut ve emin olduğuna yönelik gösterdiği tavır, tutum ve davranışlardır. İletişim ve kişinin duygularını kontrol edebilmesi aslında dış güvenin unsurlarıdır

Kişinin öz güveni konumuna, koşullara, dönemlere göre değişiklik gösterir ve burada düşük ya da yüksek öz güven şeklinde nitelendirilir.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Yorumlar: (0)